
Şüphesiz ekonomiyi oluşturan temel taşlardan biri tüketiciler ve tüketimdir. Dönemsel olarak tüketicilerin finansal yaklaşımları farklılık göstermekte ve ekonomi ile arasında paralel bir etki bulunmaktadır. Şöyle ki; ekonomik durum tüketici davranışlarını etkilemekte ve aynı şekilde tüketici davranışları ekonomiyi etkilemektedir.
Enflasyonun normalden düşük olduğu ekonomilerde tüketiciler harcama yaparken bazen rahat bazen de ertelemeli davranış göstermektedirler. Bu sebeple ekonomide durgunluk görülebilir. Daha çok ihtiyaç duyulması halinde tüketim gerçekleştirilmektedir. Normal enflasyon düzeyinde seyreden ülkeler, genellikle gelişmiş ülkeler ihtiyaç tüketimi ve refah seviyesinin yüksek olması sebebiyle bireysel refahı artırmak amacıyla tüketim davranışı sergilerler. Enflasyonun yüksek olduğu gelişmekte olan ülkelerin bazılarında ise insanlar mal ve hizmetlerin fiyat artışından etkilenmemek amacıyla tüketim gösterirler. Ek olarak gelişmekte olan ülke tüketim eğilimleri “gösteriş etkisi” de göstermekte olup, daha önce yazmış olduğum “Gösteri Toplumu” içerisinde detaylı bilgi vermiştim..
Güncel olarak tüketici davranışlarını etkileyen 3 konu göze çarpmaktadır;
– Şimdiden Alıp Depolama (Stokçuluk);
Stok yapma arzusu enflasyonun ilerleyen zamanlarda yüksek seyretmesi beklentisinden kaynaklanmaktadır. İnsanlar enflasyondan korunmak amacıyla malları bugünden stoklamak isteyip yüksek fiyata göre daha karlı alışveriş yapmış olmayı arzulamaktadırlar. Bu konu kaynak yönetimini olumsuz etkilemekte ve ortaya adaletsizlik çıkarmaktadır. Ancak öte yandan insanların da dengesizleşen enflasyon beklentileri sebebiyle ufak bir haklılık payı olduğunu görmezden gelemeyiz. Burada çözüm enflasyon beklentilerini daha sağlam ve stabil yürürlükte olabilecek seviyeye getirebilmektir. Ya da sıkı ve doğru bir denetim yöntemi geliştirmektir. Stokçuluk ekonomiden kaynaklı bir tüketici eğilimi olmakla birlikte stok yapıldıktan sonra da tüketicinin ekonomiyi etkilediği bir durumdur.
– İhtiyaçları Azaltma (Kemer Sıkma);
Kemer sıkma eğilimi insanların ihtiyaçlarında azalmaya gitmesidir. Örnek vermek gerekirse; et yemekleri ile beslenmeyi seven bir aile, haftada bir et tüketiyorsa artık 2 haftada bir et tüketimine gitmektedir. Bu konu kemer sıkma örneğidir. Negatif bir eğilim olmakla birlikte burada ekonomiden kaynaklı bir tüketici davranışı görülmektedir.
– Arzuların Kısıtlanması
Kemer sıkma eğiliminden farklı olarak arzuların kısıtlanması mecburi ihtiyaçlardan ziyade sürekli güncellenen arzuların bir süreliğine askıya alınması anlamına gelir. Mesela bir kişinin teknoloji düşkünü olduğunu düşünebiliriz ve günümüz için gayet normal kabul edilebilir. Kişi artık telefonun modelini yükseltme arzusundan, telefonu bir süre daha kullanarak enflasyonist beklentileri stabil konuma geldiğinde model yükseltmeyi bekleme durumuna geçer. Refah seviyesini birebir etkileyen durum da budur. İnsanlar bir yıl önce rahatça gerçekleştirdikleri arzularını artık kısarak gerçekleştirdikleri için refah seviyelerinin düştüğü söylenebilir.
Ekonomik ortama göre değişiklik gösteren tüketici davranışlarının gözlemlediğim güncel durumu bu şekilde olup; kısa veya uzun vadede değişiklik göstermesi muhtemeldir. Ancak arzum negatif eğilimlerden ziyade, pozitif ve tasarrufa dayalı eğilimler gösterilmesidir. İhtiyaç ve arzuların doğru tespit edildiği, tüketimden arta kalan mevduatların tasarruf ve tasarrufa bağlı yatırımlarla değerlendirildiği optimum tüketici eğilimlerinin ekonomiler ve kişiler için daha faydalı olacağını düşünüyorum..
Muhammed Yenice

