
Hayatta insanın tahammül seviyesinin zorlandığı birçok durum gelişir. Herkes mutlaka böyle düşüncelere sahiptir. Benim de var tabii. Herkes gibi, hem de çok. Tahammül edemeyişimizin sebebi aslında; kısa vadeli eylemlerin, uzun vadeli sıkıntılarını tespit edebiliyor olmamız olabilir. Böyle konularda tahammülsüzlüğü destekliyorum. Gelişmek için tahammülsüz olmamız gerekiyorsa, buyuralım olalım..
Genel bir yaklaşım yapmam gerekirse; sadece eylem gerçekleştirmek için konuşmak, sevdikleri ve yakınlarına bir sıfat yüklemek üzere gerçeklerden uzaklaşarak yapılan girişimlerden, sonucunda karşı tarafa reelde negatif etki yaratılmasından rahatsız oluyorum ve yıkıcı sonuçlar doğurduğuna inanıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir sosyal medya platformunda; bizleri Amerika’da temsil eden kıymetli bir hocamın yaptığı paylaşımına yorum yaptım. Yorumum yüzlerce beğeni ve onlarca yorum aldı. Bu yorumların tamamı tebrik değildi elbette, eleştirenlere de teşekkür ediyorum. Kıymetli profesörün paylaşımının ana fikri şuydu; çocukların üstün yetenekli olarak nitelendirilmesi fakat reelde durumun bu şekilde olmadığıydı. Tabii ki kıymetli hocamızın bunu belirtmesine sebep olan bir şey vardı. Türkiye’den sürekli benim çocuğum üstün yetenekli diye mesajlar alan hocamız bu duruma parmak basmak istemişti. Bilimsel dayanağı olmayan testler sonucunda yüksek puan alan çocukların ailelerinin bu şekilde düşünmesi bu düşüncenin gelişme sebebiydi. Benim de uzun zamandır gözlemlediğim ve rahatsız olduğum bu konu artık daha fazla derinlerde kalamamış, bir volkan gibi patlamıştı. Genel çoğunluk çocuklarının üstün yetenekli olduğunu düşünüyordu çünkü. Keşke gerçekten öyle olsaydı, ancak bu çocukları veya sevdiklerimizi kısa vadede mutlu etmek adına uzun vadede başarısızlığa ittiğimizi anlayamayarak konuşmamızdan öte bir şey değildi. Böyle durumlarda maalesef bizlere düşen ”Maşallah” deyip geçmek oluyor, çünkü karşı tarafın gerçekle ilgisi olmayan bir zihni yapıya sahip olduğunu görebiliyoruz. Negatif bir etkiyi yok etmek isterken de istemeden kalp kırarak negatif bir etki yaratmak tercih bile olmamalı..
Toplumda bu şekilde yaşadığımız birçok olay var. Bu problemler zamanla yayılarak farkındalık yaratacak ve gelişerek problem olmaktan çıkacaktır, umuyor ve inanıyorum..
Bu yazıda anlatmak istediğim bu durumun teknolojik yansıması. Yani bu defa durum; çocuğun, gencin ya da erişkin birinin teknoloji dehası olduğu iddaası. Bu defa öznemiz sadece çocuklar değil, herkes için geçerli bir durum. Aslında konu; çocukların veya yetişkinlerin sosyal medya hesaplarını, iletişim araçlarını veya günümüzün gereğince kullanmak ve bilmek zorunluluğu bulunan teknolojik araçların kullanılmasından ibaret. Çocuklar iyi oyun oynadıkları için, telefonda videoları hızlıca değiştirdikleri için, mouse hakimiyetinde iyi oldukları için, gençler sosyal medya hesaplarına yükleyecekleri fotoğrafları iyi düzenledikleri için ve bu şekilde çoğaltabileceğimiz bir çok konuyu başarabildikleri için teknoloji uzmanı olmuyorlar. Farkındaysanız iyi yaptıkları şeylerin iyi yapıldığını vurguladım, sadece teknoloji uzmanlığı olmadığını vurgulamaya çalışıyorum. Teknolojik gelişim bu şekilde basite indirgendiği için gelişemiyor olabilir, kuvvetle ihtimaldir belki de. Programlama ve veritabanı dilleri eğitimlerinden bihaber olarak teknolojik yeterliliğin sağlanması mümkün değildir. Yeni teknolojilerin gelişimleri nasıl kolaylaştırdığını anlamak ve yeni kolaylıklar geliştirmekten bahsediyorum.
Bugün birçok alanda ihtiyaç duyduğumuz ve kalkınmamızın önünde bulunan en büyük engellerden biri teknolojiye olan uzaklığımız olabilir. Artık bir öğretmen evinden ders verebiliyor, bir muhasebeci işlemlerini evinden yapabiliyor, satış internet üzerinden gerçekleşiyor ve zamanla sağlık alanının da online olarak hizmet verebileceğine inanmak zor değil. Böyle bir gelişmişlik varken, bizim rastgele herkesi uzman olarak nitelendirmemiz haksızlık olur. Artık bildiğiniz gibi uzaya gönderilen uyduların çoğaltılması ve internetin tüm dünyaya hızlı ve ücretsiz verilmesi gibi projeler mevcut iken, hızlı mesajlaşmanın teknolojik gelişmişlik olmadığını anlamamız gerekiyor.
Şimdi sizlerle sosyal medya kullanımı ile ilgili bir veri paylaşcağım;


Ekonomi ve finans alanında gelişmeyi amaç edinmiş biri olarak; istatistiklerin ve analizin önemine her zaman vurgu yapıyorum. Bu veriler problemi tam olarak tanımlamaya elbette yetmeyecektir. Fakat bahsettiğim sosyal bir problem olduğu için verilerden daha çok duygular ön plana çıkıyor. Bu sebeple veri bulmak zorlaşıyor.
Gördüğümüz gibi sosyal medya kullanımında ciddi bir orana sahibiz. Bu durum bizim teknolojiye olan uzaklığımızı göstermez tabii ki. Sadece teknolojiyi sosyalleşmek için kullanma oranımızın yüksekliğini gösterir. Türkiye’de teknolojik yeterlilik eğitimlerinin geliştirilmesi için 2017 yılında adımlar atılmaya başlandı. Oysa gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerin bazıları yıllar öncesinden başlamıştı bu eğitimler için yatırım yapmaya. Bu konuda bir istatistiği görsel olarak bulamadım ancak 2018 yılında yılda 5.500 civarı teknolojik olarak yeterli mezun olduğunu öğrendim. Aslında teknolojik yeterlilik artık lisans mezuniyeti değil, okul öncesi eğitimi olarak veriliyor. Kodlama dili gibi eğitimler okuma yazma eğitimi ile aynı değerde ilerliyor.
Konuya ufak bir derinlik katmak istedim ve bu amaçla yukarıda bulunan verileri paylaştım. Ancak geri dönmem gerekirse asıl problemin; teknolojinin değeri ve bizim teknolojiyi küçümsüyor olmamız. Aslında teknolojik olarak gelişebilecek çocukları; ”sen çok zekisin, çok yeteniklisin, o tam bir teknoloji kurdu” diyerek teşvik eder gibi görünüyor, ancak onları teknolojiden uzaklaştırıyoruz. Çocuklar oynadıkları oyunların, gençler kullandıkları programların ve yetişkinler işlerini kolaylaştıran araçların oluşumunda habersizler. Bihaber şekilde kullandığımız bu araçları etkin kullanıyor oluşumuz çok ciddi bir şey ifade etmiyor. Bunu hala anlamıyorsak; gelişmişlik seviyesine olan uzaklığımızı, Paris’te bulunan Eyfel Kulesi’ne aşağıdan bakan bir turist olarak ifade edebiliriz..
Konunun problem olma evrimi; sosyal olarak hatalı eylem, teknolojiyi küçümseme, gelişebilecek bir insanın gelişimini engelleme ve sonucunda kalkınmaya bir darbe indirme şeklinde. Her konuda sosyal olarak hatalı davranış ve düşüncelerimiz kalkınmamızın önüne bir başka set çekiyor. Sonuçta ilerlediğimizi düşünerek, sonu başlangıcı olan bir yolda ilerlemiş oluruz. Vardığımız yer başladığımız yer ile eşdeğer oluyor.
Elimizden geldiğince hataları tespit etmek ve gelişmeleri takip ederek bilimsel olarak desteklemek zorundayız. Tahammül sınırlarımızı zorlayan bazı problemler; gelişmemize sebep olacak ateşin kıvılcımları olabilir. Bilemeyiz.. Gelişmek; hataları görmek, kabullenmek ve düzeltmek ile formülize edilir. Bu anlayışla yürümek, gerçek bir ilerleme anlamına gelecektir.
Bu zor günlerde; düşünüp, kabullenip, düzeltebileceğimiz birçok problemimiz bulunuyor. Sağlığımız için evde kalmamız gerekiyor ancak gelişmek için durmamalıyız. Herkese sağlıklı, mutlu ve sevgi dolu günler dilerim.
Muhammed Yenice

