
Merkez bankası kararı öncesi sabah saatlerinde altın hariç yoğun takip edilen finansal araçlar yükseliş gösteriyor. BIST 100 endeksinin de açılışla birlikte yatay bir seyir göstereceği düşüncesindeyim. Karar sonrasında neler olacağını ise şimdiden söylemek doğru olmayacaktır. Karar sonrasında analiz edip; gidişatı görüp sebeplerini detaylandırmak daha tutarlı olacaktır.
Dikkatimi çeken iki ana sebep var faiz kararını etkileyen. Ya da bu sadece şahsi fikrim.. Tüketici güveni ve hazine borç stoğunun döviz cinsinden olması. Borcun %55 oranına yakın tutarı döviz ve haliyle kur ile birlikte enflasyona duyarlı bir yapıya sahip. Tabii bunlara dikkat ediliyor mu yoksa sebepler farklı mı bilemiyorum. Sadece analizi derinleştirmek amacıyla; bakmaktan ziyade görmeyi amaçlıyorum.
Tüketici güveninin düşük seyretmesi enflasyonda rakamsal ancak gerçeği yansıtmayan bir aşağı ivme olduğunu gösteriyor. Çünkü ekonomiyi uzun süredir enflasyondan ibaret görüyoruz. Hal böyle olunca faizlerin düşürülmesi de suni bir etki yaratmaktan öteye geçmiyor. Dezenflasyon süreci sürerken, henüz tüketiciler yüksek enflasyon dönemine ait finansal aksiyonlar almaya devam ediyor. Nitelikli bir yatırımcıdan tutun, rastladığınız memur ya da işçi emeklisine kadar halkın büyük çoğunluğu henüz yüksek enflasyon enkazından çıkabilmiş değil. Umarım ekonomi yönetimine dair alınan kararlar ilgili analizler minvalinde alınıyordur. Sürdürülebilir bir ekonomi için dikkat edilmesi gerekenleri gözden kaçırmamalıyız diye düşünüyorum.
Bugün faiz kararı 250 bps ve 350 bps indirim şeklinde tahmin ediliyor. Bu tahminden pek hoşlanmasam da görüş belirtmenin doğru olduğuna inanmışımdır. Fakat bilinmelidir ki görüş belirtmek ile tahminde bulunmak arasında analiz edilebilir bilgilere sahip olma farkı bulunmaktadır. Rakamlardan ve rakamlardan ziyade temel parametrelerden uzak tahminler yapılması basiretsizce ortaya fikir saçma etkinliğine dönüşüyor.
Görüşüm 350 bps indirim yapılmasının daha doğru olacağı yönünde. Doğrudan kastım ise 250 bps indirimin yanlış olacağına işaret değil sadece merkez bankasının kendisine 100 bps daha alan yaratmasının mantıklı olacağına işarettir. Daha önce %46 oranına yükseltirken alınan radikal aksiyonun aynısını düşüşte göstermenin daha proaktif olacağına inanıyorum. Kredi kısıtları devam ederken ve haklı olarak bankaların finansman maliyetlerini yüksek seyrettirmesi 350 bps indirimin zarar vermeyeceğini destekliyor. Bir yandan ‘’carry trade’’ için de gözdağı verilmiş olabilir diye düşünüyorum. Yıl sonuna kadar 250 bps ya da 350 bps olsun merkez kendisine alan yaratacaktır. Ancak ağustos ayının da tatil olması sebebiyle 350 bps indirimin daha rahat bir oyun alanı yaratacağını düşünüyorum. Geniş bir oyun alanı; faiz dışı parametrelerde ekonominin risk ve problemleri ile mücadele etmeye devam edilmesini sağlayacaktır.
TCMB ne karar verirse versin takip edilmesi gereken rakam ve incelenmesi gereken alanlar çok farklı olmalıdır. Enflasyonla mücadele, döviz kuru, piyasa dinamikleri ve finansal piyasaların etkinliği faiz oranından ayrışalı çok oldu. Ancak biz bu durumu kabullenmemek için diretiyoruz. ‘’Faiz oranlarının anlamsızlaştırılması’’ fikri maalesef başarılı oldu. Artık ekonominin reçetesi faiz oranı dışında parametreler ve her daim reçetede bulunan reformlardan oluşmaktadır. Bu reçete görülmedikçe ekonomiyi faiz ve enflasyon ile takip etmeye devam edeceğimizi söyleyebilirim.
Muhammed Yenice

