Kredi Düzenlemeleri Analizi..

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi krediler konusunda BDDK temkinli davranıyor. Yani para arzını azaltmak amacıyla krediler konusunda bir sıkılaşma isteği var. Fakat bu konuda bankalar aynı ölçüde temkinli davranmak istemiyor çünkü davranamıyor..

Zorunlu karşılık oranı ve bankacılığın temel sistemi sebebiyle bu konuda bankalara hak vermemek yanlış olur. Ancak daha önce alınması gereken kredilerde sıkılaşma kararına da hak vermemek istemiyorum..

Krediler ile ilgili en büyük problemlerden biri; ekonomik risklerin fazlalığını bir kenara bırakıp, ekonomik büyümeyi hızlandırmak amacıyla kredi bolluğu yaratmak oldu. Kurumsal kredi destekleri, ölçüsüz kredi teşviği ve bireysel krediler ciddi bir borçlanma yarattı.

Kurumsal kredi desteklerinde katma değer üretebilen işletmeler ve firma verimlilikleri göz önünde bulundurulmalı. Teşviklerin ölçüsüz şekilde yapılması ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla yapılsa da sonraki dönemler için ciddi bir tahribat oluşturdu. Şimdiden sonra yapılacak desteklerin kriterler çerçevesinde yapılması şart diye düşünüyorum.

50.000₺ Üzeri Tüketici Kredileri 36 Aydan 24 Aya İndirildi

Burada önemli olan 2 sebep var; birincisi ihtiyaç kredilerinin konut veya taşıt için peşinat olarak kullanıldığı gözlemleniyor. Yani bazı kesimler araç satın almak için belirli oranda tüketici kredisi kullanıp daha sonra aracı yüksek fiyatla satarak borcu kapatıp, kar sağlama peşindeler. Bu sebeple kredilerde düzenleme yapılmasını doğru buluyorum. Ancak geç kalındığını eklemeden geçemeyeceğim.

Öte yandan finansal okuryazarlık eksikliğinden dolayı tüketici kredilerinin yatırım sebebiyle kullanıldığı da biliniyor. Yani tüketici kredisi kullanarak; hisse senedi, dijital para ve diğer emtialara yatırımlar yapılıyor ve elindekini kaybeden ciddi bir kitle ile karşılaşıyoruz.. Bu sebeple her zaman vurguladığım gibi ülkede vatandaşların finansal davranışları ekonomiye yön veriyor. Tek başına TCMB, BDDK veya hükümet kararları ile bozulan bir ekonomik sistemde değiliz. Kararların ekonomik kırılganlıklar açısından etkisi büyük, ancak kendi eksikliklerimizi görmeden geçemeyiz. Kısacası geliri giderini karşılamadığı halde, arzuları ile ihtiyaçlarını ayırt etmeden borçlananların sistemsel eleştirileri geçerlilik gösteremiyor. Firmaların değer üretmeyip, değerli mallar için vergi yolu ile talebi azaltma düşüncesi gibi..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın