
Pazarlama; işletmelerin ürün ve hizmetlerinin gerçek veya tüzel kişilerin ihtiyaçlarına göre satışa dönüştürülebilmek üzere çeşitli stratejiler ile nihai alıcıya aktarılmasıdır. Fakat burada ana hedef satış değildir. Satış, ancak ortaya doğru bir pazarlama stratejisi çıkarıldıktan sonra düşünülebilir. Çünkü satış ve pazarlama farklı alanlardır. Çeşitli kısımlarda ortak yönleri olsa da tek vücut olarak düşünülemez. Pazarlamayı kesin bir şekilde tanımlamak mümkün değildir. Ancak, nasıl tanımlanamayacağını biliyorum. Pazarlama, satış demek değildir. Burada net olmamızı isterim. En büyük ortak yanılgı pazarlamayı satış sanmamız diyebilirim.
Pazarlama satış esnasında başlamaz, ürün ortaya çıkarılmadan, tek bir kaynak dahi kullanılmaya başlamadan ortaya çıkar. Çünkü pazarlama; müşterilerin kim olduğu, neye ihtiyaç duyduğu, ürünün hangi bölgede değer göreceğini ve alınan geri dönüşler ile birlikte gerekli güncellemenin nerede daha hızlı yapılabileceğini hesaplamakla başlar. Kurumlar topluluğunun aynı ürünü ortaya çıkarıp, nihai ekiplere pazarlama baskısı yapması bahsettiğim hatalar silsilesini oluşturmaktadır. Satış, pazarlamanın önüne koyulduğu müddetçe kalıcı başarının yakalanması zorlaşır. Şimdilik kabul etmek hoşumuza gitmese de, gelişen ve globalleşen dünya bunu bize zaman içerisinde kabul ettirecektir.
Satışa dönüşmemiş bir pazarla stratejisine başarısız diyemeyiz. Satış karşı tarafın bir çok değişkenine (bütçe, ihtiyaç, arzu, fikir ve görüşler vs.) bağlıdır. Burada sizin ne kadar iyi bir strateji geliştirmiş olduğunuz ve o stratejiyi ne kadar etkili kullandığınız bu değişkenleri etkileyemeyebilir. Maalesef çevremizde ise pazarlama tamamen karşı tarafı aslında kabul etmemesi gereken bir ürün ve hizmeti kabul ettirebilmek amacıyla kullanılıyor. “Lütfen alın, lütfen yapın, lütfen bizi tercih edin..” söylemleri herhangi bir pazarlama veya satış tekniği olamaz.
Burada en büyük problemin kurumlar bazında olduğunu düşünüyorum. Katma değer yaratamamanın da sebebinin bu yaklaşım olduğuna inanıyorum. Kurumların alt yapı olmadan ürün ve hizmetleri satışa çevirebilme sevdasını pazarlama olarak adlandırmasının sonuçları ekonomimizin gelişememesine ufakta olsa katkı sağlıyor diyebilirim.
Kurumlar bazında pazarlama yalnızca kâr sağlama işlemini gerçekleştirmek üzere yapılan girişimler olarak düşünülüyor. Hatta direk başarılı pazarlamayı kârlılığa bağlıyorlar desem yanlış olmaz. Pazarlamanın başlı başına bir bilim dalı olduğu ve günden güne geliştiği maalesef herhangi bir kurum veya yöneticinin ilgilendiği alanlara girmiyor. Tasarım, inovasyon, AR-GE, teknoloji, lojistik ve katma değer yaratmak üzere ihtiyacımız olan diğer kalemler gibi pazarlama konusu da kanayan yaramız olmaya devam ediyor.
Artık kârlılıktan ziyade kârlılığın sürdürülebilirliği ve global seviyelerde ürün ve hizmet sağlayabilme vizyonuna ulaşmamız gerekiyor. Vizyonumuzu söylemlere sığdıramazken, aksiyonlarımızı sadece kârlılığa sığdırmak bana doğru gelmiyor..
Muhammed Yenice

