“Carry Trade Tehlikesi ve Faiz Oranlarının Düşürülmesi..”

Faiz oranlarının yükselmesini desteklediğimiz zamanlarda bunun kademeli olması gerektiğini savunurken şimdi de düşüşün başlaması ve kademeli düşürülmesi gerektiğini savunuyorum. Faiz arttırımında geç kalmış olmamız sebebiyle acı tecrübeler sabitledik. Faiz indiriminde geç kalmamamız gerektiğinin sinyallerini bir süredir veren bir finansal piyasa aracı var. “Carry Trade”..

Carry Trade bizim için şu an çift taraflı bir tehlike mekanizması. Şöyle ki TL’de yapay bir değerlenme yaratırken, faiz indirimi beklentisiyle ani çıkışlar da dövizde dalgalanma yaratacaktır. Finansal piyasalardan hareketle yüksek enflasyona varan bir serüven yaşamamız çok zor değil. Carry Trade ile Faiz arasındaki ilişkiyi doğru oturtamazsak başladığımız yere geri dönebiliriz.

Swap faizlerinin yükselmesi ile carry trade kısmi olarak geri çekiliyor diyebiliriz. Burada döviz riski barınıyor. Öte taraftan yüksek faiz ödediğimiz bir araç likiditemizi daraltıyor. Enflasyon oluşmasını önlemek amaçlı döviz gelirleri ile likidite yaratırsak rezervlerimizden olacağız. Çok yönlü bir kayıplar silsilesi olabilir. Bu kısmın yönetimi basit değil. Komplike oluşunu anlayışla karşılıyorum. Ancak, doğru şekilde analiz yapabilirsek yönetemeyeceğimiz bir ekonomik ortam yok. Sadece davranışsal iktisat burada yüzdeliğin bir kısmını finansal matematikle bölüşmek zorunda kalacaktır, kalmalıdır.

TCMB tarafından düşük seviyelerde faiz indirimlerine başlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde dövizin gidişatına rahatça hakimiyet sağlanacaktır. Ufak hareketler çoğu zaman pozisyon alanında rahat aksiyon alınmasını sağlar. Enflasyonun zaten hedeflenen yere geleceği yok gibi görünüyor. %38 hedefi imkansız, marj ile %42 beklentisi ise imkansıza yakın diyebiliriz. Şimdilik para politikasını ön planda tutmakta fayda var. Çeşitli riskler yükselirken para politikası sebepli enflasyonu hiper seviyede yaşama ihtimalini gündeme gelme ihtimalini ürkütücü buluyorum. %50’den kademeli olarak 100 baz puan indirimler ile %49, 48, 47 şeklinde sıkılaştırma iletişimi ile indirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Carry Trade tehlikesini de bu şekilde ortadan kaldırma şansı bulabiliriz. Aksi takdirde biz carry trade için faiz ödemeye devam ettikçe, o da bizim için potansiyel bir dövize dönüş riski olmaya devam edecektir.

Japonya’da tam olarak örneği yaşanan bir durumdan yola çıkabiliriz. Japon Yeni’nin stratejik olarak değersiz olması ve faizlerin düşük seyretmesi sebebiyle Yen borçlanıp USD kıymetlerin satın alınması, Yen’in görece değerlenmesi ve faiz artırımı ile birlikte carry yatırımcılarını terste bıraktı. Çünkü Yen değerleniyor ve borçlanmak maliyetli, kur ise zararlı olmaya başladı. Zararın neresinden dönersek kardır mantığıyla da Yen satın alınmaya ve değerlenmeye başladı. Bu da suni bir değerlenme olabilir. Ancak Yen zaten stratejik olarak değerlenmesi beklenen bir para cinsi değil. Ön görülebilir olması yeterli.

– “FED faiz indirmek zorunda kalacak mı?”

FED’in diğer para birimlerini değerlemek amacıyla faiz indireceğini düşünmüyorum. Ekonomi yönetimleri bunu yapacak hafiflikte değil. Ancak diğer para birimlerinin çöküşü işlerine gelir mi o kısmı sorgulamak lazım. FED’in kötü gidişat sebebiyle kademeli olarak önümüzdeki toplantıdan itibaren 50 baz puan indirim yapacağını düşünüyorum. Fakat piyasalar görünmez el ile toparlanırsa FED yine ABD enflasyonunu ön planda tutarak hareket edecektir.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın