“Mehter Ekonomisi..”

TCMB bugün yapılan toplantı sonucu faiz oranını sabit tutma kararı aldı. Beklentiler karşılandı ancak aksiyonlar yine tahminlerin üzerine çıktı. Dün yazımda bahsettiğim üzere faiz kararı değil aksiyonlar etki bıraktı. Merkez Bankası enflasyon, kur ve finansal riskler çatısı altında bir dizi önlemler aldı.

Aslında önlemler aldı yerine alıp daha sonra gevşettiği önlemleri yeniden sıkılaştırdı diyebiliriz. O sebeple de yazımızın adı “Mehter Ekonomisi”.. Zaten önceki açıklamalarda da gerektiğinde sıkılaştırmadan kaçınmayacaklarını bildirmişlerdi ancak müdahalelerimiz sıkılaşmaktan ziyade kısıtlamak şeklinde mi oluyor diye düşünmeden edemiyorum. Yine de önlem alınıyor olmasının pozitif bir seyir sağladığını söyleyebilirim. Hatta bu durumun CDS primine pozitif etki edeceğini net olarak söyleyebilirim. Yine de biz ne olursa olsun ihtiyatlı bir şekilde tam adım ileri gidilmesini savunuyoruz. Ayrıca ilgili aksiyonların ticari eylemlere zarar verip vermediğini de ölçmek gerektiğine inanıyorum. Sonra ekonomik büyümeye müdahale etmek üzere alınan tüm aksiyonların heba edilmesini istemeyiz.

Uzun ve kısa vadeli mevduat ve uzun ve kısa vadeli KKM hesaplarının zorunlu karşılık oranları artırıldı. Zorunlu karşılığa ödenen faiz oranı düşürüldü. KKM hesaplarının dönüşüm oranı düşürülüp, Yuvam hesapları hesaplamadan çıkarıldı ve YP kredilere büyüme sınırı getirildi.

TCMB burada KKM hesapları TL’ye dönüştürülsün, Tüzel kişilerin KKM dönüşümleri hesaptan çıkarılsın dövize de dönse ekonomiye karışsın, gerçek ve tüzel kişi YUVAM hesapları ise rezervimiz iyileştiğinden kalsa da çıksa da fark etmez, biz bu kalemler için tutulan zorunlu karşılıklara da daha az faiz ödeyelim ve bu arada döviz kredilerine de sınırlama getirelim ki döviz borçlanması artmasın demek istiyor. Buradan hareketle;

Döviz borçlanmasındaki artış ve carry trade hızı farkındalığı,

KKM’den çıkış konusunda istikrar,

Faiz oranlarının üstü kapalı olarak soğutulması hedeflenmiş görünüyor.

Özellikle carry trade ve döviz borçluluğunun önlenmeye çalışılması en önemli konu. Ekonomik risklerin fazla olduğu ülkelerde bu iki durum yüksek tehlike yaratmaktadır. Borçluluk ödenemez duruma gelebilir, carry işlemleri zarar edebilir ve yerli paradan ani çıkış yaşanarak kur atakları yaşanabilir.

Ekonomi yönetimi tarafından alınan kararlar her zaman tartışılabilir. Geliştirilebilme ve başarılı olabilmesi için bu da bir gerekliliktir. Ancak TCMB’nin durumu merkez bankacılığına yaraşır şekilde yönettiğini söylemeden geçmek doğru olmayacaktır. Ekonomi dışı aksiyonlar ile emeklerin zayi olmaması için bu yönetim şeklini desteklemek gerektiğine inanıyorum.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın