
Piyasalar ve güncel konularla ilgili yazıları genelde hafta içi yazmaya çalışıyorum. Ancak bu yazıyı pazar günü yazmak istedim. Çünkü bu yazı yaşam tarzımız ile ilgili..
Refah seviyesi; huzur seviyesi demektir. Yani insanların mutlu ve huzurlu olması anlamına gelir. Ülkelerin refah seviyeleri de vatandaşlarının mutluluk ve huzur seviyesi ile ölçülür. Fakat mutlu ve huzurlu olmak için kıstas nedir? İşte bu her coğrafya, her bölge, her hane ve her insan için farklılık gösterir. Fakat ortalama olarak; kaliteli bir eğitim, kaliteli bir sağlık hizmeti, kaliteli çevre, yeterli maddi imkan ve sosyal yaşam kalitesi şeklinde ayrıntılayabiliriz. Genel olarak refah seviyesi para ile ölçülse de bu şekilde doğru ölçüm yapıldığını düşünmüyorum.
Lüks evler, lüks arabalar, dolu banka hesaplarını istemeyen hiç kimse yoktur, biliyorum.. Ancak yaşamamızın amacının bu olduğuna inanmıyorum. İnsan eğitimini kaliteli bir seviyeye getirmeli, mental ve fiziki sağlığını düşünmeli ve elbette yatırım ve kazanım sağlamalı. Ancak bu şekilde refah seviyesini arttırabilir.
Bu olayın ekonomi ile ilgisi şudur. Refah seviyesi yüksek ülkeleri ekonomileri gelişmiştir. Peki ekonomi gelişiminden dolayı mı refah seviyesi yüksektir, yoksa eğitimli insanların oluşturduğu ülkeler de mi ekonomi gelişmiştir, tam olarak bilemiyorum..
Geçtiğimiz haftalarda bazı ürünlerin kredi taksit sayısı azaltıldı. Mesela araç kredileri fiyatına göre 36 veya 24 aya indirilecek, mobilya taksitleri 18 aydan 12 aya indirilecek. Bu durum dağıtılan kredilerin toplanması durumu. Yani ekonomik bir düzenleme ve önlem. Peki bir ay önce mobilyasını değiştirmek isteyen ve 18 ay taksiti göze alan biri için zorluk değil mi? Artık mobilyasını değiştirmek istediğinde 12 ayda ödeyebilecek seviyede olması gerekiyor. 2 yıl önce en çok ihtiyaç duyulan şeyin yani cep telefonunun taksit sayısı 36 aya kadar çıkarılıyordu. İnsanlar istedikleri markayı alabiliyordu. Nasıl olsa öderim diyorlardı ancak şimdi 6 aya düşen ve fiyatları çok fazla artan aynı marka telefonları alamıyorlar. Teknoloji çağında bu durum refah seviyesini baltalamıyor mu sizce?..
36 ay taksit ile telefon alma kısmını tartışmıyorum. Bizim finansal okur yazarlık eksikliğimizle alakalı bir durum. Ben refah seviyesinden bahsettiğim için insanların istediklerini yapma özgürlüklerine odaklanıyorum. Yoksa kredilerin şişmesi konusunda bizlerin maaşımızın 5 katı kredilerle tatile gitme isteğinin payını biliyorum. Burada da size soruyorum; ekonomi mi refah seviyesini etkiliyor, yoksa refah seviyesi mi ekonomiyi?..
Eğitim yoksa; refah seviyesi de, ekonomik büyüme de, ekonomik faktörler de ve gelişip giden teknolojinin bizde ki seviyesi de alt kısımlarda seyretmeye devam eder. Refah seviyesini para ile değil; eğitim, sağlık, adalet, sosyal çevre ve gelişme ile ölçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Herkese iyi pazarlar..
Muhammed Yenice

