“Jeopolitik Ateş Çemberinde Türkiye: İran-ABD Geriliminin Ekonomik Bedeli”

İran ile ABD arasındaki gerilim yeniden yükselirken mesele yalnızca diplomatik bir tansiyon değil; enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyonu ve gelişen ülkelerin makro dengelerini etkileyen ekonomik bir başlık haline geliyor. 2026’nın ilk çeyreğinde Brent petrol 65-70 dolar bandında dalgalanırken, Türkiye’nin 2025 Aralık ayında petrol ithalatı yıllık %8’in üzerinde artarak 4,5 milyon tonun üzerine çıktı. Türkiye toplam petrol ihtiyacının yaklaşık %80’den fazlasını ithalatla karşılayan bir ekonomi olduğu için, fiyatlardaki her artış doğrudan döviz talebini ve cari dengeyi etkiliyor.

Petrol fiyatındaki 10 dolarlık bir yükseliş yalnızca enerji faturasını artırmakla kalmaz; cari açık üzerinden kur üzerinde baskı oluşturur, kur kanalıyla enflasyonu yukarı iter ve para politikasının alanını daraltır. Özellikle enflasyonla mücadele sürecinde olan bir ekonomi için enerji kaynaklı maliyet artışı, fiyat istikrarı hedefini daha kırılgan hale getirir. Bu nedenle İran-ABD hattındaki her jeopolitik risk primi, Ankara’daki para politikası kararlarını dolaylı biçimde etkileyen bir unsur haline gelir.

Küresel boyutta ise enerji fiyatlarının yükselmesi ABD’de enflasyon beklentilerini canlı tutabilir. Bu durum Fed’in faiz indirim sürecini daha temkinli ilerletmesine yol açabilir. Küresel dolar likiditesinin sıkı kalması, gelişen piyasalara yönelik risk iştahını azaltır ve sermaye akımlarını daha seçici hale getirir. Böyle bir ortamda CDS primleri, swap maliyetleri ve portföy akımları daha hassas hareket eder. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ve finansman ihtiyacı olan ekonomiler için jeopolitik gerilim yalnızca dış politika başlığı değil, finansal istikrar meselesidir.

Öte yandan Türkiye’nin bölgesel konumu tamamen savunmasız değildir. Enerji ticareti, transit hatlar ve diplomatik manevra alanı ekonomik riskleri sınırlama potansiyeli taşır. Ancak kısa vadede enerji fiyatları yükselirse bunun cari denge, enflasyon ve kur üçgeninde baskı oluşturacağı açıktır. Bu nedenle İran-ABD gerilimini izlerken asıl bakılması gereken yer manşetler değil, Brent fiyatı, CDS primi ve rezerv hareketleridir.

Jeopolitik gelişmeler geçici olabilir; ancak enerji fiyatlarının makro dengeler üzerindeki etkisi daha kalıcıdır. Bugün Orta Doğu’daki tansiyon, yarın Türkiye’nin enflasyon patikasını ve para politikası duruşunu şekillendirebilir. Ekonomi artık yalnızca faiz kararlarından ibaret değil; jeopolitiğin finansal tercümesidir.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın