“Türkiye Borsası’nda Neler Oluyor, Düşüş Sürecek Mi?”

Bir önceki yazımda borsanın geleceği hakkında gerekli sinyali vermiştim. Sürekli söylediğimiz şeylerin anlaşılır olması için farklı formatlarda anlatılması anlatım tekniklerimizi geliştirdi, pozitif tarafından bakalım..

Finansal piyasaların sürekli yükseldiği, sürekli düştüğü veya sürekli sabit kaldığı görülmemiştir. Zaten satıcı ve alıcının karşılaştığı, arz ve talebin şirketlerin mali durumuna, siyasi etkenlere, küresel risk ve avantajlara, yatırımcı davranışlarına ve diğer yatırım araçlarının mevcut durumuna bağlı olduğu bir pazarda bu pek mümkün değil. Yaşanan bu düşüşe hayret edecek bir durum yok. Yeni bir yıl, siyasi durum, ekonomik risklerin çeşitliliği ve finansal okur yazarlığı düşük kitlenin artırmış olduğu bir endeksin düşüş göstermesi gerçekten şaşırtıcı değil..

Şunu net olarak söylemeliyim ki ekonomi ve finans ile ilk tanıştığım andan itibaren; “batacak, zirve yapacak, uçacak, son dönüş” vb tarzda sonsuz küme elemanlarını oluşturan cümle ve kelimeleri hiç kullanmadım. Kullanılmasına da karşı çıktım. Öncelikle şunu söylemeliyim; Türkiye Ekonomisi her daim problemlerle boğuşmuş ancak hiçbir zaman batmamış bir ekonomidir. Borsanın geleceği için de aynısını düşünüyorum. Borsa İstanbul’da nasıl kontrol sağlandığı, nasıl risk analizi yapıldığı ve Borsa İstanbul’un ne kadar güçlü olduğu hususunda büyük bir bilgi ve tecrübeye sahip olduğumu hiç çekinmeden söyleyebilirim. Fakat bizim olayı tersten analiz etme alışkanlığımız bir türlü geçmiyor.

– Borsa düştü, küçük yatırımcı battı, büyük yatırımcı isyanda.. Bu kadar basit değil.

Türkiye ekonomisi dinamikleri sağlam bir ekonomi, sadece yönetimsel ve davranışsal hataları var. Türk Borsası’da yatırımcı çekebilen ve sağlam şirketlere sahip bir pazar ancak yatırımcısının finansal okur yazarlığı düşük ve yatırımın ne olduğunu bilmiyor. Yatırım; belirli bir varlığın değer kazanmak veya değerini korumak amacıyla bir pazara dahil edilmesidir. Yatırım kısa yoldan zengin olmak veya kısa vadede varlığı yüksek seviyelerde değerlendirmek temelli bir anlayış değildir. Öyle olsa dahi bunu yapmak isteyen kitlenin eksiklikleri buna müsade etmez. O halde yatırım yaparken ihtiyacımız olan beşliyi unutmamalıyız; cesaret, bilgi, para, hedef ve sabır..

Bu düşüş sürebilir ancak şunu net olarak söylemeliyim ki herhangi bir çizgisel grafikten daha fazla etki edebilecek etkenler mevcut. Yani yine bu dönemde ve hiçbir dönemde söylenti ve düşüncelere kulak asarak yatırım yapmayın.

Küçük yatırımcı için tavsiyem finansal piyasalara direkt olarak bütün varlıkla girmekten ziyade, eğitim alınması gereken bir alan olduğunun bilinmesi ve tecrübeye zaman tanınması gerektiğidir.

Büyük yatırımcılara ise pozisyonlar hususunda dikkat çağrısı yapıyorum. Açığa alış-satış ve diğer opsiyonlu işlemler için müsait bir zaman olduğunu düşünmüyorum.

Tecrübeli büyük-küçük yatırımcılar için ise “çok bilenin başına çok iş gelirmiş” gafını yapmak isterim. Unutmayın ki denizde boğulanlar çoğu zaman iyi yüzme bilenlerdir. Yüzücülüklerine güvenerek açılır ve dalgalara kapılırlar.

Toparlamam gerekirse seçime giden yolun finansal riskini tahmin edemeyiz. Bunların herhangi bir grafiksel yorumla anlaşılacağına da maalesef inanmıyorum. Güven konusunda BIST’e güvenilmesini öneririm. Ancak sizi üzecek hareketlerden kaçınmanızı daha şiddetle öneriyorum..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın