
1 Mayıs İşçi Bayramı tüm çalışan ve emekçilerimize kutlu olsun. İşin olduğu yerde işçi, işçinin olduğu yerde şüphesiz emek vardır. Bu sebeple çalışanları emekçi olarak adlandırırız. İşçi ayrımı yapmayı doğru bulmuyorum. Çünkü bu ayrım sadece 1 Mayıs’ta kıymetli olarak, geri kalan bir yıllık dönem içerisinde işçi sıfatı; çalışan ve hizmet veren ya da vermek zorunda olan bir terim olarak kullanılıyor. Ben genel olarak çalışanlar için kutlu olmasını diliyorum.
Şüphesiz ekonomiye can veren çalışanlardır. Gelişen teknoloji ve daha da gelişecek olan teknolojiler ile birlikte karşımıza iş gücünün yok olacağı şeklinde ispatlar çıkarsa da, bilmeliyiz ki hiçbir zaman düşünen ve duyguları olan bir varlığın yerini alamaz. Çalışanların tümü; mavi ve beyaz yaka ayrımı yapmadan söylüyorum; emekçidir. Bir öğretmen, bir sokak temizliği görevlisi, bir bankacı, bir muhasebeci, bir oto tamir sorumlusu ve daha listeyi uzatabileceğimiz bir çok unvan emek göstergesidir. Burada önemli olan ilk şey; çalışanların emeğinin karşılığını vermektir. Çalışanlar emeklerinin karşılıklarını alamazlar ise çalışmazlar ya da mecbur durumda olurlar ise verimsiz çalışırlar. Emek karşılığı değişen düzende sadece para olarak algılanmamalıdır. Bu çok klişe olur. İnsanların artık paranın haricinde kişisel değer gibi önem verdikleri bir kısım vardır. Mesela siz çalışanınızın emeğinin karşılığını maddi olarak veriyor olabilirsiniz, ama günümüzde aynı zamanda manevi bir değere de ihtiyaç vardır. Biz bu yüzyılda da insan gibi yaşayamazsak ne farkımız kalır Firavun’dan.. Çalışanları köle gibi çalıştırmaktan ziyade onların da insan olduklarını, emek verdiklerini ve bu emeğin maddi ve manevi karşılığının hakkıyla verilmesi gerektiğini unutmamalıyız.
Bir işveren, bir müteahhit ya da bir şirket sahibi olsun önemli değil, çalışanlarına kıymet vermek zorundadır. Onların fikirlerine değer vermeli, sıkıntılı zamanlarında anlayışlı ve kurumsal bir bakış açısı ile yaklaşmalıdır. Keza liderlik dediğimiz şey de budur. Liderlik; insanlara sert uygulayarak iş yaptırmak değil, etik kurallar çerçevesinde profesyonel çalışma ortamını sağlamak anlamına gelir. İşletmenin performansı, çalışanların hisleri ile paraleldir. Bu sebeple çalışanlarımızın istek ve görüşlerine yanıt verebilmek büyümek ve gelişmek açısından önemlidir. Çalışanları ile arasındaki münasebeti profesyonel ve çağa uygun olan işletmelerin veya işverenlerin daha başarılı olduğu kolayca gözlemlenmektedir. Takdir edersiniz ki, üniversite mezunu olan veya olmayan herkes kurumsal bir firmada çalışmak ister. Temizlik görevlisi, muhasebeci, çağrı merkezi yetkilisi veya aşçı fark etmeksizin herkes kurumsal bir yerde çalışmak ister. Çünkü değer görmek ve gelişmeye açık olmak herkesin isteği ve arzusudur. İlk önemli olan şey daha çok işverenler için geçerli bir durum yani. Önemli olan çalışanlarımıza pozitif yanıtlar verebilmek. Belediye de olsa, görevli çalıştıran küçük bir mahalle marketi de olsa buna dikkat etmelidir, dikkat etmek zorunda olmalıdır.
İkinci önemli şey ise; çalışanların işlerini hakkı ile yapmasıdır. Bunu hakkıyla çalışanların hakkını savunmak amacıyla söylüyorum. Çünkü bir işletmede hakkıyla çalışanlar da ezilmektedir. Hile yapmayan, işinin hakkını veren ve işinden fazlasını yapmaya çalışanların hakkının yenilmesine müsaade etmemeliyiz. Çalışan herkes için bir etik kuralı olarak söylemek isterim ki; işini hakkıyla yapmak herkesin yükümlülüğüdür. Bir temizlik görevlisi, hafta sonu ailesiyle dolaşmaya çıktığında yerde gördüğü bir çöpü kaldırmak zorunda değildir, ama işine kıymet veren birinin yapacağı hareket o çöpü kaldırıp atmak olacaktır. Aynı şekilde izin gününde bir polisin, kaçırılan bir kadına yardımcı olmamasına razı olur musunuz?.. Asla.. İzin gününde olsa bile polisin müdahale etmesi herkes için doğru olandır. Keza işini severek yapan bir polis bu durumda aksiyon almalıdır. Bir okul müdürü, mesai saati dışında telefonunu açmak zorunda değildir. Ancak her zaman düşünmelidir ki çalan telefon okulda bir problem olmasından sebep olabilir ve bir müdür için görev okulla ilgili her şey ile birinci derecen muhattap olmaktır. İtfaiyeci nasıl yangında canını tehlikeye atıyor ise, inşaat görevlisi de barınmamız için ihtiyaç duyduğumuz o evlerin yapımında bizler için ter döküyor. Yani yaptığı işi severek ve hakkıyla yapan insanlar daha başarılı, daha verimli ve işlerinde daha sürekli oluyorlar. Etik kurallar çerçevesinde, işin gerektirdiklerini yapan herkesin hakkı savunulmalıdır bugün.
Özellikle vurgulamak isterim ki bugün bir isyan günü değil, hak savunma günü olmalıdır. Bu yüzden bir kez daha; Tüm çalışanlarımızın, emekçilerimizin ve bir başkası için ter döken herkesin bayramını kutluyorum, haklarını savunuyorum.
Muhammed Yenice

