“Gelire Endeksli Senet…”

BDDK’dan gelen kredi ve kredi kartı düzenlemeleri ile parasal sıkılaştırmayı, parasal sıkılaştırma terimini kullanmadan yapmaya çalışmakta olduğumuzu anlıyoruz. Aslında normal ekonomilerde politika faizlerinin arttırılmasıyla yapılan hamleyi çeşitli enstrümanlarla örtülü şekilde yapma eylemi diyebiliriz.

KKM hesaplarında amaçlanan durumun aynısı. Fakat şimdi direkt döviz toplanmasından ziyade, dolaylı yoldan döviz veya yerli para mevduatlarının toplanması hedeflenmiş. Türk Lirası yatırımının desteklenmesi için örtülü faiz kullanılıyor diyebiliriz. Durumu şöyle özetleyebiliriz; bir şekilde herhangi bir para cinsinden belirli bir süre toplu para elde edilmek isteniyor, bunun sebeplerinden biri de rezerv eksikliği diye düşünüyorum.

Henüz tam açıklanmasa da kendini belli ettiği şekliyle; borsa yatırımının kesin kazanımlı ve vadeli hali gibi düşünebiliriz. Gelire dayalı senet satın alarak belirli vadede belirli bir kupon ödemesi ile mevduatımızı değerlendirmiş olacağız. Normal şartlarda enflasyona dayalı bir enstrüman kullanılması mantıklı olabilirdi. Hazineye binen yükün uzun vadeye yayılması düşük bir ihtimalle de olsa fayda yaratabilirdi. Ancak tahmin edilmeyen farklı bir senet sunuldu, detaylı açıklama yapılınca göreceğiz.

Kredi ve kredi kartı vade, asgari ödeme adımları ise refah seviyesine etki etmektedir şeklinde düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse; mesela gelirimize göre bir yıl önce 36 ay taksitle cep telefonu satın alabiliyorken, şu an sadece 3 ay vade ile ödeme yapabileceğimiz için cep telefonunu satın alamayacak ve teknolojik ihtiyaç kıtlığı yaşayacağız. Aynı şekilde kredi kartı ile yapılan alışverişlerde geçmişe göre daha yüksek bir asgari ödeme tutarı eskisi gibi harcama yapmamıza olanak sağlayamayacağı için arzularımızı karşılamakta güçlük çekmemize sebep olacak. Kulağa nasıl geliyor bilemiyorum ancak refah seviyesini negatif etkilediğine eminim. İnsanları alışılmışın dışına sürüklemek ekonomik olarak mantıklı değil. Önemli olan burada stabilite veya daha çok ihtiyacın karşılanabilmesi olmalıdır. Ya da ekonomik öngörümüz net değil ise ilk günden kredili satın alımların yükselmesine müsaade edilmemelidir.

Son olarak yazımı bitirirken gelen habere göre SPK tarafından halka arzlarla ilgili tahsil edilen ücretlerde indirime gidilerek yabancı yatırımcının ilgisini çekmek ve yurt dışından fon elde etmek amacıyla çalışmalar yapılacağı duyuruldu. Yabancı yatırımcıyı çekebilmek için tüm doğru adımlar atıldıktan sonra böyle bir yola gidilir. Yabancı yatırımcıyı çekebilmek için Türkiye’nin ekonomi dışındaki olgularını tamir etmesi gerekmektedir. Adalet, eğitim, hak ve özgürlükler vb sürekli bahsettiğimiz tüm yapısal reformlardan sonra ekonomik adımlarla istenilen başarı sağlanabilir. Bir kişinin kaza yaptığını, iç kanamasının olduğunu ve kolunun koptuğunu düşünün. Hastayı ameliyat etmeden, iç kanamayı durdurmadan direk olarak kolu tekrar dikebilirsiniz. Sonucunda ise kolu olan ama hayatını kaybetmiş bir kişi elde edersiniz. Kitaba ortadan başlamak ne kadar mantıklı bilemiyorum..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın