Şüphesiz 2018’de yaşanan kur krizinden bu yana kafaları karıştıran bir konuya değinmek istiyorum. Herkesin farklı tezler savunduğu ancak sebebi ve sonucu gayet açık ve net olan bir problemden bahsediyoruz. Açıkça söylemeliyim ki; faiz enflasyonu değil, enflasyon faizi artırır.
İktisat biliminin parametreleri davranışsal iktisat üzerine değişiklik gösterebilir, ancak piyasa analizleri nettir. Anlatmak istediğim; pandemi sebebiyle ticari ve tüketici alışkanlıklar değişiklik göstermiş olabilir (online alışveriş, kredi kartı talebinde yaşanan artış vb.) ama maliyet enflasyonunun sonucunda faizlerin yükseleceği gerçeği değişmez. Bilindiği üzere ham madde, ara malı ve yatırım mallarının 4/3 oranından fazlası ithal olması sebebiyle döviz kurlarına bağımlı durumdadır. Yani üretim yapabilmemiz için yabancı paraya ihtiyaç duyuyoruz, buradan hareketle talep artışı döviz tarafında yaşanıyor ve döviz yerli para karşısında değerli hale geliyor. Bu durumda yerli paranın değerini daha fazla kaybetmemesi için faizler yükseliyor. Ayrıca döviz kurunda yaşanan artış tüketim mallarının fiyatını yükselttiği için enflasyon ortaya çıkıyor. Bu durumu maliyet enflasyonu olarak adlandırıyoruz.
Şimdi sizlere bir kaç soru sormak istiyorum;
- Bir inşaat yapıyorsunuz ve her geçen yıl döviz kuru sebebiyle maliyetiniz artıyor. Daha maliyetli yaptığınız evleri, daha yüksek fiyatlarla satmak durumunda kalıyorsunuz. Bu durumda faiz oranlarının herhangi bir müdahalesi olabilir mi?
- Yükselen araç fiyatları sebebiyle araç alma şansınız azalıyor. Kredi çekmek istiyorsunuz ancak faizler yüksek, faizler düşürüldüğünde ise araç fiyatları artıyor. Çünkü satıcılar da enflasyon ile mücadele etme çabasındalar. Bu durumda faiz oranlarının herhangi bir müdahalesi olabilir mi?
- Ülkenin reform eksikliklerinden dolayı yabancı yatırımcı alamaması sebebi ile ekonomi canlanamıyor ve bu sebeple ekonomide daralma yaşanıyor, aynı şekilde üretimde negatif hava seyredecek ve maliyetler yükseleceğinden yine faizin müdahale edemeyeceği bir durumun içine giriyorsunuz.
- Alınan siyasi kararların yatırımları etkilemesi sebebi ile yerli paranın karşısında diğer emtia ve dövizlerin değerlenmesi konusunda faiz oranı yardımcı olabilir mi?
Bu soruların tamamı faiz oranlarının tek başına yardımcı olamayacağını bizlere açıklıyor. Sadece üretim yapılması için faiz oranları düşürülmeli ve finansman sağlanmalı şeklinde bir düşünceye kapılabilirsiniz. Finansman sağlanması ve sağlıklı olabilmesi için de finansal okur yazarlık seviyesi yüksek bir toplum ve yüksek ahlaki seviye gerekmektedir. Çünkü çevrenize bakarsanız %60 oranında borcun geliri aştığını görebilir ve şahsi menfaatler için ülkenin durumunu sorgulamaktan çekinenler ile karşılaşabilirsiniz. (Ticari kararlar alırken yatırım yapması gereken yerlere yatırım yapmaktan çekinen ve buna ek olarak ithalatın baskılanması için talepte bulunan iş insanları örnektir)
Faizlerin şu an yüksek seyretmesinin sebebi döviz kurlarında yaşanan yükselmeden kaynaklanıyor. Parasal genişleme değil parasal sıkılaşma politikası izleniyor. Yeterli döviz rezervinin bulunmaması da negatif etkilerin başında geliyor. Faiz artırımı yerli paranın yabancı para karşısında değer kaybetmesini önlemek amacıyla yapılmaktadır. Fakat görülmektedir ki faiz başlı başına yeterli bir araç değildir. Değiştirilmesi gereken durumların farkına varılırsa ve o alanda aksiyonlar alınırsa faiz ancak destek aracı görevi görecektir. Yani maliyetler yüksek seyrettikçe, dış politika çalkantılı seyrine devam ettikçe, adalet, eğitim ve ahlaki yenilikler yapılmadıkça ekonomiye yapılacak pek bir müdahale kalmıyor.
Şahsi görüşüm bu yıl faizlerin düşürülmeyeceği / düşürülmemesi gerektiği yönünde. Çünkü döviz kurlarında yaşanan yükseliş oranlarının gittikçe arttığı ortada. Her yükseliş daha sıkıntılı bir sürece yol açıyor. Buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum; TCMB tek başına ekonomiyi yönetemez, TCMB’nin görevi para politikasını yürütmektir. Yani alınan kararlarla TCMB’ye yardımcı olacağız, ya da aldığı kararlarla o bize yol göstermeye çalışacak ve biz onun politikasına uygun hareket etmek durumunda olacağız. Farklı bir ihtimal olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Muhammed Yenice

