0,99 Faiz Oranlı Konut Kredisi Riskleri..

Şüphesiz son zamanlarda taşınır ve taşınmaz malların fiyatları yüksek oranda artış gösterdi. 60 yaş ve üzeri kişiler dahi daha önce fiyatların bu şekilde arttığını görmediklerini söylüyorlar ki istatistikler de bunu destekliyor.

İnsanoğlu için başlıca ihtiyaçlar bulunmaktadır. Maslow’un ihtiyaçlar piramidi birinci basamağına baktığımızda barınmanın da insan için başlıca ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Yakın zamanda bu ihtiyaç gerçekleştirilmesi zor bir hayal olmaya başladı. Çeşitli sebepler ile yükselen ev fiyatları konuyu içinden çıkılmaz bir hale getirdi ve getiriyor. Şimdilerde ise devlet bankaları tarafından uygun faiz oranları ile konut sahibi olabilme fırsatı getiriliyor. Kulağa güzel gelse de analizini yapmak zorundayız. Çünkü kulağa hoş geldiği kadar faydalı ya da gerçek olabileceğini de görebilmemiz gerekmektedir.

Güncel ekonomik durum içerisinde, kulağa hoş gelen bu avantajlı fırsat içerisinde ne gibi riskler ve eksiklikler barındırıyor bir bakalım;

– Fiyatların artması; haberin duyulması ile birlikte satıcılar fiyatları yükseltmeye başladılar. Bu konu fırsatçılığa bir örnek olarak gösterilebilir, yine de çığrından çıkmış olan enflasyon göz önüne alındığında herkese hak verebiliriz diye düşünüyorum. Çünkü çarklının her bileşeni bozulmuş durumda. Satıcı yeniden yatırım yapmayı veya eline geçen miktarın ilerleyen süreçte erime ihtimalini göz önüne alıyor, alıcı da ya mecburiyetten ya da yanlış finansal anlayıştan dolayı evi satın alıyor. Bu döngü de fiyatın sonsuz yükselişine sebep oluyor.

– Gelir yetersizliği; gelirin gideri karşılaması zorunluluktur. Aksi takdirde ortaya borç veya ihtiyaçların karşılanmaması durumunu getirir. Basit bir örnek vermek gerekirse; bir öğretmen hayal edelim. 10.000 ₺ maaşı olduğunu ve evli bir de çocuğu olduğunu düşünelim. 1 Milyon TL değerinde bir kredi çektiğini varsayalım. 0.99 faiz oranı ile 120 ay ve aylık taksit 14.277₺ olacaktır. Total geri ödeme ise 1.713.240₺ olur. Ev fiyatlarının yüksek olması durumunda örnek öğretmenin ev alma şansının olmadığını görüyoruz. 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 17.340₺ olduğu Türkiye’de örnek öğretmenin örnek evi alabilmesinin yolu en az aylık 25.000 ₺ gelirinin olmasıyla gerçekleşebilir. Sonuç olarak kulağa hoş gelen düşük faiz fırsatının gerçekleştirilebilme analizi negatif çıkıyor.

– Parasal genişleme ve enflasyon; bildiğiniz üzere ekonomik durgunluğu tersine çevirmek ve ekonomik büyüme için piyasaya para enjekte edilir. Tabi yüksek enflasyon durumunda genellikle dolaşımda ki para toplanır ve enflasyonun düşmesi durumunda ekonomik durgunluğun ortadan kaldırılması için tekrar parasal genişleme uygulanır. Bu arzı kısmak için faiz arttırımı yapılmalıdır. Toparlamak gerekirse düşük kredi ile para enjekte edilmesi freni patlamış olan enflasyona biraz daha hız kazandırma riski taşımaktadır.

Türkiye’de ekonomistlerin genelde karamsar, her şeye karşı çıkan, her durumun olumsuz yönlerini gören kişiler olduğu düşünülüyor. Ekonomistlerin dezavantajı bir işin başında değil sonunda ihtiyaç duyulmalarıdır. Kırılgan bir ekonomi de alınan kararların analizinde maalesef negatif unsurlar ele alınır. Çünkü bizim derdimiz doğru bir ekonomik sistem geliştirilmesi üzerine olmalıdır diye düşünüyorum.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın