“Türk Lirası İçin Long Pozisyonu Önerisi..”

Citibank stratejistleri tarafından Türk Lirası için dolara karşı long pozisyon alınması tavsiye edildi. Long pozisyon ilerleyen süreçlerde bir mal ya da finansal aracın değerinin artacağını ön görerek pozisyon alınmasıdır. İlgili değerleri satın almaktır. Bu satın alımın ilerleyen vadede kâr yaratacağı düşünülmektedir. Short pozisyon da bu durumun tam tersini ifade eder.

Aslında finansal kuruluşların yapmış oldukları değerlendirmeler bana pek samimi gelmiyor. Şöyle ki; dönemsel ve finansal olarak değerlendirilen hareketleri kısa vadeli değerlendirmeye tekrar açık görüyorum. Ki bu doğru bir şey. Ya da tersten okumam gerekirse finansal kuruluşların değerlendirmelerini eleştirmek yerine bizim bu durumları fazla üstlenmemizi eleştirebilirim. TL için USD’ye karşı long pozisyon tercih edilmesini önermek TL’nin eşi benzeri görülmemiş bir şahlanma yaşayacağına işaret değil. Keza kredi derecelendirme kuruluşlarının da harf ile notlandırması bazen cezalandırmak veya ödüllendirmek olarak görülse de; içselleştirip karamsar veya rehavete kapılmış bir ekonomi yönetimine yol açmaması gerekmektedir.

Stratejinin sebeplerine gelince swap faizlerinin düşüşe geçmesi yabancıların Türk Lirası varlıklarına yatırım yaptığına işaret ediyor. TCMB rezervlerinin iyileşmesi ve sıkı para politikasının devam edeceğine olan inanç ile birlikte faizlerin yüksek seyretmesi TL açısından pozitif bir seyir yaratıyor. Citi stratejistleri ise faiz artırımından ziyade farklı tedbirler ile döviz varlıkların yerini TL varlıklara tercih ettirtecek bir ortamın hazırlanacağına ve enflasyonun gidişatına istinaden faizlerin tekrar yükseltilebileceğine inanıyor. Bu görünümü yaratmak da pozitif bir sonuçtur. İsteğimiz de tam olarak TL’nin değerlenmesi üzerine, burada en ufak bir şüphe yaratmak istemem.

Ancak ekonominin ihtiyaç duyduğu bazı temel yapı taşları vardır. Şeffaf ekonomi yönetimi önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Yani rezervlerin nasıl arttırıldığı, hangi vadede artarak gideceği veya pozitif seyredeceği, yabancıların finansal tercihlerinin mi yoksa ekonomi yönetiminin finansal aksiyonları mı reel değere kazanç sağlıyor sorularına şeffaf cevaplar vermemiz gerekiyor. Öte yandan risk analizlerinin doğru yapılıp yapılmadığına dair soru işaretleri de günümüz dünyasında asla son bulmayacaktır. Son 5 yılda herhangi bir riskin aniden ortaya çıkma olasılığı bir hayli yükseldi. Sonuç olarak da henüz bireysel harcamalar ve tasarruflar üzerinden enflasyon ile mücadele edilmeye çalışıldığı ortada. Net rezervde ise bu hızla devam edilse dahi yıl sonu pozitif olma ihtimali ekonomi politikasının gevşeyip gevşemeyeceği şüpheleri ile birlikte zor bir ihtimal gibi görülüyor.

Öte yandan artan mevduat faizleri ve kısıtlı kredi kullandırımına bankalar ne kadar dayanır bilemiyoruz. Burada bankalara uygulanan çeşitli komisyon zorunluluklarını da görmezden gelmemek gerekiyor.

Ekonomi şüphesiz bir rasyonel bilimdir. Ancak matematik ile birlikte mantığa da dayanması gerekmektedir. Basit okumak gerekirse ülkede yüksek faiz, yüksek enflasyon, gerçek ve tüzel kişilerin finansal yönetimlerinin zorlaşması, refah seviyesinin etkilenmesi ve ciddi sayıda soru işareti ile birlikte hangi finansal yapının ne önerdiği çok bir şey ifade etmiyor. Hakkını vermek gerekiyor ki ekonomi yönetimi zor bir dönemde harap olmuş bir ekonomiyi yönetmeye çalışıyor. Ancak efektif bir yönetim için henüz ihtiyaçlar tam olarak belirlenmiş değil.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın