8 Mart Dünya “Kıymetliler” Günü..

Benim için her yıl önemi katlanarak artan bir gün 8 Mart. Tam kutlama havası olmadan, maalesef farkındalık yaratmaya çalışılıyor belirli bir kesim tarafından. Ben de o kesimdeyim. Aslında bugünü kadınlarımız için kutlanacak, mutlu olunacak özel bir gün tadında geçirtmemiz gerek. Fakat kutlayanlar da sadece daha fazla şiddet ve şiddet benzeri eylem yaşanmasın diye çabalıyor. Benim bu yazıyı yazmamın sebebi de maalesef farkındalık yaratmak. Ama inancım tam. Sonunda fark edilecek. Dünya’nın gidişatı bizim böyle çağ dışı ve geri kalmış eylemlerimizi kabul etmeyecek ve bizleri saf dışı bırakacak. 

Kadınların özgürlüğünü kabullenmeli, desteklemeliyiz. Özgür yaşayarak başarılı olmaları için elimizden gelen desteği vermemiz gerekmektedir. Ülke olarak kalkınmak için kadınların başarısına ihtiyacımız olduğunu göz ardı etmemeliyiz. 

Biz maalesef saf dışı kalacak kesimdeyiz. Şiddeti her yerde meşrulaştırmaya çalışıyor ve özeniyoruz. Bu arada şiddet diye nitelendirdiğim şey fiziki ve psikolojik olmak üzere iki şekli de kapsıyor. Yazının tümünde bu şekilde kullanacağım. Bunu yazmak bile çok üzücü ama daha önce de belirttiğim üzere; maalesef böyle günler kutlama yerine farkındalık yaratma aracı olarak kullanılıyor. Umarım başarabiliriz ve eminim bir gün başaracağız..

Niyetim sizleri karamsarlığa sürüklemek, iç karartıcı şeyler söylemek değil. Farkındalığı yaratabilmek amacıyla yazıyorum her şeyi. Bu arada veriler güncel değil, veri bulmakta zorlanıyoruz çünkü. Siz o yüzden verileri düşük görün çünkü yıllar içinde ilerledi ve yükseldi veriler. Şimdi maalesef paylaşacağım veriyi, bizi bir gram dahi olsa rahatsız eder ya da düşünmeye sevk eder ve önlem alırız diye paylaşıyorum. 

Durum iç açıcı değil. Güvenli kısmı sizi yanıltmasın. Büyük ihtimalle gece-gündüz ayrımı yapılmadığı için böyle bir oran çıkmış. Ayrıca %42 güven oranı bakıp mutlu olunacak değil, utanılacak bir oran. Gerisi de gördüğünüz gibi çok çok düşük. Takdir edersiniz ki çağdaş bir ülke de böyle bir oran çıkmamalıdır. Çekirdekten büyüyerek bu oranı indirmemiz gerektiğini şiddetle hatırlatırım size. Bu güvensiz ortamı yaratmamalı, yaratanlara engel olabilmeli ve kadınlarımızı bu korkudan kurtarmalıyız. Unutmayın, bir toplumu bir insan, bir insanı bir düşünce kurtarır. Düşünün..

Buyrun bir başka veri. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) verilerine göre ülkeler arasında sıyrılıp birinci olmayı başarmışız. Eğitim değil, okuma oranı değil, spor başarısı değil.. ŞİDDET.. Psikolojik veya fiziksel şiddet. Her zaman söylüyorum; lütfen oturup konuşamayacağınız, iki kelime edemeyeceğiniz çocukları dünyaya getirmeyin. Çocuk yaparken onu karşınıza alıp belli başlı ahlaki eğitimleri verip veremeyeceğinizi düşünün. Bir kadına karşı daha doğrusu bir insana karşı, doğaya karşı, kendine karşı nasıl davranması gerektiğini lütfen öğretin. Saygı ve insanlık; para ya da eğitim ile öğretilmez. Çocuğunuzun varlığına işleyin bunları. 

Buradan hareketle anlayabiliriz ki en önemli konulardan biri eğitim. Eğitimli olmayan kadınlar özgüven konusunda problemler yaşıyorlar. Benim bir çok öğretmenim ve tanımış olduğum iş kadınları kadınlar adına öncü olabilecek insanlar. Tabi bu durumda kadınları suçlamıyorum. Ailelerin eğitim karşıtı olması, hele ki kız çocuklarını eğitimden geri koymaları asıl problem. Devletin burada devreye girmesi gerekiyor tabi, ama yine de yapmak istemeyenler bir şekilde çaresine bakıyorlar. Eğitim görmediği için iş bulamıyor bu kadınlar. Ekonomik özgürlük olmadığı için daha da sindiriliyorlar. Ben butada çok büyük bir tepkiyi de maddi durumu üst düzeyde olan hanım efendilerimize iletiyorum. Ben kendi çevremde imkanı bulunan ve bu imkanı boşa harcayan bir sürü insan tanıyorum. Yeni aldığı çantayı arkadaşlarına satmaya çalışan biri, bu kız çocuklarının ya da kadınların elinden tutabilir. Buyrun siz düşünün. Sizin çevrenizin ne kadarı böyle? Eğitim ve istihdam istatistiklerini buraya bırakıyorum.

Kadın eğitimini kabullenemeyenler için sabır ile farklı bir bakış açısı paylaşmaya çalışıyorum. Şu şekilde düşünebiliriz. Eğitimli bir kadın size daha çok yardımcı olur. Çünkü dünya görüşü geniştir, sizden daha iyi görebilir. Maddi olarak size destek olur. Aslında şiddet öyle bir akılsızlıktır ki, en büyük zararı kendine verir. Maddi sıkıntılardan dolayı eşine şiddet gösteren insana sormak isterim; neden eşini sindirdin, teşvik etseydin sana destek olup bu sıkıntıdan kurtarabilirdi. Eşinin lafını dinleseydi, en iyisini ben bilirim düşüncesi ile hareket etmeseydi belki de iş durumu veya ticareti kötüye gitmeyecekti. Örnekler vardır hepinizin hayatında. Eşine keşke seni dinleseydim diyen ama işin işten geçtiği için geri dönemeyen birine rastlamışsınızdır.. Tabi bu pişmanlığı duyan yanına şiddeti eklememiş olabilir, yine de anlatmak istediğim kadınların fikirlerine önem verilmesi gerektiğidir. Hem de ciddi bir önem..

Psikolojik veya fiziksel şiddet göstermek akli eksiklik ve korku yoğunluğunu barındırır içerisinde. Kadını koruyabilecek gücü olmayanlar, gücü kadın üzerinde kullanıyorlar. Eşinin giyimi yüzünden şiddet gösterenler, eşlerini korumaktan acizdirler. Oysa, kadınlar istedikleri gibi giyinse ve başlarına gelecek kötülüklerden korunsalar daha güzel olmaz mı? Ben eşimi kısıtlayacağıma, kendisine gelecek zararları engellemeyi tercih ederim. Bakış açısı şu olmalıdır; benim eşim, kız kardeşim, kızım veya başkası dışarı çıkmak istiyorsa kendisini dışarı çıkmaktan mahrum etmek yerine, kendisini korumayı tercih etmeliyim. Bu bakış açısını tüm durumlara uygulayabiliriz. Özgürlükleri kısıtlamak korumak değil, köreltmektir..

Eşit bir Dünya mümkündür ve öyle olmalıdır. Feministlere çıkışan bir kesim şöyle der; “madem eşitiz, o zaman başınız belaya girdiğinde kendinizi kurtarın.” Buna maalesef katılmıyorum. Çünkü bizim bahsettiğimiz eşitlik; fikir ve özgürlüklerde. Şiddetin nasıl bir eşitliği olabilir ki. Çocuğumuz özgürdür, şiddete uğradığını gördüğümüzde müdahale etmez miyiz? Eşitiz diye bırakır mıyız çocuğumuzu? 

Bu arada feminizm desteklediğim bir görüş değildir. Çünkü sonu “izm” ile biten ve kesin bağlılık gösteren her görüş hataya iter. Doğru ve yanlış ayrımı yapılmasını engeller. Feminizm; XVIII. yüzyılda Fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekler ile eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akımdır. Doğrudur. Savunurum. Fakat ben insanlar ile savaşan feminizmi kabullenemiyorum. Bu da bir çeşit şiddete giriyor çünkü. Yanlış anlaşılmasına müsade etmek istemediğim için detaylı anlatacağım. Karşı cinse küfürler ve hakaretler yağdıran, ölüm ve benzeri kötü durumların yaşanması için eylem gösteren feminizmi savunmadığımı söylüyorum. Takdir edersiniz ki, kadınların hak ve özgürlüklerini önemsemesem bu yazıyı yazmazdım. Benim savaşım bir görüşe sıkı sıkıya sarılıp, çizgiden çıkıp, şiddeti farklı yollarla meşrulaştırmak iledir. Sadece feminizm değil, yanlışı kabullenmeyen ve ölümüne bağlanılan her görüşe karşıyım. Feminizmi, sadece kadınların hak ve özgürlüklerini hakkı ile savunduğu durumlarda savunuyorum. Bunu da belirtmiş olayım..

Kadınlar narin varlıklardır. Bu yakınımız veya uzağımız olsa da farketmez, böyledir. Nezaket göstermek, anlayışla karşılamak ve korumak, kollamak yerine şiddet göstermek hatadır. Birbiriyle anlaşamayan insanlar için birbirinden ayrılma şansını hukuki yollar sağlıyor. Şiddetten kaçış her türlü mümkündür, erkekler için söylüyorum. Eşiyle anlaşamayan erkekler şiddet göstermeden de uzaklaşabilirler. Medeni insanlar gibi yani. 

Etrafımızda şiddetin her türlüsünü ve özgürlüklerin engellenmesini en ufak bir söz ile dahi desteklemememiz gerekmektedir. Ancak umutsuz değilim bu konularda. Ama bizim sayemizde değil, kadınlarımız sayesinde. Küçük yaştan itibaren başarıları ile göz dolduran kadınlarımız bu yolda öncülük edeceklerdir.

Sümeyye Boyacı yaşı küçük ama başarısı dağlarla yarışır yücelikte yüzücü gururumuz. Doğuştan iki kolu olmayan Sümeyye; akvaryumda balıkların kolları olmadan yüzdüğünü görerek azim göstermiştir. S5 engelli sınıfında 2019 Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda gümüş, 2018 Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda altın madalya kazanmıştır. Aynı zamanda ayakları ile resim yapabilme becerisine sahiptir. 2020 yılı için “BARBIE“ rol modeli seçildi. 

Boksör, halterci, iş kadını, yüzücü, futbolcu, ressam, karateci, akademisyen, tiyatrocu, müzik sanatçısı, basketbolcu, voleybolcu, hemşire, doktor, öğretmen, mühendis, bilim kadını ve daha saymadığım nice niteliklerde kadınlarımız var. Daha çok yazabilirdim ama yazmadıklarım olursa diye haksızlık yapmak istemiyorum. BARBIE’nin rol modeli seçildi, ben de bu yazının modeli olarak onu seçtim. Sümeyye’yi paylaşmamın sebebi bu. Bu yolu onlar aydınlatıyor. Bizlere de o yolda onları destekleyerek onlarla birlikte yürümek düşüyor.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk kadınların hak ve özgürlüklerini ciddiyet ile önemsemiştir. Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri ile noktalamak istiyorum yazımı.

“Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

Kadınların daha mutlu 8 Mart’lar geçirmesini, daha güzel kutlamalar yapılmasını. Kendi adıma söylemem gerekirse, daha güzel yazılar yazmayı ümit ediyorum. 

Ömür sayfasını birlikte doldurma yolunda ilerlediğim kadına, annelerime, yengelerime, dost ve akrabalarıma, kıymetli arkadaşlarıma, çok değerli hocalarıma ve Dünya üzerinde bulunan tüm kadınlara mutlu bir Kadınlar Günü diliyorum. Her yıl daha güzel istatistiklere, yüreğimizi ferahlatan bilgilere yer vermek dileğiyle.. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Bir gün değil, her gün kıymetli olsun. 

Bugüne kadar hak ve özgürlükleri engellenmiş, yaşama hakkı elinden alınmış, çeşitli zorluklarla boğuşmaya mahkum edilmiş olan tüm kadınları yürekten anıyor ve bu eziyete karşı olan utancımı üzülerek belirtiyorum..

Muhammed Yenice


8 Mart Dünya “Kıymetliler” Günü..” üzerine 4 yorum

  1. Kadınlarını geride bırakan toplum geride kalmaya mahkumdur
    Kaleminize sağlık çok teşekkürler

    Beğen

yalnizlikmarmelati için bir cevap yazın Cevabı iptal et