Haftalık Ekonomi Gündemi Raporu

1 Aralık – 7 Aralık 2025 tarihli ekonomi gündemi raporu;

1 Aralık Pazartesi -TÜİK / 3. Çeyrek GSYH

– Ekonominin genel performansını göreceğiz; büyüme trendi ve yıl sonu görünümü açısından kritik.

3 Aralık Çarşamba – TCMB / Mevduat Faiz Oranları (Aylık stok / ağırlıklı ortalama)

– Bankacılık sektörü & kredi ­maliyetleri için izlenecek.

3 Aralık Çarşamba – TÜİK / Kasım Ayı Enflasyonu

– Maaş zamları, kira artış oranları, memur & emekli ödemeleri, zam-fiyat dengesi ve piyasa beklentileri açısından son derece kritik.

Son dönemde enflasyon düşüş eğiliminde: 2025 Ekim ayında yıllık enflasyon %32,87; aylık bazda ise %2,55 olarak açıklandı. Bu, piyasa beklentilerinin hafif altındaydı. Ancak, hâlâ yüksek; özellikle gıda, konut ve eğitim gibi kalemlerde fiyat baskısı sürüyor.

TCMB,enflasyon görünümündeki belirsizlik nedeniyle faiz indirim sürecini yavaşlattı: politika faizi %39,5’e indirildi. Merkez Bankası Başkanı, enflasyonu “virüs benzeri” olarak tanımlayıp, dezenflasyon (fiyat istikrarı) sürecinin uzun soluklu olduğunu vurguladı; gerektiğinde politika sıkılığını yeniden artırabileceklerini belirtti.

Peki bu ne anlama geliyor?

– Kısa vadede faizlerin daha da düşmesi beklenebilir; ama enflasyon düşüşü kalıcı olmazsa TCMB sıkı duruşa geri dönebilir. Bu da kredi maliyetleri, tüketim ve yatırım kararları açısından önemli.

Riskler & Dikkat Edilmesi Gerekenler

Enflasyondaki dalgalanma özellikle gıda + enerji tarafında yıl sonuna doğru fiyat istikrarı açısından risk oluşturuyor. Bu, tüketicilerin harcama eğilimlerini ve reel gelirlerini doğrudan etkiler. Küresel ekonomik yavaşlama ve düşük dış talep; ihracat odaklı sektörler ile döviz kazancı sağlayan üreticiler için zorluk anlamına gelir.

Para politikası açısından: TCMB’nin “adım-adım, toplantıdan toplantıya” yaklaşımı, yatırım planları ve kredi koşullarında belirsizlik yaratabilir. İç politika, jeopolitik riskler ve küresel finansal koşullar da yatırımcı algısı ve sermaye akışı bakımından kırılganlık doğurabilir.

Döviz Kurları ve Kıymetli Maden

Eğer global dolar güçlenmeye başlar ya da risk algısı artarsa örneğin uluslararası belirsizlik, jeopolitik risk gibi USD/TRY ve EUR/TRY için kısa vadede yukarı yönlü baskı olabilir. TL’ye olan güven kısa vadede hâlâ kırılgan; bu da kurları yukarı çekebilir.

TCMB’nin beklenen faiz indirimi ve enflasyonda yavaşlama işaretleri, TL’ye (en azından kısa vadeli) destek verebilir. Yani kurdaki ani yükselişler sınırlı kalabilir. Eğer yurt içi döviz talebinde azalma olursa, bu da kurun stabil kalmasına katkı verebilir.

Sonuç: Haftalık bazda, USD/TRY ve EUR/TRY’de döviz kurlarının yönü büyük ölçüde global risk algısı ve TCMB beklentilerine bağlı. “Ani sıçrama” riski var ama TL’ye destek sağlayıcı unsurlar da devrede.

Hisse Senedi Piyasaları

Faiz indirimi beklentisi, şirket kârlılıkları ve kredi maliyetlerinde görece rahatlama anlamına gelebilir; bu da BIST’e olumlu yansıyabilir. Bu durumda hisselerde, özellikle bankacılık/finans ve enflasyondan görece korunan sektörlerde canlanma görebiliriz. TL varlıklara sermaye girişi artarsa, yabancı yatırımcı ilgisinin canlanması BIST üzerinde pozitif etki yapar.

Ancak yabancı yatırımcı moralli değilse, para girişi sınırlı kalabilir bu durumda endeks ılımlı bir bantta seyredebilir veya yatay kalabilir. Kur dalgalanması, enflasyon beklentileri ya da global finansal riskler ortaya çıkarsa, bu yatırımcı algısını bozabilir, borsa üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca TL’nin değer kaybı ve döviz maliyetleri şirket bilançolarını zorlayabilir.

Sonuç: Bu hafta için BIST’de yön net değil; faiz ve enflasyon verilerine gelen sinyaller olumlu olsa bile, kurdaki veya global belirsizlikte bir şok BIST’i baskılayabilir. Yani “temkinli iyimserlik” gündemde yukarı potansiyel yanında risk de var.

Küresel Olarak;

Bu hafta küresel piyasaların ana gündemi, ABD’nin faiz indirimine yaklaştığı bir döneme girerken, Avrupa’nın ise düşük enflasyon fakat zayıf büyüme sarmalına sıkışmış olması.

ABD’de beklenti, Aralık ayında Fed’den faiz indirimi gelebileceği yönünde; J.P. Morgan bu ihtimalin güçlendiğini açıkladı.

Buna karşın ABD’de düşen perakende satışlar ve zayıf tüketici güveni, ekonomide yumuşak inişten çok yavaşlama riskine işaret ediyor.

Avrupa cephesinde enflasyon %2’ye yakın seviyelere inerek kontrol altına girmiş görünse de, büyümenin neredeyse durma noktasına gelmesi ve kamu borçlarındaki artış, ekonomik ivmeyi sınırlıyor.

ABD tarafı “faiz indirimi beklentisi ve zayıflayan tüketici ekonomisi” temasıyla ilerlerken, Avrupa “düşen enflasyon ve sıkışmış büyüme” arasında kalmış durumda. Yani ABD’de politika destekleyici, Avrupa’da ise savunmacı bir tutum var.

ABD, faiz indirimine yaklaşırken ekonominin soğuduğunu kabul ediyor.

Avrupa ise, enflasyonu kontrol altına almış olsa da, büyümeyi harekete geçirecek bir motor bulamıyor.

İki bölge için ortak gelecek beklentisi:

• Tüketim zayıflayacak

• Büyüme düşük kalacak

• Merkez bankaları temkinli ve defansif pozisyonda kalacak

• Yatırımcılar güvenli varlıklara ve seçici sektörlere yönelmeye devam edecek (enerji, savunma, sağlık, ABD teknoloji hisseleri)

Haftanın notu;

Enflasyonu ücretler ve dolayısı ile refah üzerinden kontrol altına alamazsınız. Enflasyon ancak maliyet ve harcamalar ile soğutulabilir..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın