
Haftaya Bakış: Dayanıklılık Testi
Bu hafta hem küresel piyasalarda hem de Türkiye ekonomisinde ana tema, tekil veri akışlarından çok mevcut dengenin ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusu oldu.
Faiz ve enflasyon başlıkları gündemde kalmaya devam ederken, piyasa fiyatlamalarında belirleyici olan unsur ekonomik davranışların yönü. Son haftalardaki fiyatlamalar şunu gösteriyor:
Küresel büyüme yavaşlıyor ancak negatif bir senaryo fiyatlanmıyor Finansal oynaklık artmış olsa da kriz dönemlerine özgü bir stres yok. Bu nedenle piyasa yeni bir yön aramaktan çok, mevcut yapının dayanıklılığını test ediyor.
Küresel Ekonomi: Yavaşlama Fiyatlanıyor, Kopuş Yok
Bu hafta gelen veriler ve beklentiler, küresel ekonomide düşük ivmeli büyümenin ana senaryo olmaya devam ettiğini gösterdi.
ABD tarafında büyüme sürerken ivme kaybı belirginleşiyor;
Euro Bölgesi’nde zayıf büyüme ve sanayi üretimi baskısı devam ediyor.
Çin’de ise destekleyici adımlara rağmen büyüme potansiyelin altında kalıyor.
Bu tablo piyasalara şu mesajı veriyor:
Küresel ekonomi çalışıyor, ancak agresif büyüme beklentisi yok. Bu nedenle risk alma iştahı sınırlı, pozisyonlar seçici.
Finansal Piyasalar: Panik Yok, Koruma Talebi Var
Bu hafta piyasalarda genel bir kaçış havası oluşmadı. Ancak yatırımcı davranışları, belirsizlik algısının hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.
Altın fiyatlarının yüksek seviyelerini koruması da bu tabloyla uyumlu. Altında sert bir yükselişten ziyade yatay ve dalgalı bir seyir öne çıkıyor.
Bu durum şunu söylüyor:
Piyasa büyümeye değil, risklere karşı korunmaya öncelik veriyor. Yani altındaki güç, bir kriz beklentisinden çok temkinli pozisyonlanmanın sonucu.
Türkiye Ekonomisi: Güven Artıyor, Temkin Sürüyor
Bu hafta Türkiye varlıkları açısından öne çıkan başlıklardan biri, CDS primindeki geri çekilmenin korunması oldu.
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 200’lü baz puan seviyelerinde kalmaya devam ediyor.
Bu görünüm:
Ekonomik politikalarda süreklilik algısının korunması Döviz ve rezerv tarafında ani risk başlıklarının oluşmaması Küresel risk iştahıyla daha uyumlu bir duruş ile birlikte okunuyor.
Ancak CDS seviyesi hâlâ gelişmiş ülke ortalamalarının üzerinde.
Bu da piyasanın Türkiye’ye yaklaşımını net özetliyor:
“Güven artıyor ama tam rahatlama yok..”
Asgari Ücret: 2026 Beklentisi
Asgari ücret tartışması bu hafta, mevcut seviyeden çok 2026 beklentileri üzerinden okunuyor. Piyasa, 2026’da asgari ücretin yüksek ama kontrollü bir artışla belirlenmesini bekliyor.
Genel beklenti, net asgari ücretin 27.000–30.000 TL bandında şekillenmesi yönünde. Bu bandın üzeri, özellikle hizmetler sektöründe maliyet ve enflasyon baskısını artırma riski taşıyor. Bu nedenle 2026 için asgari ücret, piyasalar tarafından:
Alım gücünü koruyan ama enflasyon beklentilerini bozmayan bir denge arayışı olarak fiyatlanıyor.
Döviz ve Genel Fiyatlama: Geçiş Süreci
Bu hafta döviz cephesinde yukarı yönlü eğilim korunurken, hareketlerin panik veya kopuş şeklinde olmadığı görüldü. Kur artışı, beklenti yönetimiyle uyumlu ve kontrollü bir patika izliyor.
Bu görünüm, piyasanın genel olarak geçiş süreci fiyatladığını düşündürüyor. Yıl sonu olması sebebiyle normal bir çerçeve çiziyor..
Genel Değerlendirme
Bu haftanın fiyatlamaları tek bir noktada birleşiyor:
Piyasa yeni bir hikâye satın almıyor, mevcut dengenin ne kadar dayanıklı olduğunu test ediyor.
Küresel ölçekte de, Türkiye özelinde de bu haftanın ana teması:
“Hız değil, denge..”
Muhammed Yenice

