KoronaVirüs ve Ekonomik, Finansal Gelişmeler..

Uzun zamandır bu konu hakkında araştırma yapıyorum. Tabi sizlerde biliyorsunuz ki hem bilgi çok hem de araştırma materyalleri. Aşırı istatistiklere boğmadan, bilgilendirici bir yazı yazmaya karar verdim. Yüzeysel fakat anlaşılır özellik taşıyor bu yazı. Zaten bizim ihtiyacımız olan anlaşılır bilgiler elde etmek, özellikle de bilginin net olmadığı bu günlerde…

SARS-CoV-2 diye söylenen fakat bizim “Korona Virüs” diye bildiğimiz kuşlar ve memelilerde hastalığa sebep olan bir çeşit ölümcül virüs.

Koronavirüsler ilk olarak 1960 yıllarında görülmüştür. Tavuklarda ve insanların soğuk algınlığı semptomlarından sonra burun boşluklarından alınan örneklerle keşfedilmiştir. İlerleyen zamanlarda farklı isimlerle anılmıştır.

7 farklı insan koronavirüsü vardır;

  1. İnsan koronavirüsü 229E (HCoV-229E)
  2. İnsan koronavirüsü OC43 (HCoV-OC43)
  3. SARS-CoV
  4. İnsan koronavirüsü NL63 (HCoV-NL63, Haven koronavirüsü)
  5. İnsan koronavirüsü HKU1
  6. MERS Koronavirüsü (MERS-CoV)
  7. Yeni Koronavirüs (COvID-19)

Koronavirüsü; influenza virüsünün neden olduğu gribal enfeksiyonlara benzer şekilde hapşırık ve öksürük sonucu, havadan damlacık yoluyla solunum sistemine ulaşabilir. Ayrıca enfekte yüzeylerden temasla, ağız ve gözler de bulaşabilir.

Yeni Koronavirüs şu ana dek 120’den fazla ülke ve bölgeye yayıldı. Koronavirüs dünya genelinde 126 bini aşkın kişiye bulaşırken 4 bin 600’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Şimdi sizlerle koronavirüs tarafından en çok etkilenen yaş grubunu göstermek üzere bir istatistik paylaşıyorum;

Buradan hareketle özellikle yaşlılar için daha fazla korunma sağlamayı, ve yaşlı insanlarla yaşayanların daha fazla hassasiyet göstermesi gerektiğini söylememiz gerekiyor. Ayrıca konuşurken ya da bilgi paylaşırken bu istatistiği göz önünde bulundurmamız gerekiyor..

Hijyen ve temizlik konusu virüs ve ölümler yaşanmadan da aynı öneme sahip. Bir insanın temiz olması; hem kendi, hem toplum, hem de dünya açısında çok önemli ve gerekli. Bu konuda eksiklikler gözünüze çarpıyordur. Söylemeden de anlıyorsunuz.

El yıkama eylemi çocukluğumuzdan itibaren evde, okulda, televizyonlarda gördüğümüz, uyarıldığımız ve yıkamaya zorlandığımız bir şey. İyi ki öyle.. Bu harita çok hoşuma gitti. Hemen bırakıyorum;

Bu konuda çok yorum yapmak istemiyorum. Şu ülke temiz, şu ülke kirli muhabbeti yapmak değil niyetim. Çünkü sadece el yıkamak ile temizlik olmuyor. Benim bu istatistiği paylaşmamın tek sebebi; virüsün el ile daha yoğun bulaşması. Mikrop, mikroptur. Genel olarak temizlik ve hijyen konusunda sınıfta kalacağımızı düşünüyorum. Dünya genelinde kalmayabiliriz, fakat bence önemli olan Dünya’nın iyisi olmak değil, en iyisi olmak. Elini yıkayan fakat duş almakta zorluk çeken bir toplum el yıkama konusunda yüzdeliği yüksek olduğu için mutlu olmamalıdır, herhalde. 

O yüzden hijyen ve temizliğe yeterince önem vermeyen toplumlar bu felaketlerle karşılaşınca lütfen nerede eksik kalabildiğini görsün. Marketlerde makarna raflarını boşaltmak yerine, her zaman temiz ve sağlıklı kalmayı seçmeliyiz. 

Virüse geri dönelim. Virüs hakkında birçok şey söyleniyor, yazılıyor, internet ortamında paylaşılan milyonlarca gönderi ve herkesin müthiş fikir ve önerileri…

Buradan hareketle bazı soruları açıklığa kavuşturacağım;

1 – İran’da neden bu kadar şiddetli yaşanıyor?

     İran bu yıl yarım asırdır görmediği kadar soğuk bir kış geçirdi. Virüsün soğukta yayıldığını hepimiz biliyoruz. İran sıcak bir ülke, neden orada yayıldı sorularını bu şekilde nakavt edebiliriz. İran’da yaşayan akrabalarım sayesinde bilgilere daha net ve daha güvenilir yaklaşabiliyorum. 

2 – Türkiye’de vaka yaşanmadığına inanmayan ve vaka sayısının fazla olduğunu düşünenler için;

    Sene 2020. Bildiğiniz üzere televizyon ve diğer haberleşme araçlarına ihtiyaç duymadan cebimizde taşıdığımız küçük haber devleri ile her durumdan anında haberdar oluyoruz. Eğer Türkiye’de virüs yoğun yaşansa idi bizim bundan haberdar olmama imkanımız sıfıra yakın olurdu. Hatırlarsanız; geçenlerde yaşadığımız üzücü günlerin sebebi İdlib’te verdiğimiz şehitlerdi. Ruhları şad olsun. Açıklama yapılmadan saatler önce haberdar olmuştuk. İnternet yavaşlatılmıştı, fakat yine de durmadık, öğrendik. Şehitlerimizin sayısını devletimiz açıklamadan öğrenmiştik. Milli savunma gibi gizliliği öncü olan bir konuda dahi ülkece haberdar olduk. Anlatmak istediğim şu; Türkiye’de virüsün bahsedilen şekilde yaşanma ihtimali yok. Eğer olsaydı haberimiz olurdu, emin olun. 

3 – Çin bu işi bilerek yaptı!

     Bir de bu söyleme ek olan; “beter olsunlar” söylemi.. Her durumda komplo teorileri üretmekte üstümüze yok. Sanırım tarihi ve siyasi yapımız bizi buna itiyor ama akıllıca hareket etmek mümkün. Çin bu virüsü bilerek yaydı kısmına inanmak güç. Kimse kendisinin zarar göreceğini bilerek böyle bir şey yapamaz. Bu konuyu Profesörlerin dile getirmesi çok acı. Olaylara farklı şekilde yaklaşmayı ne zaman öğreneceğiz, merak ediyorum doğrusu. “Beter olsunlar” kısmına gelirsek; ben hangi konuda olursa olsun bunu doğru bulamam. Benim insanlığım buna el vermiyor. Hele de tüm Dünya bu sıkıntıyı çekerken. Keza Dünya’ya yayılmasa dahi “beter olsunlar” diyemezdim. Sadece yiyecek konusunda yaptıkları seçimlerin yanlışlığını eleştirebilirim..

Bilgi kirliliği, sorgulama ve araştırma eksikliği, her şeyi anında başkalarına ulaştırma isteği ve bilime olan uzaklıklar. Bizim en büyük birinci virüsümüz bunlar. İkinci virüsü ekonomik kısımda anlatacağım. Bizim bu virüslerle savaşmamız gerekiyor. 

EKONOMİK VE FİNANSAL GELİŞMELER


Bildiğiniz üzere yaklaşık 2 yıldır sürekli ekonomi ile alakalı sıkıntılar yaşıyoruz. Televizyonlarda, sosyal mecralarda, kıymetli hocalarım, hocalarımız tarafından ve çevremdekiler ile takipçilerim için benim aracılığım ile ekonomik yorumlar, bilgiler havada uçuşuyor. Yakın zamandan beri ise virüs sebebi ile ekonomi sıkça konuşmak durumunda kalıyoruz. Ekonomi ve finans öyle iki kavram ki; hem her konu ile alakalı, hem her durumun içinde, hem de tam bir derya deniz. O yüzden yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak her olay hakkında bilgi sahibi olmalı, bu bilgileri ekonomik yorumlamalı ve bunların doğruluğundan emin olmalı ve oldurmalıyız. 

Borsa aşırı çalkantılı virüs sebebi ile. Doğru ve doğruluğu bir süre değişmeyecek bir durum bu. Takip ettiğim grafiklere göre insanlar şu an çok kararsız. Petrol fiyatlarının aniden düşmesi, petrole yatırım yapmak üzere insanları ateşlendirdi ama akıllarda bir çok soru işareti varken bu çok mümkün olmadı. Şimdi bakıyorum ki herkes virüs olayından faydalanmaya çalışıyor. Bu çok yanlış bence ama maalesef yatırımcıların şu an bakış açısı böyle. Zaten dengeli yaklaşımdan anlaşılıyor ki; almak ve satmak isteyenler o kadar temkinli davranıyor ki ani düşüş ve yükselişler yaşanmıyor. Ara ara inip çıkıyor ama genel olarak ortada kalıyor.

Borsaların değer kaybetmesi normal, şirketlerin Çin ile olan bağlantılarını düşününce bu kaçınılmaz oluyor. Bildiğiniz üzere ABD devi Apple bu olaydan etkilenen şirketlerden biri. Apple, 2020’nin ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını 28 Ocak’ta açıklamıştı. Bilançosunda ekim-aralık dönemini birinci çeyrek olarak kabul eden şirket, söz konusu dönemde 91,8 milyar dolar gelir elde ettiğini duyurmuştu. Şirket, ocak-mart döneminde ise 63 milyar ile 67 milyar dolar arasında gelir elde etmeyi beklediğini açıklamıştı. 91,8 milyar dolar Apple için bir rekordu.. 

Altın konusunda şöyle bir durum var güvenilirliği azalan yatırım araçlarından kaçış; altına yapılan yatırıma yol açabilir bu çok olağandır. Fakat dolar bazında olan kaçışlar ve dolar bazında olan yatırımlar işleri karıştırıyor. Altından kaçıp borsaya yönelmek ile, altından kaçıp petrole yönelmek aynı şey olmuyor. En azından bizim için böyle, ister istemez dövize bağımlıyız çünkü.

Merkez Bankaları faiz indirimine gittiler. Faiz indirimi ülke bazında değerlendirilmesi gereken bir durum. Amerika’nın böyle bir şey yapması ekonomik göstergesi ile değil siyasi yönlendirme ile oluştu. Yani yüzdelik ile ifade edersem %35 ekonomik fakat %65 siyasal bir gerekçe ile faiz indirdi FED. Avrupa Merkez Bankası faiz değiştirmediğini bugün açıkladı. LTRO (Long Term Repo Operations) sistemi ile uzun vadeli finansman sağlayacağını duyurdu. Bu da ülke bazında bir destek tabi. Türkiye bu ay yapacağı toplantıda faiz indirecektir. Benim gözümde bu da %40 mantıklı %60 mantıksız. Neden mantıklı? Çünkü döviz kurlarının volatilitesi arttığında faiz yükseltebilecek bir açıklık oluşturabilir, şimdi indirim yaparak. Neden mantıksız? Çünkü faiz indirimini virüs ile ilişkilendirip, siyasilerin isteğini yerine getirmiş olacak. Yine gereksiz ve sorgusuz borçlanmalar ile yatırımlar yapılırsa, önü alınamaz bir faiz yükseltimine götürebilir. 

Dünya genelinde bir resesyon ve beklentisi var. Bana göre de öyle. Bu resesyonu faiz indirimleri ile destekleyip büyümeye katkı sağlamak istiyor ülkeler. Doğru. Ama ipi sıkı tutmak gerek. Her yönü iyice hesaplamalı, kararları defalarca sorgulamalı ve akıl danışmalı. 

Yatırım tavsiyesi bizlerin işi değil. Şayet biz daha büyük şeyleri ön görmeye çalışıyoruz. Negatif veya pozitif anlamda daha çok etki edecek durumları.. Tavsiyecilere sesleniyorum; bu kadar çalkantı varken ileriyi görebilmek pek mümkün olmadığı gibi yaşanacak riskleri tespit etmek daha vaciptir düşüncesindeyim.. 


Risk yönetimi ve planlama bu zamanın iş dünyasında büyük bir gereklilik. Risk yönetimine ciddi bütçe ayıran şirketler ve ülkeler kesinlikle başarılıdır. Risk yönetimi sizi iki şeyden korur; risklerden ve riski sizin yaratmanızdan. Risk yönetimini iyi yapamayan ülkeleri gördük virüs sebebi ile. Şirket bazında risk yönetimi para ile, ülke bazında risk yönetimi adalet ve eğitim gibi olgular ile yapılır. Risk yönetimi ve planlama uzun vadede yaşanacakları, kısa vadede yaşanmış olanları analiz etmek, duruma göre aksiyon almak ve durumu bertaraf etmeye yönelik eylemleri belirlemek ile birlikte harekete geçirmeye yarar. Virüs ortaya çıktığından itibaren iyi bir yönetim sağladık. Fakat; bu dakikadan sonra aynı şekilde sürdürmemiz gerekmektedir. 

Ekonomik ve finansal olarak; kişisel yatırımların dikkatlice yapılması gerektiğini vurguluyorum. Yatırımlar zaten dikkatlice yapılmalıdır, fakat bu dönemde o dikkatı iki katına çıkarın. Şirketler için; risk yönetimine ağırlık verilmesi gerekir. Çünkü başımıza neler gelebilir tam olarak tahmin edemiyoruz. Ülke için yapabileceğim en büyük tavsiye; harcamaların kısılması ve gerekli yerlere yatırılmasıdır. Şu an bulunduğumuz durum için; eğitim, sağlık, teknoloji ve risk yönetimi. İthalatta ki rötarlar sebebi ile ara malı ve hammadde yatırımına yüklenilmesi gerektiğini düşünüyorum.. 

Yazımı bitirirken; 

Sizlere ikinci virüsten bahsedeceğim. Daha önce söylemiştim. Bu virüs AHLAK eksikliği. Her yazımda elimden geldiğince ahlak konusuna değinmeye çalışıyorum. Çünkü gözümde büyük bir eksiklik ve felakete sürükleyen freni boşalmış bir araç niteliğinde. Yapılan yüksek fiyatlı satışlardan ve yüksek oranlı alımlardan bahsedeceğim. Makarna, kolonya vb gibi izdiham ile satın alınacak ürünlere zam yapmak etik değildir. İhtiyacından fazlasını satın almak ise hem ahlaki hem mantıklı değildir. Bugün vatandaşlarımız marketleri boşalttı. Herkesin evi kolonyacı dükkanına dönmüş durumda. Bu denli kendini düşünen, insanları ve dünyayı umursamayan varlıklar olduğumuzu her olayda daha çok göstermeyi başarı olarak görmüyoruzdur umarım. Biz böyle bir toplum olmamalıyız. Bugün kolonya alamayan, makarna bulamayan insanlar gördük. Her zaman söylüyorum; devletler suçlu değildir, insanlar oldukları gibi yönetilirler. Bugün bu şekilde davranan bir toplumun felaketlerden kurtulması imkansızdır, devletin bu felaketleri önlemesi daha da imkansızdır. Devlete yardımcı olacak bir beşeri yapıya sahip olmadığımızı üzülerek kabul etmek zorundayız. Dünya’da insanlar ölürken biz batan geminin malları üzerinden para kazanma derdindeyiz, ülkede bir felaket var iken biz kendimizi kurtarma derdindeyiz. Yapacağımız; akşam rahat rahat evimizde oturup, televizyonda ölüm oranlarını takip etmek, sosyal medyada doğruluğu her anlamıyla sorgulanacak bilgileri elden ele seri şekilde yaymak, gün içerisinde her şeyi bol bol alıp kendimizi kurtardığımız için mutlu olmak olmamalı. Bu kadar eleştirel bir dil kullandığım için üzgünüm ama pişman değilim. Bunları ancak haykırarak anlatabileceğimi düşünüyorum. Ahlaksızlık bir virüstür. Asıl bulaşıcı olan bu virüsü kapmış olan insanlardır. Ayrıca sadece ülkem için değil, tüm ülkeler için aynı düşüncedeyim. İnsanlığın ahlaksızlığı vurgulamak istediğim. 

SARS virüsü %10,9 , CoV2 virüsü %2,9 ama Ahlak eksikliği %100 ölümcüldür. Bu maalesef ki bu kadar net. 

Virüsten korunmak için sağlık bakanlığımızın çağrılarına kulak verelim. Bilgilerimizi derinleştirmek amacı ile araştırmalar yapalım. Bu işi ciddiye alalım. Eminim bu da geçecektir. Bizim bu işten nasıl çıkabileceğimiz önemli. Ülke olarak değil, Dünya olarak.. 

Not: Çin’de corona virüsüne karşı çalışmalar yürüten Ulusal Sağlık Komisyonu’nun görevlendirdiği ekibin başındaki isim Zhong Nanshan, dünya çapında paniğe yol açan virüsle ilgili kritik açıklamalarda bulundu. Nanshan, global seviyeye ulaşan pandeminin Haziran ayında bitmesini beklediklerini söyledi. (Pandemi; Dünyada eş zamanlı olarak çok yaygın bir şekilde çok fazla sayıda insanı tehdit eden bulaşıcı hastalıklara verilen isim.)

Muhammed Yenice

KoronaVirüs ve Ekonomik, Finansal Gelişmeler..” üzerine 2 yorum

  1. Öncelikle bu kadar anlaşılır bir dille yazdığınız için teşekkür ederim. Tıp öğrencisiyim ama ekonomik bilgiler öğrenebiliyorum sayenizde. Merak ettiğim bir diğer şey siz bu araştırmaları nereden yapıyorsunuz? Cevaplarsanız sevinirim.

    Liked by 1 kişi

    1. Çok teşekkür ederim, keyifli okumalar her zaman. Ben kafama takılan her sorunun karşılığını bilimsel makalelerde, ekonomik olarak ise güvendiğim hocalarımda buluyorum. Tıp öğrencisiyseniz, tabi sınıfınızı tahmin edemiyorum belki biliyor belki bilmiyorsunuz ama bilimsel makaleler içinden araştırma ve çıkarımlar yapmak en güzel yoldur.

      Beğen

Orhan Değer için bir cevap yazın Cevabı iptal et