
Merkez Bankalarının asıl görevi finansal istikrarı sağlamaktır. Bağımsız bir merkez bankasının ekonominin ve para politikasının gidişatına göre nasıl aksiyon alacağı tahmin edilebilir. Yapılan açıklamalar ve piyasa beklentileri de sonucu az çok ortaya çıkarır. Gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye’de ekonomik risklerin varlığı para politikası kararlarının şok etkisi yaratmasına sebep oluyor. Genelde faiz kararlarının tahmini ile ilgili sitem ediliyor, ancak tahmin edilebilecek değil tavsiye verilebilecek bir karar, ayrıca burada yaşanabilecek döviz oynaklığından nemalanmak yerine kafa yorulması gereken daha ciddi işler olduğuna inanıyorum..
Avrupa Merkez Bankası yükselen enflasyon ve enerji riski ile birlikte faizleri yükseltmekte biraz geç kalmış olsa da sıkı bir politika izlemeye çalışıyor. 2022 için Avrupa’da büyümeyi enflasyonun önüne almış görünüyor. Tarihi bir faiz artışı ile faizleri 1,25 seviyesine yükselten ECB aynı zamanda bankaların merkez bankasında tuttuğu mevduata uygulanan faiz oranı 0,75 ve marjinal faiz 1,50 seviyesine yükseltildi. Raporlarda gelecek toplantıların da rakamlara göre şekilleneceği ve gerekli faiz artırımı adımlarının atılacağı belirtilmiş..
Enflasyonun enerji krizi ile birlikte kontrolden çıkmasını engellemek üzere bir yandan sıkılaşırken öte yandan büyümeyi de baltalamak istemeyen ECB; 3 yıllık yıl sonu tahminleri ile bunu desteklemiş oluyor. 2022 büyüme beklentisini %2.8 seviyesinden %3.2 seviyesine revize ederken; 2023 için %2.1 seviyesinden %0.9 ve 2024 için % 2.1’den %1.9 seviyesine güncelledi. Tahminimce şu an önden yüklemeli faiz artırımı yaparak gelecek toplantılar için hedeflediği büyümeyi yakalayabilmek amacıyla rahat hareket edebilme şansı veren ECB, gelecek yılların enflasyon beklentilerini de revize ederek, 2023 ve 2024 için enflasyonu ön plana alıp, büyümenin yavaşlayacağını işaret ediyor..
FED’in yılın ortasına yaklaşırken güvercin görünümünü şahin açıklamalar ile değiştirmesinden sonra Temmuz ayı toplantısında 75 baz puan artırım yaparak %2,25-%2,50 seviyesine getirmişti. Bugün açıklanan 8,3 seviyesinde enflasyon artışı ile birlikte yüksek faiz artışı beklentisi güçlenmiş oldu. Anlaşılıyor ki FED bu yılı enflasyonu düşük tutarak, büyümeyi ikinci plana bırakacak. Mantıklı olduğunu düşünüyorum. Avrupa Bölgesi ve Amerika bu şekilde sert giderse biz önümüzdeki süreçte nasıl sıkıntılar yaşayacağız kestirmek zor..
Son olarak gelelim TCMB tarafına.. Pandemi sonrası bozulan ekonomik dinamiklerin son geldiği noktada Rusya’nın da katkısı ekonomilerin önüne iki farklı yol çıktı. Ya enflasyonla devam edip ekonomik büyüme desteklenecek, ya da enflasyonu düşürmek amacıyla büyüme ikinci plana atılacaktı. Gelişmekte olan ülkelerin büyüme bağımlılığı sebebiyle nasıl aksiyon alacakları az çok kestirilse de enflasyonun kontrolden çıktığı yerlerde büyümenin bir tarafa bırakılması doğru tercih olacaktı. ABD bunun farkına vardı, Avrupa ise geç kaldığı için büyümeyi riske atamıyor. Türkiye ise yaklaşan seçim ve farklı ekonomi teorileri denemeleri sebebiyle büyümeyi ön plana almış durumda. Açıklanan düşük enflasyon rakamları bunun desteklendiğini gözler önüne seriyor.
– Peki TCMB faiz oranını tekrar düşürür mü?
Faiz artırımının tercih edilmediği açıkça görülüyor. Enflasyonun da temkinli yükseliş göstermesi faizlerin bir kez daha düşürülmesi hususunda destek sağlayabilir. Ekonominin istikrarlı düzelme gösterebilmesi için uzun vadeli analizler sonucunda aksiyonlar alınması gerekiyor. Ben de uzun vadeli analizi tercih ettiğim için kısa vadede yapılan planlardan ziyade bu planların uzun vadede dönüşünü ve riskleri topladığımda karşıma pek iç açıcı bir tablo çıkmıyor. Ancak yine de gelişmeler çok hareketlilik gösterdiği için umudu kırmanın doğru olmadığını ekleyip 2022 son iki çeyreğinin ve 2023 ilk iki çeyreğinin zorlu geçeceğine olan inancımı yineliyorum.
Muhammed Yenice

