PPK Öncesi Notlarım

PPK toplantısında 150 baz puanlık bir faiz indirimiyle politika faizinin %36,5 seviyesine çekilmesini bekliyorum. Mevcut görünümde bu adım ne agresif ne de gecikmiş olur; tam aksine, sürecin doğasına uygun bir normalleşme hamlesi niteliği taşır.

Yıl sonuna doğru %28 politika faizi varsayımıyla baktığımda kur tarafında yıllık bazda %19–20 civarı bir artış ve bunun üzerine ortalama 4 puanlık döviz getirisi eklendiğinde, toplamda %6,5–7 civarında net reel getiri halen mümkün görünüyor.

Bu tablo, TL’yi desteklemeye karşıt bir çerçeve yansıtmıyor.

Kur Neden Baskı Altında Değil?

Bugün itibarıyla kur talebini hızlandıracak bir zemin yok.

Bunun birkaç temel nedeni var;

Dış ilişkilerde görece daha dengeli ve güçlü bir konjonktür

Brüt rezervlerin tarihi yüksek seviyelerde olması

TL varlıkların hâlâ alternatifsiz sayılabilecek reel getiri sunması

Bu şartlar altında, kurda yukarı yönlü hareketler daha çok kontrollü ve zamana yayılan bir patikaya işaret ediyor.

Borsa ve Kredi Tarafı

Cuma günü için doğrudan bir kredi notu artışı beklemiyorum.

Ancak Fitch’in görünümü pozitife çevirmesi, 298 USD seviyesini aşmakta zorlanan BIST için psikolojik olarak destekleyici olabilir.

Kredi kanalı tarafında tablo net;

Kısıtlar devam ettiği sürece sadece krediye erişimi olan ticari firmalar maliyet tarafında bir miktar rahatlama hisseder Bireysel tarafta ise faiz indiriminin pratikte hemen hiçbir karşılığı yok. Bu segment için yapılandırma ihtiyacı giderek daha görünür hale geliyor.

Enflasyon Üzerine

Ocak ayı enflasyonu kabaca %4 üzerinde gelmediği sürece, genel eğilimi anlamlı şekilde bozmaz. Mevsimsel arındırılmış göstergeler de geçen yılın Ocak ayının altında bir seyri işaret ediyor.

Asıl sorun ise yine gıda. Ocak ayında da yüksek bir katkı görmemiz şaşırtıcı olmaz. Enflasyonun %4 üzeri gelmesi de çok zor bir ihtimal değil.

Şunu da tekrar tekrar hatırlatmak isterim ki; Enflasyonu faiz oranları ile düşüremeyiz..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın