Ekonomi Yönetimi Üzerine Pozitif ve Negatif Gelişmeler..

Ekonomi yönetiminin önceki ekiplere nazaran liyakat esaslı ve daha doğru şekilde yönetildiğini kabul etmek gerekiyor. Genellikle yapılan yorumlar sürekli eleştiri yönlendirdiğimize işaret etse de; doğruyu ve yanlışı analiz ederek anlatmaya devam etmenin daha faydalı olduğuna inanıyorum. Bir süredir ekonominin daha iyi bir seyirde ilerlediğini görüyoruz. Ancak gözden kaçırılan etkenler olduğunu da kabul etmek gerekir. Güncel olarak ekonomideki pozitif ve negatif gelişmeleri derlemek gerekirse;

  • Finansal kuruluşların Türkiye ekonomisine bakış açısının değiştiği yapılan beklenti açıklamaları ve not artışları ile tasdik ediliyor. Bu durum CDS primini ciddi anlamda geriye çekti. Güven belirsizliğinin bu gibi işaretlerle ortadan kaldırılması ülkeye döviz girişini artırıyor. Kur istikrarı sağlanmış görünüyor. Faiz artırımları sonucunda TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri de göz önüne alındığında reel faizin artıya geçişine olan uzaklık azalıyor. Tasarruf planları eleştirilse de planlanmış olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yapılan reform hazırlıkları ile ekonominin kayıt dışı girdileri ve vergi kaçakları azaltılıyor. Ek olarak son TCMB PPK toplantısı sonrası alınan döviz kredi kararı da sıcak para kaynağının korkutucu olduğunun farkında olunduğunu gösteriyor.

Ardı sıra yazılan gelişmelerin tamamı pozitif ve ekonomi yönetimi bu gelişmelere uzun zamandır hasret kalmıştı. Ancak negatif gelişmeler bu pozitif gelişmeler irdelendiğinde ortaya çıkıyor ve kafada soru işaretleri beliriyor.

  • Finansal kuruluşların ekonomimize bakış açısını değiştiren TL’nin değerlenmesi ise eğer bu değerlenmenin Carry trade ile olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Tabi ki TCMB bu durumun farkında olarak döviz kredi sınırlamasına gitti ancak bu durumun bazı zümreleri memnun ediyor olması TCMB kararlarına etki edebilir ve ”suyu biraz daha taşıyalım, değirmenimiz dönmeye devam etsin” anlayışı hakim kılınır ise ekonomide başa dönmemiz işten bile olmayabilir. Öte yandan enflasyon konusunda baz etkisinin görmezden geliniyor olduğu hissi korku yaratıyor. Enflasyon konusunda rehavete kapılmak dipsiz bir kuyuya sürüklenilmesine sebep olabilir. Çünkü enflasyon şu an için kronikleşmiş durumda. Enflasyon beklentilerini rakamlardan ziyade halk ve yatırımcının gözüyle analiz etmek gerekiyor. Sonuçta ekonomide yapılan hesaplamalar hep önceki dönemlere göre yapılır ancak bu durum rakamları eğip bükmek için değil bir yol haritası çizebilmek içindir. Bir öğrencinin bir önceki yıl 5 zayıf derse karşın güncel yılda 2 zayıf dersinin olması öğrenciyi çok iyi konumuna getirmez. İyi ya da düzelmeye başlamış konumuna getirebilir. O sebeple önceki yıllarla yapılan karşılaştırmalar sayısal olarak uygun olsa da yönetimsel açıdan ekonomi gibi içerisinde insan faktörünü yüksek oranda barındıran bir bilim dalı için uygun değildir. Kur konusuna gelince TCMB tarafından döviz satın alınıyor olması kur beklentisinin bozulmasına sebep olabilir. Yapılan sayısal açıklamalarda bu konuda güvensizlik yarattı diyebiliriz. Şeffaflık ile güvensizlik arasındaki ince çizgiyi güdebilmek gerekiyor. Son olarak ise Hazine tarafından TCMB’ye yönetimsel direktifler verilmesini doğru bulmuyorum. Para politikasının ve fiyat istikrarının Türkiye Cumhuriyeti değil Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası mesuliyetinde olduğunu ekonomi yönetiminin tüm kollarının tekrar idrak etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın