Faiz İndirimi Beklentisi; TCMB’nin Önceliği Enflasyon Mu, Büyüme Mi?

2025 yılının sondan bir önceki PPK toplantısı perşembe günü yapılacak. Toplantının, eylül ayında tahminlerin üzerinde gelen enflasyon oranı ve büyüme ile enflasyonla mücadelenin arasında sıkışıp kalışın masaya yatırılacağı bir ortam üzerinde yapılacağı görünüyor.

Enflasyon sürekli düşme trendine girmişken eylül ayında bir önceki aya göre yüksek açıklandı. Yıl sonu hedefi olan %24 oranı, henüz eylül ayında %25,4 açıklanarak kalan 3 aydan bağımsız olarak gerçekleştirilemedi. Bu seyir bizlere hazine yönetiminin hedefi olan %30 altında bir enflasyonun da yıl sonu gerçekleştirilemeyeceğini gösteriyor. Ayrıca sepete baktığımızda ana kalemlerde yaşanan yükselişin de enflasyonda yapışkanlığı arttırdığını görüyoruz. Geçici ya da dönemsel değil; gıda, ulaşım ve barınma ihtiyaçlarında yüksek değişimler yaşanmış. Yıllık olarak gıda %36, ulaşım %25 ve konut %51 artış göstermiş. Buradan hareketle enflasyonla mücadelenin eksik yapıldığını tekrar vurgulamam gerekiyor.

Faizlerin inişe geçtiği, yatırımların arttığı, alım gücünün ve refah seviyesinin basiretli bir dengeye oturduğu, büyümenin kalkınma ile desteklendiği ve finansal piyasaların tüm bu ekonomik parametrelere dayalı olarak ön görülebilir olduğu bir ortam için ihtiyacımız olan reçete faiz kararından ziyade ayakları yere basan kararlardır. Bu kararların başında kamu harcamaları gelir. 2024 yılından bu yana %300 enflasyondan %30 seviyesine gelen bir ülkenin aldığı yardımlardan bağımsız kamu maliyesine getirdiği disiplin ile bunu başardığını görebiliyoruz. Kamu harcamalarını kısmadıkça ve vergiler arttıkça; hem refah seviyemizi, hem alım gücümüzü, hem de tüm ticari faaliyetlerimizi riske atıyoruz. Yatırım alamıyoruz, mevcut ticari işletmelerin maliyetlerini engelleyemiyoruz ve halkın refahını sağlayamıyoruz. Böyle bir ekonomik ortamda enflasyonun rakamlardan ibaret olmasından öteye geçemiyoruz. Şu an enflasyonun düşüş trendinde olduğu geri dönüşünü halktan alabilmek imkansız görünüyor. Market fişlerinin enflasyon sepetinden daha çok anlam ifade ettiğini kabul etmeden enflasyon ile mücadele etmenin mümkün olmadığına inanıyorum.

Büyüme tarafında FED faiz indirimleri ve jeopolitik risklerin azalması umuduyla dünya ekonomisinde iyimser bir hava var. IMF 2025 yılı için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize ederken Türkiye için %3,5 seviyesinde tahminini güncelledi. Ekonomik büyümenin politik olarak anlamı çok büyük olsa da ekonomistler için herhangi bir parametreden fazlasını ifade etmiyor. Çünkü kalkınmadan büyümenin getirdiği ve getireceği zararı ve büyümenin desteklenmesi için nelerden feragat edildiğini bilerek büyümeyi ön planda tutmak adil olmayacaktır. Gelecek için de başarılı bir ekonomi hedefliyorsak eğer enflasyonla mücadele etmenin, büyümeden daha anlamlı olacağı kanaatindeyim.

PPK toplantısına dönersek başta 200 baz puan olan beklenti eylül enflasyonu ile birlikte 150 baz puan seviyesine düşürüldü. Yıl sonuna kadar %38’e ineceğini yılın başında ön görmem sebebiyle ben 250 baz puanlık dağılımın ekim ayında 100-150, 11 aralık son toplantıda da kalanı olarak yapılacağını düşünüyorum. Tabii ki her zaman olduğu gibi hatırlatmakta fayda var; faiz kararının ne olacağını bilmek değil, açıklanan faiz kararını doğru analiz etmek önemlidir.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın