
Tahmin ettiğim ve belirttiğim gibi PPK Nisan ayı toplantısında faiz oranları bir kez daha sabit bırakıldı. Sanırım artık faiz oranının anlamsızlaştırılması tezi başarılı bir şekilde sonuçlandırılıyor. Faiz oranı; negatif reel getiri, piyasa ve manşet faiz arasında bulunan uçurum ve kur korumalı hesaplar üzerinden ödenen örtülü faiz sebebiyle anlamsızlaşıyor. Peki bu durumdan bu şekilde kurtulabilir miyiz?..
Bazı şeyler önemsizleştikçe bazı şeyler önemli hale geliyor. Faiz oranı önemsiz ancak enflasyon önemli ve freni boşalmışçasına geliyor. Faiz oranı önemini yitirdiğinde yani para politikası sağlayıcının enflasyon karşısında önemsiz hale gelmesi durumunda enflasyonu durdurmak imkansızlaşıyor. Enflasyon alım gücünü günden güne azaltarak soru işaretlerini arttırıyor.
Her zaman vurguladığım bir şey vardır; sözlü yönlendirme. Merkez bankaları aldıkları karardan ziyade verdikleri mesaj ve açıklamalar ile ekonomiyi ve para politikasını yönlendirirler. Yıllardır problemli geçen PPK toplantılarının ardından karar ne olursa olsun en azından açıklamalara; “gerekli durumlarda faiz oranları üzerinden müdahale edebiliriz” ifadesinin eklenmesini arzulamıştım. Sadece bu bile bir fren sistemi olabilirdi.. Şu an yapılan açıklamalar ise tamamen enflasyonun dış problemlere bağlı olduğunu savunur şekilde. Sırasıyla; Rusya-Ukrayna problemi, pandemi, kırılan tedarik zincirleri vb. tüm dünyada etkisini gösteren problemler.. Ancak unutmamalıyız ki; bahsedilen problemler yokken dahi ekonomimizin belli başlı reformsal çözümler gerektiren sıkıntıları vardı.
– Enflasyon Düşer Mi?
Enflasyon kendiliğinden düşebilir, bu bir ihtimaldir. Ancak işi bu inanca bırakamayız. Şayet problemin tamamen dış kaynaklı olduğuna inansaydım olabileceğini çekinmeden söylerdim. Gelişmiş ekonomilerin dahi planlamalarının dışında gelişen parametreler varken, bizim için bu ihtimalin pek mümkün olmadığını üzülerek söyleyebilirim.
Enflasyona ekonomik bir müdahale gelirse alınabilecek kararların basiretliliğine göre çözüm sağlanmış olabilir. Burada becerikli ve aklı selim davranmak şüphesiz enflasyona en kalıcı çözümü getirecek adımdır. Öncelikle faiz müdahalesi ve devamında sürekli bahsettiğimiz; doğru bir denetim ağı, vergi ve fiyat kontrolü, doğru kaynak yönetimi ve diğer reform hareketleri ile desteklenerek kalıcı çözüme yakın bir sistem var olabilir. Bu ihtimalin en güzel yanı ortaya mantıklı ve yetenekli bir Merkez Bankacılığı anlayışı çıkması ve gelecekte de yaşanabilecek risklerden az zararla etkilenmenin sağlanması olacaktır.
Alternatiflere ek olarak; ekonominin işleyişine negatif etki edecek, başta anlaşılmayan ve iyi görünen bir kaç alternatif daha var. Fiyatların sabit hale gelmesi, yasaklar, engeller vb gibi hatalı yollara başvurulmaması gerekmektedir. Çünkü burada enflasyonu kendi haline bırakmaktan ziyade problem ile mücadeleyi bir kenara bırakıp sonuca bir an önce gidilecek yol ile mücadele edilmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Enflasyon dış etkenlere bağlı ise kendi haline bırakalım, yok problemin analizini doğru yapabiliyorsak bahsettiğimiz şekilde ekonomik parametreler ile müdahale edelim. Aksi takdirde göstermelik ve faydalı görünen müdahaleler ile bir talep veya arz şoku yaratarak enflasyonu içinden çıkılamayacak hale; yani hiperenflasyon durumuna gelerek dört nala enflasyon yaratabiliriz.
Sonuç olarak enflasyona en doğru müdahalenin TCMB tarafından yapılacağına; buna ek olarak vatandaş ve hükümet tarafından alınan doğru kararların desteklenmesi ile çözüm sağlanabileceğine inanıyorum..
Muhammed Yenice

