“Kur Korumalı Mevduat Hesaplarında Sonun Başlangıcı..”

KKM hesaplarında zorunlu karşılık oranlarının arttırılması ve sıkılaştırma adımları ile birlikte KKM sürecini sonlandırılmak üzere faaliyetlere başlanıldığını söyleyebiliriz. Faiz ve enflasyon arasında bilime dayalı olarak kurulamayan bağ sebebiyle KKM hesaplarını geliştirdik. Çünkü döviz kurları kontrolden çıkmış ve cari açıkla birlikte ciddi bir enflasyon yaratmaya başlamıştı. Amacımız dövizi kontrol altında tutmak, cari açığı azaltmak ve enflasyonla mücadele etmekti. Ancak gelinen noktada dövizi kontrol altında tutamadık, cari açığı azaltamadık ve enflasyonu iyice rayından çıkardık..

Bilindiği üzere KKM hesapları iki kola ayrılarak çalışıyordu. TL mevduatların dolara endeksli olarak KKM hesaplarına çevrilmesi ve dolar, euro, altın, İngiliz Sterlini mevduatlarının TL’ye dönüştürülerek ilgili dövize endeksli KKM hesaplarına çevrilmesiyle oluşturuluyordu. Açılan KKM hesapları teminat gösterilerek ticari kredi de kullandırılıyor, mevduat getirisine ek 1 veya 2 puan fark ile de faiz veya kar payı alınıyordu. TCMB tarafından yayınlanan son tebliğlerde Türk Lirası’nın dövize karşı değerini koruma amaçlı olarak artık sadece dövizden dönüşümlü kur korumalı hesapların sürdürüleceği anlaşılıyor. Bankalara da uzun süredir menkul kıymet esaslı bu hususta yönlendirme yapılıyordu. Ayrıca sıkılaştırma politikası izlenmesiyle KKM hesaplarının ticari kredi haline dönüşmemesi için de çalışmalara başlandı.

İlk başlarda TCMB tarafından para basılarak KKM hesaplarının ödenekleri sübvanse edilmeye çalışılsa da basılan paranın enflasyonu hesaplanamadı ve sıkılaştırma adımları atılmak zorunda kaldı. Tabi burada siyasi seçimleri atlatmanın rahatlığı da var diyebilirim.

Bugün kıymetli TCMB başkanı Hafize Gaye Erkan enflasyonla mücadelede sıkılaştırma politikalarının izleneceğini ve kontrolün kendilerinde olduğunu vurguladı. Ayrıca TCMB’nin yıl sonu enflasyon tahminini %22,3 seviyesinden %58 seviyesine yükseltmesi şeffaf politika açısından olumlu oldu. Ayrıca ekonomik toparlanmanın 2025 yılında gerçekleşeceğini, döviz kuruna müdahalenin merkez bankacılığı tanımında olduğunu, şimdilik TL banknotlarda bir çalışma yapılmadığını ve enflasyonu tek haneye indirme amacında olduklarını belirtmesi de rasyonel zemine uygun açıklamalar diyebilirim. Ancak sözün özünde yine ekonomik büyümenin de yabana atılmadığı açıklamalardan anlaşılıyor. Yani krizden ziyade cari açık, yüksek enflasyonla büyüyen bir ekonomiyle devam edeceğimizi söylemeliyim.

Ekonomi yönetiminin şu an için yapması gereken tek şey öncelikle güven ortamını sağlamak. Doğru veriler, basiretli açıklamalar, bilime ve davranışsal iktisada uygun kararlar ile yol alınması elzem. Hazır toparlanma mesajı 2025 olarak verilmişken yapısal reformların yapılması ve piyasanın dinamikleriyle daha fazla oynanmaması gerektiğini düşünüyorum.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın