
Toplantı öncesi yabancı kuruluşlar da dahil çeşitli faiz oran tahminleri yapıldı. Arasında %13.5 ile %40 birden fazla senaryo var. Aslında bu tahminlerin önemi ardından hazırlanacak rapor ile anlam kazanabilir. TCMB’nin son yıllarda hazırlaması en kritik metin olduğunu düşünüyorum.
Faizlerin şok etkisi yaratacak seviyede yükseltileceğine inanmıyorum. Yabancı kuruluşlar tahminden ziyade avına göz dağı veren avcı gibi fikir yürütmüşler. Özellikle kredi derecelendirme kurumlarının not düşürüp CDS üzerinden aksiyon alacağı aşikar..
Benim fikrim TCMB’nin %13.5-%18.5 arasında bir karar vereceği yönünde. Böyle bir karar çıkacağına inancımın sebeplerini de tek tek anlatacağım;
– Geçmiş ekonomi yönetiminin 2 yıla yakın süre boyunca düşük faiz, düşük enflasyon, ucuz iş gücü ve yüksek ihracat modeli sebebiyle; 2 yıllık modelin bir toplantıda yıkılacağını düşünmüyorum. Yeni yönetim de ilk toplantı ile birlikte oluşacak havayı test etmek isteyecektir. Haklılar da..
– Hissedilen yüksek enflasyon her ne kadar baz etkisi ve enerji fiyatları ile rakamlara yansımasa da enflasyon bu seviyedeyken büyümeyi de arka plana atıp stagflasyona sebebiyet verecek bir ortam hazırlanacağını düşünmüyorum. Türkiye ekonomisi 50 yılı aşkın süredir kalkınmak yerine büyümeyi tercih ettiği için bu talep kolay kolay değişmeyecektir.
– Ülkede çeşitli ekonomik talepler mevcut. Bir taraf kurun yükselmesini diğer taraf düşmesini talep ediyor, bir taraf faizler yükselsin isterken diğer taraf düşsün istiyor.. Bu sebeple bir anda faiz artırımına yüklenip yine tüm vazifeyi faize yüklemek doğru olmayacaktır. Acı ama gerçek..
Alınacak karar ne olursa olsun, TCMB’nin şeffaf, basiretli ve kararlı bir karar metni hazırlaması gerekmektedir. Bugün 500 baz puan artıralım, ancak “böyle giderse her toplantıda kademeli artış yapmaktan geri kalmayız” diye de açıklama ekleyelim. Kararımız kredi notu, büyüme, döviz kurlarından birini etkilese bile kalıcı toparlanma için sinyallerin verildiğini göstermek gerekiyor..
Muhammed Yenice

