
Bilmiyorum demek ayıp mıdır? İnsanlar bilmiyorum kelimesini akıllarına bile getirmiyorlar. Herkes kendinden o kadar emin ki sözcük literatürden kalkmak üzere.
Aslında “bilmiyorum” demek; bilmediğinin farkında olan ancak kendini biliyorum tavrına zorlayan insanlar için geçerli. Bu bir problem olsa dahi anlaşılır bir tarafı var. Ancak bunun farkında olmayan ve kendinden razı olan büyük bir kesim var bu coğrafyada. Tahminimce bu coğrafyaya en büyük zararı veren kesim de bu çoğunluk.
Eskiden utanmasa uzmanlık alanı olan kişilere karşı da bir şeyler anlatmaya çalışacak dediğimiz insanlar artık bir üst seviyeye geçtiler. Hakikaten utanmadan uzmanlık alanı olan kişilere karşı anlatmaya çalışıyorlar. İşin kötü yanı şu ki; aydın insanlar karşı tarafa bir şey anlatmanın imkansız olduğunu anlayıp kafa sallayarak geçiştiriyorlar. Bu durum karşı tarafın iyice kendini kaybetmesine yol açıyor. Bu durumda bilen ve mecburen kafa sallayan kesime de kızamıyoruz, çünkü tarafın kendine olan yersiz güveni gözlerinden fışkıracak seviyede oluyor.
Çok basit bir örnek vermek gerekirse; bir uzman doktora aile görüşmesinde kuzenlerinden biri bir hastalık ile alakalı bir tedavi soruyor. Uzman doktorumuz konuyla ilgili gerekenleri söyledikten sonra karşı taraf internette gördüğü doğruluk payı negatif seviyelerde olan bir tezi ortaya sürüyor. Doktor detaylı anlatmaya çalışınca taraf anlamamaya ısrar ediyor. Doktor bu bilginin bilgi dışında her şeye benzediğini söylediğinde ise doktorun bir şey bilmediğini ve dünyadan bihaber olduğunu düşünüyor. Bu demek oluyor ki doktor problemli değil, taraf kurşun geçirmez bir anlayışa sahip. Doktorun dokunmak istediği yerlerden bilgi geriye doğru sekiyor..
Yaşı büyük birine teknolojinin geliştiğini ve artık mesleklerin evrileceğini söylediğimizde, artık geriye dönüldüğünü ve mesleklerin ilkel yollarla sürdürüleceğini savunuyor. Yetişkin birine söylediğimizde, gelişmenin gereksiz olduğunu para kazanılacak bir meslek bulup, kendini kurtarıp gerisine kafa yormamayı öneriyor. Yaşı genç birine anlattığımızda ise anlamıyor. Çünkü gelişmenin, öğrenmenin, anlamanın, aydın insan olmanın ve çağın gidişatından haberdar olmanın öneminden yoksun kalmış. Zaten böyle bir ortamda bunu anlamasını beklemek haksızlık olur.
Bu durumun ciddi bir tahribata sebep olduğunu uzun yıllar anlayamayacağız gibi duruyor. Ancak anladığımızda bizler ve hayatını etkilediğimiz ama anlamak isteyen ancak verilen zararın içinden çıkamayacaklar için çok geç olacak. Herkes her şeyi bilemez, bilmemeli. Zaten bilgi dediğimiz şey bilinen değil, sürekli geliştirilen ve öğrenilen bir olgudur. Biz ne kadar içini boşaltmış ve boşaltmaya çalışıyor olsak da; bilgi yücedir, ama bilmediğini kabullenmek, araştırmak ve öğrenmek için çabalamak daha yücedir.
Muhammed Yenice

