Bir Ulusu Küllerinden Doğuran Lideri Anmak ve Anlamak..

Mustafa Kemal Atatürk

Bugün benim için çocukluğumdan bu yana siren sesleri ile aklıma kazınmış; üzgün ve umutlu bir gündür. Beni üzgün hissettirmesi ulu önderi kaybetmenin getirdiği, umutlu hissettirmesi ise ulu önderin kişiliği ve yaptıklarını örnek almamdan kaynaklı hislerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk dünyanın gelmiş geçmiş en büyük liderlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’ni, silah arkadaşları ile omuz omuza çarpışarak kurmuş ve bizlere emanet etmiştir. Şüphesiz tüm ülkeler kendi bağımsızlıkları ve geçmişleri üzerinde mükemmel hisler beslerler. Bazı ülkeler ise daha şanslıdır. Büyük bir lider önderliğinde kazandıkları bağımsızlıkları ve ülke sınırları vardır. Biz bu ülkelerin bence en üstünüyüz; çünkü her ülkenin sınırları vardır, fakat önemli olan soru şudur; bu sınırlar hangi hikayeyle çizilmiştir ve bu hikayenin başrolü kimdir ? 

Hayatı boyunca asla bilinen anlamda taraftar olmadım. Çünkü; takım olarak, ırk olarak, ülke olarak; fanatikliğin holiganlığa dönüştüğünü anlamam zaman almadı. Ülkemi her şeyden üstün tutarım, ama kalkıp bir Fransız vatandaşına “Biz sizi yendik” demem ve demedim. Keza Fransız arkadaşlarım oldu. Ben bu konulardan bahsetmedim ama onlar bana insanımızın vatan severliğinden ve Atatürk’ten bahsettiler. Tabii bunlar kişisel özellikler, ırkçılık seviyesine gelmedikçe uyruğunu seven ve yüceltenlere lafım yok. Çünkü kendini yüceltmek başka, başkasını aşağılamak başkadır. Ülkemi neden lider konusunda en şanslı olarak gördüğüme dönmem gerekirse eğer; bunu sadece Mustafa Kemal Atatürk olarak adlandırabilirim. Ulu önder sadece Türkiye için değil, dünya için önemli bir lider ve öncüdür. Kendisine savaş meydanında düşmanlık etmiş bir çok komutan ve lider bile Atatürk’ten etkilenmiş, onu takdir etmiş ve örnek almıştır. Tarihte söylenmiş bazı sözler ile bunu sabitlemek mümkündür; 

Şüphesiz ulu önder bir faniydi ve 10 Kasım 1938’de yaşama gözlerini yumdu. Fakat bir fark ile; kişiliği kendisini bugüne kadar ve bugünden sonra yaşatmaya devam etti. Ölüm insanoğlunun değişmez kaderidir, fakat öldükten sonra dahi yıllarca akıllarda ve kalplerde yaşayabilmek, şüphesiz marifet ister. Atatürk’ü görmeden seven milyonlarca yerli yabancı insan var. Bize düşen ve benim değinmek istediğim, Atatürk’ü yaşatmak ve onun gibi yaşamak. Atatürk gibi düşünmek mümkündür. Onun gibi yemek yemek, görgü kurallarına uymak, dil bilgisine sahip olmak, aklını kullanmak, cesur olmak ve daha bir çok pozitif özellik örnek alınabilir ve sürdürülebilir. 10 kasım, 29 Ekim, 19 Mayıs, 23 Nisan bayramlarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk anılır, şiirler ve şarkılar söylenir, saygı duruşu ile birlikte tamamlanır.. Peki sonra ? Yemek yerken Atatürk’ün âdâb- muaşeret kurallarına uyduğu gibi uyulur mu ? Konuşurken telaffuza ve nezakete dikkat edilir mi ? Kitap okumaya ve stratejik zekayı arttırmaya yönelik çalışmalar yapılır mı ? En önemlisi lider olmak isteyenler Atatürk’ü örnek alır mı ? Siyaset yapan liderler, Atatürk gibi ahlaklı kalır mı ? Bunların cevabı hayır olsun kabulüm, ama Atatürk’ü anıp, ona saygı duyuyormuş gibi yapıp, aynı zamanda onu benimsemeyen ve yaşatmayan hareketler sergileyenleri görmek beni derinden yaralıyor. Atatürk gösterişe alet edilecek bir lider değil, örnek alınması ve yaşatılması gereken bir liderdir. Sevdiğimizi zannedip belirli günlerde anmaktansa, gerçekten sevip onun gibi yaşamaya çalışmak evladır. Zamanın azizliğine uğrayıp onunla cephede omuz omuza çarpışamadığımızdan ve o zamanın yaşayanı olamadığımızdan ötürü, onu anlamamızın yolu kitaplardan geçiyor. Farklı yerli ve yabancı kaynaklardan faydalanmalı, kendimizi o zamanın şartlarında Atatürk’ün yanında veya varlığında hissetmeliyiz. Bu şekilde onu anlayacak ve onun gibi düşünebileceğiz diye umuyorum.

Bugün Atatürk’ü anıp, çeşitli cahillikler peşinde koşan insanlar; Atatürk’ün cehalete açmış olduğu savaşı idrak edemeyen ve beyhude şekilde sevgi gösterisinde bulunanlardır. O lider; savaş alanında ki stratejik düşüncesi, düşmanlarına karşı olan tutumu, adaleti, kültürü, yaşam tarzı, devrimciliği (yenilikçiliği), ileri görüşlülüğü ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma çabası ile bizler için örnek olmuş büyük bir şanstır.

Atatürk’ün devrimci yaklaşımını yenilikçi olarak adlandırdım çünkü ulu önder bana göre, zamanın gidişatına göre ayak uydurmak ve geride kalmamak adına yenilikler peşinde koşmuş ve buna kafa yormuştur. “Devrim” sözcüğünün arkasına sığınıp; bölücü, ayırt edici ve harap edici eylemlerde bulunmamıştır, tarihte sabittir bu fikrim. Zaten milliyetçi ve asker kimliği onu hiç bir zaman isyan etmeye sevk etmemiştir. Akıllıca davranarak, geride kalmamak adına adım atmış, nitekim başarılı olmuş ve bugün geldiğimiz yerin mimarı olmayı başarmıştır. Buradan Atatürk’ü gerçekten seven insanlara teşekkür ediyor ve Atatürk gibi yaşamalarını arzu ediyorum. Atatürk bugün yaşasaydı eminim ki, bu gidişattan razı olmayacaktı. Sadece bu düşünce bile bir şeyleri düzeltmeye yetecektir eminim. 

10 Kasım Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma günü; hepimize ışık olsun. Biz birlikte ve geçmişimizle güzeliz. Bize bu  güzel vatanı bırakanları unutmayalım ve her ne yapıyorsak, layık olmaya çalışalım. Geçmişimize takılıp kalmayalım, geçmişten doğru dersleri çıkararak geleceğe emin adımlarla yürüyelim. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa yattığı yerde gururlandıralım, bayrağımızı çağdaş uygarlık seviyesine taşıyalım. Atamızı; saygı, sevgi ve minnet ile anıyor, onun gibi yaşamamızı ve onu yaşatmamızı diliyorum.

Muhammed Yenice

Bir Ulusu Küllerinden Doğuran Lideri Anmak ve Anlamak..” üzerine 6 yorum

  1. sen islamı anlasan Atatürkün ne olduğunu anlardın sen islamı anlayamamışsın Atatürk gibi…Atatürk islama göre bahseldilmeye değmeyen biriydi

    Beğen

İSLAMIN HALİFESİ için bir cevap yazın Cevabı iptal et