Haftalık Ekonomi Gündemi Raporu

15 Aralık – 22 Aralık Ekonomi Raporu

Geçen hafta piyasalarda ana tema, faiz kararlarının kendisinden çok bu kararların yarattığı istikrar algısı oldu. Küresel tarafta Fed’in temkinli duruşunu koruması risk iştahını sınırlı tutarken, gelişen ülkelerde ayrışma öne çıktı. Türkiye’de ise faiz indirimi sonrası kurda belirgin bir oynaklık yaşanmaması, CDS’in dengeli seyri ve daha sonra düşüşü ile birlikte, uzun vadeli faizlerde sert bir bozulma görülmemesi, piyasanın süreci “kontrollü gevşeme” olarak okuduğunu gösterdi. Borsa tarafında genel bir ralli yerine seçici fiyatlama öne çıkarken, yatırımcı odağının manşet verilerden ziyade likidite koşulları, risk primi ve faiz eğrisinin şekline kaydığı bir hafta geride kaldı.

Bu hafta piyasalarda yönü belirleyecek ana başlıklar küresel risk iştahı, faiz beklentileri ve büyüme sinyalleri olacak;

Küresel;

• ABD Sanayi Üretimi & Kapasite Kullanım Oranı: Büyüme momentumuna dair net sinyal verecek.

• ABD Konut Başlangıçları & İnşaat İzinleri: Faizlerin reel ekonomi üzerindeki etkisi izlenecek.

• ABD PMI (öncü): Fed beklentileri ve risk iştahı açısından kritik.

• Euro Bölgesi PMI verileri: Avrupa’da durgunluk riskinin derinleşip derinleşmediği fiyatlanacak.

Türkiye;

• TCMB likidite adımları: Faiz indirimi sonrası para piyasası dengesi izlenecek.

• Hazine ihaleleri: Faiz talebi ve uzun vadeye bakış açısından önemli.

• Bankacılık tarafı: Mevduat–kredi faiz davranışı ve hacim sinyalleri.

Emtia & Risk;

• Brent petrol: Enflasyon ve cari denge beklentileri için takipte.

• ABD tahvil faizleri: Küresel sermaye akımları ve gelişen ülke algısı açısından belirleyici.

Döviz & Altın – Piyasa Yorumu

Döviz tarafında piyasa şu aşamada seviyeden çok dengeyi fiyatlıyor. Faiz indirimi sonrası kurda sert bir kopuş yaşanmaması, TL varlıklar açısından kısa vadede güveni destekliyor; ancak bu görünüm “rahatlama” değil, kontrollü bekleyiş olarak okunmalı. Kurun sakin kalması büyük ölçüde likidite yönetimi ve beklenti kontrolüne bağlı, dolayısıyla hızlı yön değişimleri hâlâ en önemli risk başlığı. Altın cephesinde ise küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının rezerv tercihi fiyatları yukarıda tutuyor. Altın şu an sadece bir yatırım aracı değil, küresel güvensizlik endeksi gibi çalışıyor. Bu nedenle geri çekilmeler zayıflık değil, daha çok denge arayışı olarak okunmalı.

BIST 100 – Detaylı Piyasa Yorumu

BIST 100’te mevcut fiyatlama bir ralli sürecinden çok, net şekilde denge ve ayrışma sürecini işaret ediyor. Faiz indirimi sonrası endekste yukarı yönlü beklenti artsa da, piyasa bunu “her hisse alınır” refleksiyle karşılamıyor; aksine bilançoya, fonlama yapısına ve nakit akışına daha duyarlı bir fiyatlama davranışı öne çıkıyor. Bu da endeks genelinde sınırlı hareketlere karşın, hisse bazlı sert ayrışmaların görülmesine neden oluyor.

Bankacılık hisseleri tarafında ana belirleyici unsur artık sadece politika faizi değil; mevduat maliyetlerinin ne hızda gevşediği, kredi-mevduat makasının toparlanıp toparlanmadığı ve aktif kalitesine dair beklentiler. Piyasa, faiz indiriminin banka bilançolarına olumlu yansımasını fiyatlamak istiyor ancak bunun zamana yayılacağını da biliyor. Bu nedenle banka hisselerinde hızlı bir yükselişten ziyade, sindire sindire ilerleyen bir görünüm hâkim.

Sanayi hisselerinde ise tablo daha karmaşık. İç talep tarafında sınırlı toparlanma sinyalleri görülse de, ihracatçı şirketler için kur geçişkenliği ve dış talep belirleyici olmaya devam ediyor. Kurun kontrollü seyri, bazı ihracatçı hisselerde beklentileri törpülerken; maliyet yönetimi güçlü, borçluluğu sınırlı şirketler pozitif ayrışıyor. Bu da endekste yukarı yönlü potansiyelin, sektörel ve şirket bazlı hikâyelere bağlı olduğunu gösteriyor.

Genel olarak BIST 100’ün şu aşamada verdiği mesaj şu: Piyasa yön aramıyor, kalite arıyor. Endeksin yukarı yönlü kalıcı bir trend yakalayabilmesi için yabancı ilgisinin artması kadar, uzun vadeli faizlerin ikna olması ve risk priminin düşük seyretmesi kritik. Aksi halde endeks, güçlü bilançolarla desteklenen hisseler öncülüğünde yatay–dalgalı bir bantta kalmaya devam eder.

Yabancı Hisse Senedi Piyasaları – Piyasa Yorumu

Küresel hisse senedi piyasalarında görünüm, güçlü bir risk iştahından ziyade temkinli iyimserlik çerçevesinde şekilleniyor. ABD borsalarında yükseliş eğilimi korunmakla birlikte, fiyatlamalar artık daha çok faiz indirimlerinin hızı ve şirket kârlılıklarının sürdürülebilirliği üzerinden yapılıyor. Fed’in net bir gevşeme sinyali vermemesi, endekslerde coşkulu bir ralli yerine kâr realizasyonlarına açık, dalgalı bir seyri beraberinde getiriyor. Bu durum özellikle teknoloji hisselerinde seçiciliği artırıyor.

Avrupa borsalarında tablo daha kırılgan. Zayıf büyüme sinyalleri ve imalat tarafındaki durgunluk, endekslerin yukarı yönlü potansiyelini sınırlıyor. Faiz indirim beklentileri destekleyici olsa da, piyasa bu indirimlerin reel ekonomi üzerindeki etkisini henüz ikna edici bulmuş değil. Bu nedenle Avrupa tarafında yükselişler daha çok tepki alımı niteliğinde kalıyor.

Gelişen ülke borsaları ise küresel cephedeki en hassas alan olmaya devam ediyor. ABD tahvil faizlerindeki yön, doların seyri ve risk algısındaki en ufak bozulma, bu piyasalar üzerinde hızlı baskı yaratabiliyor. Yatırımcılar gelişen piyasalara girişte genel bir iştah yerine, ülke bazlı hikâye ve politika tutarlılığına odaklanıyor. Bu da küresel borsalarda “herkes kazanıyor” döneminden, ayrışmanın belirginleştiği bir sürece girildiğini gösteriyor.

Piyasalarda yönü belirleyecek ana unsur, manşet verilerden ziyade risk algısının korunup korunamayacağı olacak. Kur, faiz eğrisi ve CDS tarafında denge sürdüğü sürece hisse piyasalarında seçici pozitif görünüm devam edebilir; ancak küresel risk iştahında yaşanabilecek olası bir bozulma tüm fiyatlamaları hızla tersine çevirebilir. Bu nedenle haftaya girerken temkinli iyimserlik, hızlı hareketlerden çok sabır ve seçicilik ön planda olmalı.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın