Ekonomik kırılganlıklar bir çok davranışsal iktisat parametresini bozabilir. Enflasyon bu kırılganlıkların başında geliyor. Enflasyon problemi iktisadi tutumların değişmesine sebep olmaktadır. Ahlaki eksiklikler mi enflasyonun yaratılmasında daha etkili, yoksa enflasyon mu ahlaki eksikliklere sebep oluyor sorusuna ahlaki eksikliklerin ekonomik kırılganlık yaratacağı yanıtını versem de ekonomik kırılganlıkların da ahlaki seviyeyi düşüreceğine inanıyorum.
Bugüne kadar enflasyonu genellikle tüketici tarafında değerlendirdik. Keza ekonomi yönetiminin almış olduğu enflasyonla mücadele kararları da hep tüketiciyi kısıtlama ya da tüketici üzerinden yönlendirme üzerine oldu. Ancak fiyatlama tarafında gözden kaçırılmayacak problemler baş gösteriyor. Öncelikle enerji maliyetleri, ücretler, döviz kuru vb fiyat artışlarına direkt etki eden parametreler değişmezken fiyatlar yükselmeye devam ediyor. Burada benim aklıma 3 adet terim geliyor;
- Fırsatçılık
- Beklenti bozukluğu
- Denetim eksikliği
Fırsatçılık bizim ahlaki bir yaramızdır. Maalesef coğrafyamız bu durumu seviyor ve henüz fırsatçılığın herkese zarar verdiğini anlayacak eğitim seviyesine sahip değiliz. Fiyatları yükseltmenin domino etkisi yarattığını, fırsatçının kendisinin de kullandığı ürünlerde fırsatçılık maliyeti olduğunu ve ülke ekonomisinin başarısı söz konusu olduğunda aslında bireysel zenginleşmenin anlamsız ve basiretsiz olduğunu çoktan anlamış olmamız gerekiyordu. O sebeple fırsatçılığı sevdiğimize inanıyorum. Burada da devreye otoriter gücün girip düzenleme yapması gerektiğini savunuyorum.
Beklenti bozukluğuna ise kısmi olarak hak veriyorum. Sürekli yükselen fiyatlar ve ekonominin kırılganlıklarının farklı parametrelere bağlı olması bir lokanta sahibini zeytinyağı stoklama eğilimine itebilir. Yaklaşık 6 yıldır dengesiz bir ekonominin varlığıyla vatandaşın algısı bozulmuşsa eğer normaldir. Hak verilmelidir. Bu konuda da fiyat belirleyen kısıma şeffaf bir yol gösterilmelidir. En azından 6 ay sonra ekonominin ne durumda olacağını tahmin edebilecek kadar bilgi sahibi olunması gerekir.
Denetim eksikliği ise yıllardır üzerine basa basa anlattığım bir husustur. Enflasyon yüksek olabilir, fiyatçılar fiyat arttırabilir, tüketici hatalı davranabilir, devlet kurumları rakamlara eziyet edebilir.. Ancak tüm bunları bir denetleyen ve denetimlerini sonuçlandıran zümre olmalıdır. Fiyata etki eden büyük fiyat belirleyiciler küçüklerin de kendilerini takip etmesine sebep oluyorlar ve bozulmuş enflasyon algısını bahane ediyorlar. Denetim enflasyonla mücadelede en önemli ihtiyaçlardan biridir. Devletin kendi kurumu olması tercih olmakla birlikte devletin danışmanlık ve destek alması da desteklenebilir. Yeter ki mücadele edilen enflasyona kalıcı bir çözüm bulunsun.
Enflasyon ile ilgili gözden kaçırılan ciddi gereksinimler oluşmaya başladı. Türk Lirası bazında banknot paranın bankalar üzerinde yükü artmaya başladı. Bir ev veya araba satın alma aracılığı için banka memurları saatlerce para sayma işlemi yapıyorlar. Kart yönlendirmeleri ise kaydi para ve borçluluk tarafında ciddi bir yük oluşturuyor. Türk Lirası için acilen daha büyük banknotlara ihtiyaç duyulduğunu söyleyebilirim. Bu arada yüksek seyreden faizin yaratmış olduğu bir para bolluğu var. Banknotların değeri düştükçe bu faiz oranlarıyla para arzında da artış göreceğiz. Enflasyonla mücadeleyi halkın tüketim davranışları, bankaların kredi tutumları, finansman kullanım kısıtlamaları ve diğer tüm geçici hamlelerin ötesine taşımamız gerektiğine inanıyorum..
Muhammed Yenice

