
Altın şüphesiz değerli emtialar içerisinde en çok yatırım alan ve sorulduğunda akla ilk gelenlerdendir. Son günlerde altının bir yatırım aracı olmadığı ve yıllar içerisinde farklı yatırımların altına göre daha çok kazandırdığı şeklinde yorum ve analizler ile karşılaşıyoruz. Konu hakkında kendi analizimi ve karşılaştırmamı yatırım danışmanı olarak değil ekonomi ve finansa olan etkileri üzerinden anlatacağım. Analizimin altın biriktirme üzerine olduğunu da eklemeliyim. Altın fonu ve ara ödemeli altın kuponlar, karşılığında ticaret yapılan veya finansman sağlanan altına endeksli yatırım araçları analizime dahil değildir.
Altın emtiası günümüzden yaklaşık 7000 yıl öncesine kadar dayanan bir ticari ve finansal serüvenin yatırım ürünüdür. Alınır, satılır, ziynet olarak kullanılır ve hediye edilir. Özellikle ”Altın Standartı” yani para basma karşılığında altın tutulması 1870’li yıllardan 1971’e kadar Dünya güçleri tarafından kullanılmış bir para sistemidir. Altının değeri bu hususlar ile tartışmaya kapalıdır diye düşünüyorum.
Ancak konumuz nitelikli yatırımcılık ve günümüz dijital dünyasında ekonomiye olan katkı ise altının bir nebze ekonomiye katkı sağlamadığı ve nitelikli yatırımcıya hitap etmediği görüşündeyim. Dünya Altın Konseyi’nin rakamlarına göre 2022-2023 yılları arasında Türkiye’de 3500 – 5000 ton arasında, devlet erkanı tarafından yapılan açıklamaya göre ise 2023 yılı sonu itibariyle 4600 ton civarında yastık altı altın bulunduğu biliniyor. İlgili emtianın ekonomiye herhangi bir katkısı yok. Bankalar üzerinden kullanılamıyor, karşılığında alım satım veya ticaret yapılamıyor, herhangi bir para birimine özellikle Türk Lirası’na dönüştürülmemesi durumunda fayda yaratamıyor. İhtiyaç halinde sarrafiyelerden bozulması durumunda da bir başka yastık altına transfer olması sebebiyle anlam ifade etmiyor.
Konuyu burada bireysel ve ekonomik fayda açısından değerlendiriyorum. Bireysel olarak 2006 yılında 22,00 TL olarak alınan 100 gram altının, şu anda 1960 TL seviyelerinden bozdurulması güzel bir yatırım kazancı olsa da enflasyona karşı duruşu, yıllar içerisinde daha fazla kazandıracak herhangi bir yatırımdan vazgeçilmesi ve ekonominin yastık altı altınlar sebebiyle kayıpları sebebiyle altının marjinal bir fayda yaratmadığını düşünüyorum.
2006 yılından fiyatlama örneklemişken;
2006 yılında altın gram fiyatı 22 TL – 2024 yılında altın gram fiyatı 1960 TL yani aradaki fark 89 kat seviyelerinde. %8900 artış göstermiş bir emtia var fakat herhangi bir ara ödeme veya enflasyona karşı mücadele aracına konu olmamış bir yatırım aracı olduğunu unutmayalım.
2006 yılında 1,94 TL fiyatlı bir hisse seçiyorum. Bu hisse aynı zamanda her yıl temettü dağıtmış ve yıllar içerisinde sadece finansal değil niteliksel değerler de kazanmış. 2024 başında fiyat 139,30 civarında 2023 ortalarında ise fiyat 170 TL civarına kadar yükselmiş. 2023 ortasında temettü dahil etmeden ve hissesini aldığımız firmanın gelişimini eklemeden kazancımız 89 kat civarında, borsada yaşanan düşüş sebebiyle ise şu an kazanç 71 kat seviyesinde. Yatırımın 4 + 1 kuralını sürekli vurguladığım şekilde davranıp 2023 ortasında hisseyi satıp, şimdi yeniden satın alma durumunu da dahil etmeden söyleyebilirim ki altına göre hisse daha çok kazandırmıştır.
Öte yandan 2006 yılında USD kurunun da 1,4 seviyesinde olduğu varsayılırsa 21 kat artış olduğu görülmüştür. Ancak dolar bazında yapılan yatırımların, dolar faizinin ve dolar karşılığı alınmış malların da getirisini hesaplamamız gerekmektedir. Döviz ile ilgili hesaplama yaparsam; döviz karşılığında alınan veya dövize endekslenen malların fiyatında yaşanan artış sebebiyle daha flu olacağından net konuşmamakla birlikte dövizin de daha kazançlı bir yatırım aracı olduğuna inanıyorum.
Altının finansal faydalarını ise görmezden gelemeyiz. Pandemi döneminde yükselişi körüklenen altının zor zamanlarda güvenli liman olduğunu inkar etmek doğru olmaz. Ancak dönemsel bir yatırım ile de çeyrek asırlık yatırımları karşılaştırmamalıyız.
Altın biriktirmek profesyonel bir yatırım çeşidi değildir, ancak yanlış bir yatırım şekli olduğunu da söyleyemem çünkü toplumumuzun değişmez bir anlayışı haline gelmiştir. Olayı bu sebeple eleştirmek pek doğru olmaz. Yazının başında yatırım danışmanı olarak yaklaşmayacağımı bu sebepten bildirmekte fayda gördüm. Ekonomik değerlendirmelerde toplumsal görüşleri görmezden gelemeyiz. Her şey temelde matematikten ibaret olsa da, bir diğer çalışmamız bu görüşü çürütebilir ancak analiz yaptığımız zaman matematiğin üstünde değerlendirme yapmış oluyoruz. Bu da bizi bazen doğrudan yanlışa, ancak çoğunlukla yanlıştan doğruya götürmektedir.
Muhammed Yenice

