Ticaretin Darboğazı..

Ticaret, ekonomiyi oluşturan temel taşlardan biridir. Ticaretin içinde bulunan ana parametreler aslında ekonomiyi oluşturan parametrelerdir. Sermaye, girişimcilik, kar-zarar, ürün, hizmet vb parametreler ticareti oluşturduğu şekilde paralel olarak ekonomiyi de oluşturmaktadır. Hatta genel olarak alınan ekonomik aksiyonlar ile ticaret hacmi canlandırılır, dolaylı olarak ekonominin canlandırılması hedeflenir.

Ticaret birçok farklı şekilde yapılabilmektedir. Yurt dışına satılan mallar ihracat, yurt dışından alınan mallar ithalat olarak adlandırılmaktadır. İç piyasada ise ticaret; toptan ve perakende olarak ikiye ayrılır. Bunlara ek olarak transit ticaret; yerli bir firmanın yurt dışında iki ayrı noktada mal alıp satması anlamına gelmektedir. Sonuç olarak bir mal veya hizmet satılıyorsa orada ticaret yapılıyor diyebiliriz.

Geçtiğimiz son bir yılda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler ekonomik problemler yaşamaktadır. Dünyayı etkileyen krizlerin yaratmış olduğu sonuçlar ile hem Dünya ticaretinde hem de ülkeler bazında ticarette sorunlar ortaya çıkmıştır. Türkiye için bahsetmemiz gerekirse ticarette ekonomik sebeplerle yaşanmakta olan ve ticareti etkileyen sorunlar; dövizlerde yaşanan sabitlik, kambiyo rejimi, faiz kararları, enflasyon, öngörülemeyen riskler şeklindedir ve daha da ekleyerek listeleyebiliriz.

Kulağa hoş gelmese de döviz kurlarında müdahaleler sonucu sabitlik yaşanması gelişmekte olan bazı ülkelerin ticaretlerine darbe vurmaktadır. Bir şirket ülke içi maliyetlerin enflasyon ve çeşitli ekonomik tedbirler ( kambiyo rejimi, faiz kararları vs) sebebiyle sürekli artmasından dolayı maliyet yüküne katlanırken; kurların sabit kalmasından dolayı kazancında herhangi bir değişiklik yaşamaz. Yani bir önceki yılı baz alarak hesaplandığında %120 maliyet artışı yaşanmış, ve kurlar %40 yükselmişse bu bizim ilgili yıl için ekside olduğumuzu göstermektedir. Bu arada ihracatta belirli bir rekabet olduğu için yurtiçinde olduğu gibi rahatlıkla fiyatlar yükseltilememektedir. Maliyete oranla satılan malların fiyatı yükseltilir düşüncesine istinaden bu bilgiyi de ekliyorum.

Aynı durum ithalat için de tersi şekilde geçerlidir. Bu defa ülke içinde yerli para kazanıp ödemelerini döviz ile yapan firmalar dövizde değişiklik yaşanmamasına rağmen yerli parada yaşanan alım gücü kaybından zarar görmektedir. Ayrıca gümrüklerde alınan tedbirler de eklendiğinde ithalatın da problemli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Burada önermem; döviz kurlarında düşüş veya yükselişin doğal ve öngörülebilir olmasıdır.

Öte yandan iç piyasada hem toptan hem perakende ticareti etkileyen en büyük etkenler; maliyetler ve alım gücünde yaşanan düşüştür. Halkın tüketim davranışlarına direkt etki eden enflasyon ve üretici, tedarikçiyi direkt etkileyen maliyetler ticareti normal seyrinden uzaklaştırmaktadır. Maliyetlerde gözle görülür kalemler; ücret ve yan haklar, vergiler, artan kaynak kullanım ücretleridir.

Normal şartlarda burada fiyatların yükselmesinde bireysel roller de oynanıyor olabilir. Yani tüketim davranışlarından tutun üretici, tedarikçi ve satıcının almış olduğu etik olmayan aksiyonlar ticarette problem yaratıyor olabilir. Ancak yazımda ben ahlaki yaklaşımları hariç tuttum. “Ceteris paribus” kuralını ahlaki değerler için uyguladım.

Yaklaşan seçimlerle birlikte ekonomide ve ticarette bir süre daha belirsizlik yaşanacağını söyleyebilirim. Bu sırada tüketim davranışlarında yaşanan enflasyonist beklentiler sonucu tüketimin, frenlenme ihtimalinde ekonomik resesyon yaşanması da farklı problemler yaratacaktır. Yani stagflasyon yaşanma ihtimalini de göz ardı etmemek gerekmektedir..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın