2008 Mortgage Krizi / Konut Fiyatlarındaki Artış ve Sonuçlar..

2008 yılında Amerika’da yaşanan ekonomik kriz, 1929 Büyük Buhran’dan sonra yaşanan en büyük kriz olarak görülmektedir. Kriz ABD’de başlayarak dünyanın tamamına yayıldı ve dünya ekonomi tarihine bu şekilde kazındı. Krizi hazırlayan birçok sebep olmakla birlikte asıl problemin hane halkı borçlanması olduğu bilinmektedir. Bankalar para toplayabiliyor ve kredi verebiliyorken her şey yolundadır. Peki ya krediler geri ödenmezse?..

Yaşanan krizi tam olarak böyle yorumlarsak yanlış olmaz. Elbette ekleyebileceğimiz ve çıkarabileceğimiz nedenler, etkenler vardır ancak yine de temel sebebin bu olduğunu düşünüyorum. Lehman Brothers ABD’nin en büyük 5 yatırım bankasından biriydi. İlk olarak iflasını açıklayan banka hem ABD hem diğer ülke ekonomilerinin problemin farkına varma ve farklı uygulamalar deneyerek krizden kurtulma aksiyonlarının alınmasına sebep oldu. Tarihin en büyük banka iflası olarak anılan Lehman Brothers finansal sisteme olan güvenin sarsılmasına sebep oldu.

ABD’de risk faktörü göz önüne alınmaksızın; düşük gelirli aile ve bireylere ”Subprime Konut Kredisi” verildi. Normal şartlarda konut kredisine göre daha uzun ve faiz oranı daha yüksek olan Subprime Konut Kredisi ilk yıllarda düşük tutarlı ödemelerle çekici hale getirildi. Burada durum ekonomik büyüme sağlamak üzere halkı sistemin içerisine dahil etmek, ekonomik refah sağlamak ve inşaat sektörünü kalkındırmaktır diye düşünüyorum. Bahse konu kredilerde konut tutarının %100’üne kadar ödeme yapılabiliyordu. Bu sebeple bankalarda ciddi bir kredi riski oluştu ve ipotekler ile birlikte küresel finansal piyasalarda menkul kıymet satışı ile risk azaltılmaya çalışıldı. Krizin dünyaya yayılmasının diğer bir sebebi de bu durumdur. Başlarda yüksek karlılık gösteren bu menkul kıymet satışları sistem çökene kadar başarılı bir şekilde ilerledi.

Daha sonra beklenen oldu. Talebin yükselmesi fiyatları artırdı. Evlerin fiyatları çok yükselmişti. Krediler ödenmemeye başlamıştı ve şişkin kredilerle birlikte şişkin konut fiyatları bir anda düşmeye başladı. Çünkü talep sıfır seviyesine kadar düşmüştü. Finansal piyasalarda menkul kıymet satın alanların ise konut fiyatlarının düşmeye başlamasıyla varlıkları sıfırlandı. Asıl çöküş burada başladı. Bankalar müşterilerin zararını ödemeyi kabul ederek kredi vermeyi durdurdu. Bankalar arası güven ortamının kaybolması ile likidite kıtlığı yaşanan ABD’de FED piyasaya para enjekte ederek para arzı sağladı. Birçok banka ve finans kurumu kamulaştırılarak merkez bankası tarafından kurtarıldı. Diğer ülke merkez bankaları da parasal genişleme yolunu tercih ederek en azından likidite sıkıntısını aşmaya çalıştı. Kriz sebebiyle henüz parasal genişleme yolunu tercih eden gelişmiş ülke ekonomileri bulunmaktadır.

Dünya dış ticaret hacmi %10 küçüldü, dünya ekonomisi %2 daraldı ve işsizlik oranları dünya genelinde artarak gelişmekte olan ülkelerin gerilemesine yol açtı. Türkiye krizden doğrudan etkilenmese de dalgalanan küresel piyasalar sebebiyle etkilendi. 2007 yılında %5 oranına yaklaşık büyüyen Türkiye ekonomisi; 2008 yılında %0.9 küçüldü ve 2009 yılında %4.8 küçülme yaşadı. Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapanlar sıkıntı yaşarken, reel sektör yatırımların azalması ile birlikte yüksek maliyetlere maruz kaldı.

2008 Krizinin sonucu olarak; ABD ve AB ekonomilerinin yeniden toparlanmaya başlaması 10 yıla yakın sürdü. Durgunluk ve küçülmenin küresel ekonomiye olan maliyeti 10 Trilyon Dolar seviyesini aştı. Doğal olarak gelişmiş ülkelerin menkul kıymet politikalarında değişiklikler yapıldı. Sıfır ve eksi faiz politikaları ile parasal genişleme sağlanması ile paralar gelişmekte olan ülkelerin ekonomik sistemlerine enjekte oldu.

Borçlanmanın herhangi bir dönem veya herhangi bir aşamayı kurtarmak amacıyla risk gözetmeksizin yapılması hatalıdır. Yani para basarak ekonomiyi canlandırma ve basılan paraların da belirli bir sektöre verilmek üzere risksiz dağıtılıyor olması korkunç bir yaklaşım. Şu an Türkiye’de mevcut durumda konut fiyatlarının arttığını biliyoruz. Talep var ve arz talebi karşılayamıyor. Yabancıya yapılan satışlar da diğer bir etken. Peki ya talep azalırsa?.. Ben her zaman bu ihtimalin göz önünde bulundurulması gerektiğine inanıyorum. Öte yandan kısa vadede yapılacak olan politik aksiyonların da fiyat yükselmelerine darbe vurabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın