Phillips eğrisi ekonomide öğretilen başlıca teorilerden biridir. İşsizlik ve enflasyon arasındaki ilişki dendiğinde Phillips Eğrisi akla gelir. 1950’li yılların İngiltere’sinde ekonomist Alban William Phillips işsizlik ve enflasyon verilerinden yola çıkarak eğriyi yaratmıştır. Ancak Phillips Eğrisi’nin sadece teoride kısmi çalışan bir eğri olduğu görülmektedir. Ekonomi bilimi doğru ya da yanlıştan ziyade analizden oluşmaktadır. Phillips eğrisi de yanlış değil, genişletilmemiş ya da geliştirilmesi gereken bir eğridir diyebiliriz.
Eğri bizlere işsizlik artışında enflasyonun düştüğünü, işsizlik azalışında enflasyonun yükseldiğini gösterir. Ya da aynı şekilde enflasyon artarken işsizlik düşer, enflasyon düşerken işsizlik artar diyebiliriz. Kısa vadede ve diğer her şey sabit olduğunda (ceteris paribus) bu eğri çalışabilir. Çünkü enflasyon artarsa yatırımlar yavaşlar, maliyetler artar ve sonucunda işsizlik oluşabilir. Ancak yatırımlar arttığında ve maliyetler düştüğünde enflasyon kesinlikle oluşur diyemeyiz. Dönemsel bir ekonomi üzerinden oluşturulan eğrinin geçerliliği gelişmiş global ekonomiyle azalmıştır. Phillips’in eğrisini doğrulamak üzere en mantıklı yaklaşım; bir şeye sahip olmak için başka bir şeyden feragat etmek yani iktisatta “Trade Off” dediğimiz terimdir. Enflasyonu düşürmek için işsizliğe katlanmak veya ekonomiyi canlandırmak üzere enflasyonun çıkmasını göze alarak işsizliği düşürmek şeklinde bir yapı kurgulanabilir.
Örnek ile göstermek gerekirse;

Enflasyon oranı P2 seviyesinde iken U2 ile artış gösteren işsizlik, enflasyon oranı P1 seviyesine yükseldiğinde U1 oranına düşüş gösteriyor.
Phillips Eğrisi’nin kaçırdığı en önemli parametrelerden biri enflasyon beklentisidir. Enflasyon beklentisinin önemini son yıllarda gelişmekte olan ülke ekonomilerinde daha net görebildik. Beklenti bozulduğunda işsizliğin, fiyat artışlarının, arz-talep dengesinin, tedarik zincirlerinin ve tüketici davranışlarının rayında kalması olanaksız hale geliyor.
Benim için yolun sonu yine büyüme ve kalkınma tercihine çıkıyor. Eğer büyümeyi kalkınmanın önüne koyuyorsak enflasyon artışını göze alarak kısa vadede işsizliği düşürebiliriz. İşsizlik artışını kısa vadede maliyet olarak kabullenip enflasyonu düşürmeyi amaçlarsak ekonominin yanında farklı yapıları da onarmamız gerekir. Eğer işsizlik düşmeyecek gibi duruyorsa da (ahlaki yapı sebepli) büyümeyi amaçlayıp refah seviyesi eğrisini aşağı ivmelendirmemek gerekir kanaatindeyim.
Muhammed Yenice

