“Piyasalar Neye Hazırlanıyor? TCMB Kararı Öncesi Çerçeve Analizi”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yılın son ve en kritik Para Politikası Kurulu toplantılarından birini gerçekleştirecek. Enflasyon görünümündeki belirsizliklere rağmen piyasalarda ağırlık kazanan beklenti, politika faizinde indirim yönünde şekilleniyor. Hem küresel kurumların yorumları hem de yerli değerlendirmeler, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını tamamen terk etmeden kontrollü bir gevşeme alanı yaratabileceğine işaret ediyor. Ayrıca 2026’nın yönetimine dair mesajların da açıklanacağı beklentisindeyim.

Aralık ayında 150 baz puanlık indirim öngörülüyor. Bazı bağımsız ekonomistler, enflasyondaki yavaşlama sinyallerine dayanarak 200 baz puana kadar bir indirim ihtimalinden söz ediyor. (Dün açıklanan kasım enflasyonu ile mümkündür) . Uluslararası kurumların (JPMorgan vb.) büyük bölümü ise, yüksek çekirdek enflasyon nedeniyle ölçülü bir indirim veya indirim hızının yavaşlatılması gerektiğini savunuyor. Yerli anketlerde ise 0–100 baz puan arası beklentiler korunmakla birlikte, genel eğilim gevşeme döngüsünün devamı yönünde.

Bu geniş aralık, Türkiye’de fiyatlama davranışlarındaki oynaklık ve dezenflasyonun henüz tam olarak güven vermemesiyle açıklanabilir. Bununla birlikte, piyasada en çok konuşulan iki seviyenin 100 ve 150 baz puan olduğu net şekilde görülüyor.

Enflasyon Görünümü: Baz Etkisi Yaklaşıyor, Hizmet Enflasyonu Israrcı

Kararın arka planında enflasyon dinamikleri belirleyici olmaya devam ediyor.

Yıllık TÜFE önümüzdeki aylarda baz etkisiyle gerileme eğilimine girecek. Buna karşın hizmet enflasyonu yüksek yapışkanlık göstermeyi sürdürüyor. Kur geçişkenliğinin gecikmeli etkileri hâlâ fiyatlama davranışlarını besliyor. Yaklaşan ücret artışları, 2026’nın enflasyon görüntüsünü flu hale getiriyor.

Bu karma görünüm, TCMB’nin radikal bir indirimden kaçınarak, piyasaya kontrollü bir gevşeme patikası sunmasına daha fazla zemin oluşturuyor.

Finansal Koşullar Zaten Sıkı: Likidite Politikası Faizin Önüne Geçti

Son haftalarda uygulanan likidite sterilizasyonu ve zorunlu karşılık düzenlemeleri, fiili parasal sıkılığı politika faizinin ötesine taşımış durumda. Bu nedenle, yapılacak olası bir faiz indirimi (özellikle 150 baz puanlık ölçülü bir adım) genel parasal duruşun gevşediği anlamına gelmeyecek.

TCMB’nin bu stratejisi, hem iç talebi sınırlı ölçüde soğutmaya devam ediyor hem de finansal koşulları yönetilebilir bir çerçevede tutuyor.

Piyasa Fiyatlamaları: “Bekle-Gör” Tonunda, Sürpriz Alanı Dar

Kur tarafında sınırlı hareket, beklentinin büyük ölçüde fiyatlanmış olduğunu gösteriyor. Tahvil faizlerinde orta vadede risk primi genişleyebilir, özellikle karar sonrası metindeki ton sertleşirse. Borsa İstanbul tarafında düşük volatilite hâkim; karar sonrası ilk tepki metnin yönlendirmesine bağlı olacak.

Bu atmosfer, piyasaların 150 baz puanlık bir indirimi makul ve sindirilebilir bulduğunu, asıl duyarlılığın ise metindeki enflasyon mesajlarına odaklandığını gösteriyor.

Benim Beklentim: 150 Baz Puan İndirim Makul ve Sürpriz Değil

Politika çerçevesi, enflasyon dinamikleri, likidite adımları ve beklentiler bir arada değerlendirildiğinde, TCMB’nin 150 baz puanlık bir indirim yapması, hem piyasa gerçekleriyle uyumlu hem de kontrollü bir gevşeme adımı olarak tutarlı duruyor.

Bu indirim; dezenflasyon sürecini riske atmayacak kadar ölçülü, Finansal koşulları gevşetmeyecek kadar dengeli, TL varlıkları için öngörülebilirlik sağlayacak kadar rasyonel bir tercih olur.

Türkiye ekonomisi açısından kritik olan, faiz indirimlerinin hızından çok, Merkez Bankası’nın iletişim tutarlığı ve enflasyon hedefi konusundaki kararlılığı olacaktır diye düşünüyorum.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın