
Öncelikle bugün LGS sınavına girmiş olan tüm öğrenci kardeşlerime başarılar dilerim. Sınavların bir son değil başlangıç olduğunu kabul etmenin, bildiklerimizi göstermenin yeterli olduğunun, stres ile bir yere varamayacağımızın ve sonucu ne olursa olsun kıymetli olanın kendimiz olduğu düşüncesinin önüne çekilen ciddi engeller gözlemliyoruz. Sosyal baskılar, değişen düzenler ve bunlara bağlı olarak genç yaşlardan içerisine girdiğimiz kaygılarımız bulunuyor. Aynı durum önümüzdeki hafta üniversite sınavına girecek öğrencilerimiz için de geçerli. Benim de bu sınava girecek bir kardeşim var. Liyakat konusuna buradan girmemin sebebi; bu durumun en çok geleceğimizi yani gençlerimizi etkiliyor olmasından ötürüdür.
Liyakat bir şeye layık olmak anlamına gelir. Bugün liyakat probleminin var olması ise hak etmeyen insanların hak etmedikleri yerlerde ve pozisyonlarda bulunmasıyla gözler önüne seriliyor. Daha önce spor ile ilgilenmemiş birinin spor ile alakalı bir uzmanlığa getirilmesi, hayatında hiç analiz yapmamış birinin finans uzmanı olması, sağlık konusunda nutuk atan birinin sigara içmesi, adaletten bihaber birinin avukat olması şeklinde sonu gelmeyecek örnekler zinciri oluşturabiliriz.

Amerikalı filozofun bu sözü benim için yıllardır ilk okuduğum anda ki hissiyatını korumaktadır. Gençlerimizin gördükleri karşısında kaygılı olması maalesef gayet doğal karşılanmalıdır. Mezun olabilmek için, iş bulabilmek için, hakkıyla çalışmak için ve sonunda işini kaybetmemek için yapması gereken tek şey kaygılanmak oluyor. Aslında çalışmak, çalışmak ve çalışmak olması gereken başarı zinciri, kaygı dolu sorularla tanıdık arayışına girme, mutsuz olma, sonrasında ise kısa yoldan zenginlik ve başarı hayalleriyle kaynayan bir kazana dönüşüyor. Bu durumun bizlerin hatası olduğunu söylemekten asla vazgeçmeyeceğim. Toplumun; ‘’benim işim görülsün diğerlerine de Allah yardım etsin’’ görüşü bu liyakatsizliğin temel yapısıdır. Belirli bir kesime yakın olma çabası, etik ve profesyonel çalışmadan ziyade kul köle olarak çalışma sistemi ve çağın getirdiklerinden ziyade toplumun getirdiklerine uyum sağlayarak bir yerlere gelmeye çalışmak bu ateşin odunudur diyebiliriz. Sadece gençler için değil, şu an erişkin olan ve çalışan kesim için aynı durum geçerlidir. Bu ortamda çalışan birinin maksimum faydayı sağlaması olanaksızdır. Etik olarak benim için bu durum yanlış olsa da, psikolojik olarak reeldir ve hak vermemezlik yapamayız. Devletlerin, kurumların ve toplumun liyakat ilkesine sahip çıkması zorunluluktur.
Gençlerimiz bizim geleceğimizi oluşturur. Bugün girdikleri sınavlarda stres yaşamaları eğitim sisteminde bulunan boşluklardan ve toplumun ahlaki problemlerinden meydana çıkmaktadır. Eğer gençlerin yüzüne bakınca görülen mutsuzluk sonucunda içi sızlamayan var ise bu devran böyle devam etsin, yok eğer içimiz bir nebze burkuluyorsa hep birlikte liyakat içerisinde yaşamaya gayret gösterelim.
Muhammed Yenice


Ne güzel konulara değiniyorsunuz, okumak büyük zevk .
BeğenLiked by 1 kişi
Sevgiler 🙏🏻
BeğenBeğen
(:
BeğenBeğen