“Faiz Artırımında Sona Gelindi Mi?”

TCMB tarafından düzenlenecek olan Nisan ayı PPK toplantısı parasal sıkılaşmanın devam edip etmeyeceği ya da hangi seviyede devam edeceğini belirleyecek gibi görünüyor. Merkez Bankasının alacağı kararları önceden kestirmek bir hayli zorlaştı. Zira Mart ayı toplantısında bayram öncesi yapılan faiz artırımı beklenmeyen bir hamleydi. Faiz toplantıları öncesi tahminlerde bulunmak ve bu tahminlerin doğruluğunu başarı saymanın önemsiz olduğunu vurgulamam gerekiyor. Sonuçta alınacak kararı önceden bilmek yatırım haricinde makro ekonomik bir fayda yaratmıyor. Asıl fayda nasıl bir karar alınması gerektiği ve karar alındıktan sonra neler olabileceğini analiz etmek ile yaratılıyor. Yine de Mart ayı toplantısından önce ihtimali ile birlikte 500 baz puan artırılmasının yerinde olacağını belirtmiştim..

Her toplantı öncesinde 3 ihtimale de yer vermeye çalışıyorum. Sonuçta aylık bir toplantıda bir karar çıkıyor ve artırmak, düşürmek ya da sabit bırakmak üzerine bir karar alınmış oluyor. Yarınki toplantı için temennim yine 500 baz puan artırım yapılması yönünde. Enflasyon oranı %57,50 iken uzun zaman sonra ilk kez reel faiz oranı pozitife bu denli yaklaşmış olacak. Bankalar ve krediler üzerindeki baskı anlamlı olmaya devam edecek, toparlanma desteklenecek, hazır faizler yüksek seyrederken geniş alanda aksiyon alma imkanı olacak, döviz piyasası da serbest bir şekilde rayına oturmaya başlayacak ve indirim yapılmak zorunda kalınsa dahi TCMB’nin yüksek bir faiz oranı ile devam edebilme şansı olacaktır diye düşünüyorum.

Bizim gibi gelişmekte olan ülke ekonomilerinin gözden kaçan büyük bir problemi var. Zümrelerin menfaatleri farklı seyrediyor. Bir zümre için döviz artmalı, diğer biri için düşmeli. Bir zümre için kredi kullanımı gevşetilmeli iken diğer bir zümre için faiz oranları yüksek kalmalı. Enflasyondan bile beslenen zümreler var. Söylediğimiz zaman kötü oluyoruz ama doğruyu söyledikçe kötü olmaya razıyım. Ekonomik ve finansal çalışmalar iki şekilde yapılır. Varlıklı olmak, varlık kazandırmaya çalışmak ya da Dünya, ülke ekonomisinin kalkınmasına destek olmak ve bu alanları geliştirebilmek için yapılır. İlkine lafım yok, saygı duyuyorum. Fakat ikincisini tercih edenlerin hor görülmesine şiddetle karşı çıkıyorum. Bilim her daim maddi varlığın üstündedir. O sebeple şahsi menfaatlerimiz ülkemiz menfaatlerinin önüne geçiyor. Ulu önderin vurguladığı gibi bu şekilde gelişmemiz mümkün değildir.

TCMB kararına geri dönmemiz gerekirse faiz artırımını temenniden ziyade gerçekleşecek hissettiren iki gelişme var;

– ABD enflasyon verileri istenilen şekilde ilerlemiyor. FED yöneticilerinden de üst üste şahin açıklamalar geliyor. 5 gün sonra FED tarafından olası bir faiz artırım hamlesi düşüncesi TCMB’ye önlem aldırabilir.

– Son yayınlanan tebliğ ile mevduat getirilerinin stopaj oranı pandemi sürecinde düşürüldüğü %5 seviyesinden ilk kez %15 seviyesine yükseltildi. Burada da faizi yükselterek getirinin yükselmesi sonucu stopajın önemsenmemesi ve dolayısı ile yatırımcının orana razı olacağı düşüncesi oluşuyor.

TCMB’nin ne yapacağını yarın hep birlikte göreceğiz ancak faiz oranlarının sabit bırakılması ile 500 baz puan artırılması benim için eşit seviyelerde. Temennim ise artırım yapılması yönünde. Alınan karar hangi yönde olursa olsun o minvalde analiz yapıp ülke ekonomisinin başarılı olması için çalışmaya devam ederiz. Yeter ki şahsi menfaatlerimiz böyle elle tutulur olmayan küçük hesapların içerisinde ülkemiz menfaatinin önüne geçmesin..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın