
Ekonomi yoğunluğu 2018’den beri peşimizi bırakmıyor. Aslında ekonomi bilimi her an bizimle ama bizim ilgimiz ya zenginleştiğimizde ya da sıkıntıya girdiğimizde meydana çıkıyor.
Hepimizin bildiği gibi kriz zamanlarında her yerde konuşulan tek konu ekonomi ve finans. Ülkenin ekonomik faaliyetlerinden tutun borsada varlığını sürdürmeye çalışan hisselere kadar hepsi hayatımızın bir parçası oluyor. Şu an da öyle.. Herkes durmadan para kazanma gayesi içerisinde ve dünya üzerinde yaşanan gelişmelerle birlikte pozisyon almaya çalışıyor.
Hal böyleyken bugün durumun ne olduğuna değineceğim. Pandemi süreci ile birlikte başlayan ve aslında yetkililerin de sürekli gönlünde yatan parasal genişleme sağlanmıştı. Faizler ciddi seviyede düşürülmüş ve süreç bir şekilde ilerliyordu. Ancak bizi ilgilendirmediğini düşünsek bile bize etki eden o kadar fazla faktör var ki. Ekonomik problemleri pandemiye bağlayarak bir süre devam etsek dahi geçtiğimiz haftalarda piyasalar harekete geçti. Merkez Bankası kararı beklenmeden bankaların faizleri yukarıya doğru tırmandı.
TCMB bugün yaptığı açıklama ile gecelik borç verme limitini yarı yarıya düşürdü. Gecelik faizler yükselmiş seyrediyor. Yani merkez bankası örtülü faiz uyguluyor. Kur hareketini durdurmayı amaçlıyor. Merkez Bankası’nın hamleleri doğru diyebiliriz. Fakat kesin sonuca gidilmediği sürece bunlar sadece panik havasını durdurmaya yetecek önlemler.
20 Ağustos günü açıklanacak politika faizinden sonra neler olacağını göreceğiz. Eğer faiz sabit tutulur veya indirilirse piyasaların ısınacağını, ancak ve ancak sıkılaştırma ile bir süre durdurulabileceğini düşünüyorum.
Gözümüzü yine meselenin özüne dikmemiz gerekiyor. Bizim uçan bir ekonomimiz olmasa da, kötü bir ekonomimiz de yok. Türkiye ekonomisi çok zor zamanlardan geçmiş ve bir asıra yakın zamandır sıkıntılarla uğraşmaktan hiç kurtulamamış bir ekonomidir. Bugün gelinen noktada basiretli olmanın zorunluluğundan bahsetmemiz gerekiyor. Ekonominin kırılganlıkları çok fazla olduğundan yönetimi de aynı şekilde zorlaşıyor, bunun farkında olmak gerekir. Fakat yine de elimizden geleni yapmalı, sorunları tespit etmeli ve geçici değil sürdürülebilir çözüme odaklanmalıyız.
Muhammed Yenice

