
Ekonomiyi oluşturan ana unsur faiz değildir. Faiz de ekonomi oyununun bir parametresidir. Doğru para politikasını yürütmek ve ekonomiyi dengede tutabilmek adına faiz; düşürülen, yükseltilen ve sabit bırakılabilen bir araçtır. TCMB geçmişte faizi yükseltmemekte kararlı olduğu gibi şimdi de düşürmemek üzere şahin pozisyon alıyor. Ancak bu kararda ısrarcı olması ihtimalini 3 ana gelişmeye bağlı buluyorum;
1- FED Eylül Toplantısı
2- Jackson Hole Sempozyumu
3- TUİK Ağustos Enflasyonu
18 Eylül 2024 tarihinde FED kararını açıklayacak ve ardından 26 Eylül 2024 tarihinde TCMB PPK toplantısı yapılacak. Yılbaşında TCMB’nin stratejik tarih planlamasını olumlu değerlendirmiştik, keza şimdi daha net görüyoruz. Jackson Hole Sempozyumu ise 22-24 Ağustos tarihlerinde. Buradan çıkacak sonuç birçok merkez bankası yönetimine etki edecektir. TUİK Ağustos Enflasyonu ise hedeflerin revizesine sebep olabilir. İlgili gelişmelerin sonucunda yıl sonu için daha net görüşe sahip olacağımıza inanıyorum.
FED tarafında her daim olduğu gibi farklı görüşler mevcut. Bir taraftan şahin, bir taraftan güvercin açıklamalar geliyor. Powell ise enflasyon inmeden faize müdahale etmeyecek gibi duruyor. Ancak piyasaların kötü gidişatını da yabana atacağını düşünmüyorum.
TCMB tarafına dönmemiz gerekirse ekonomi yönetimi iki sonuçla yönetilecek bir alan değil. Listeyi çok daha fazla sıralandırabiliriz. Ancak bir şekilde oyunu doğru şekilde kurmamız gerekiyor. Yaptığımız analizler tutarsızlık gibi görünse de ekonomiyi rayına oturtmak üzere bazı riskleri almak gerektiği kanaatindeyim.
Faizlerin yükseltilmediği dönemlerde yüksek kur, yüksek enflasyon, önemsenmese de refah seviyesinde ciddi anlamda düşüş ve ticarette darboğaz ile karşılaştık. Israr edip düşürmezsek carry trade tehlikesi, işsizlik, kronik enflasyon, ekonomik daralma, düşmeyen ve sürekli yükselme atağı ile karşılaşma ihtimalimiz olan döviz kurları ile baş başa kalacağız. Oyunu doğru kurabilmek adına bir yerden faiz indirimine başlanması gerekiyor. Benim fikrim yıl sonuna kadar en az %45 seviyesine gelecek şekilde kademeli bir indirim döngüsünün başlatılması yönünde.
Bir diğer tarafta ise ekonomi yönetiminde üstü örtülü bir ayrışma yaşanıyor. Vergilendirme sebebi ile enflasyonun düşeceğine olan güven azalıyor. Bir yandan döviz stabil seyrederken, enflasyon düşmezken faiz oranları da sabit kalıyor. Hazine yönetimi enflasyonun düşeceğine eminken TCMB yönetiminin şahin davranışları enflasyonun düşüşünden emin olmadıklarına işaret ediyor. Bu ayrımın keskinleşmeden birleşmesi için salâhiyete ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Muhammed Yenice

