
Sorunun yanıtı başta olumsuz olacakmış gibi hissediliyor. Çünkü hayallerimize inanmıyorsak, umutsuz olduğumuz düşünülür ve bu bizi mutsuz eder. Umutsuzluk kesinlikle insanı mutsuz eder. Çünkü umudu olmayan insanın; yaşamında çabalayacağı, zorluklara katlanacağı ve başarılı olacağı bir durumu yoktur anlamına gelir. Amaçsız ve gayesiz olmakta bizi mutsuz etmeye yeterlidir.
En büyük problemlerden biri; hayalleri arzular gibi lanse edip ikisini birbirine karıştırmaktır. Aslında kişisel gelişimcilerin sürekli; ”hayal et, hayalini yaşa” gibi söylemleri arzularımızdır. Çünkü hayallerimiz daha uçuk şeylerdir. Oysa arzularımız çabalayarak ulaşılması kolaydır.
Sorumuza dönecek olursak şu şekilde cevaplayabiliriz; inanmıyoruz çünkü ”hayallerimiz ve arzularımızı birbirine karıştırıyoruz.” Arzu etmek; bir şeyi istemek anlamına gelir. Hayal etmek ise o şeyi düşlemek anlamındadır. Bizim ihtiyacımız olan arzularımızın düşlenecek değil, gerçekleştirilecek seviyede olmasıdır.
Çocukluğumuzdan bu yana bizlere söylenen hayal gücü budur işte. Ancak bir farkı vardır. Hayal gücü üretkenlik ve verimlilik için bizlerde görülmesi istenen bir yetidir. Yani hayal gücü daha yüksek olan çocuklar ilerde daha girişimci ve üretken olurlar görüşü vardır. Bu görüş doğrudur, hatta yanına çocukların zihinsel gelişimi için de gerekli olduğunu ekleyebiliriz. Intel Türkiye’de inovasyon ve girişimcilik kültürünü geliştirmek ve girişimcilik ile hayaller arasında bir bağlantı kurabilmek amacıyla; Türkiye Hayal Haritası Araştırması’nı gerçekleştirdi. 8 ve 55 yaş arası 2000 kişiyle görüşüldü. Çocukken başlayan hayal kurma, yaş ilerledikçe düşüşe geçiyor. Hayallerin sadece %15’lik kısmı girişimcilik oluşturabilecekken, yetişkinlerin sadece %14’lük kısmı hayal kuruyor. Katılımcılar çocukluk ve ergenlik dönemlerinde hayal kurduklarını söyleseler de yetişkinliğe doğru ilerledikçe hayaller yok olmaya başlıyor. Kurulan hayaller de genellikle iyi bir iş sahibi olmak ile ilgili. Yani iyi bir iş hayalinden üretken ve girişimci bir fikir çıkamıyor. Hayal kuranların %58’i kadın ve %42’si erkek. Tabi bu araştırma detaylı bir şekilde devam ediyor. Aile baskısı ve benzeri faktörlerin bu hayallerin yaşamamasını etkilediği bilgisini bizlere veriyor. Sonuç olarak bizim kurduğumuz hayaller üretken olamıyor. Araştırmayı merak edenler için link ekliyorum; https://hwp.com.tr/intelden-turkiyenin-hayal-haritasi-ve-girisimcilik-dnasina-yonelik-arastirma-67788
Bu araştırmayı eklememin tek amacı; hayal gücünün önemi ve benim anlatmak istediğim durumun hayal gücü ile bağdaştırılmaması gerektiğidir. Bu araştırma ile hayal gücünü konuma dahil etmediğimi anlatmak istedim. Çünkü hayal gücünün genişliği zararlı değildir. Ancak hayallerin uçuk olması bizleri umutsuzluğa sürükleyeceği için zarar vermektedir. Hayal gücü ile anlatmak istediğim şey ile farklılık gösterecektir. Arzu ve hayalleri birbirine karıştırarak kendimize olan inancımızı nasıl yitirdiğimizi anlatmak istiyorum. Hayal gücü üretkenlikle alakalı iken, benim bahsettiğim psikolojik olarak kendine inanmama durumunu ifade ediyor ve bunun sebebini ortaya koymaya çalışıyor.

Bizlere hayallerimiz sorulduğunda hepimiz aşağı yukarı; iyi bir iş, güzel bir ev, lüks bir araba, kabarık bir cüzdan ve duygusal olarak rüya gibi bir aşk beklentisi içerisinde oluruz. Bunlar gerçekleşmek için çaba ister. Hatta çok çaba ister. Öncelikle size hayal ve arzu arasındaki farkı göstermeye çalışacağım;
50.000 TL değerinde bir arabamız olduğunu var sayalım. Bizim 3.000.000 TL değerinde bir araba arzu etmemiz onu hayal etmemiz demektir. Yani biz 3.000.000 değerinde olan arabayı arzudan çok hayal ederiz. Oysa 50.000 değerinde ki arabamızı önümüzde ki yıl 75.000 değerinde bir araba ile değiştirmek istememiz arzu etmemiz anlamına gelir. Arzumuzu gerçekleştirmek hayalimiz gibi zor değildir. Bu arada hayal edilen şeye ulaşılmaz demiyorum. Sadece arzu ve hayalleri birbirine karıştırıp mutsuz ve verimsiz olmamalıyız diyorum.
Hayaller de arzulardan oluşmaz mı? Kesinlikle evet. Ama bizim gerçekleştirmemizin mümkün olduğu şeyler; hayallerimizi süsleyen arzularımız değil, gerçekten ulaşabileceğimiz arzularımız. Spor yapmaya yeni başlayan biri için 100 kilo ağırlık kaldırmak imkansız veya sakatlayıcı bir durumdur. Spora 5 kilo ağırlıklarla başlayıp 100 kilo kaldırmayı arzulayarak sürekli ve istikrarlı devam ederek buna ulaşabilir. Yani arzumuzu gerçekleştirmemiz çalışınca basittir ve bizi motive edebilir. Diyelim ki biz Dünya fitness şampiyonu olmak istiyoruz, ki bu bir hayaldir ve 5 kiloluk ağırlıklar altında kalıyoruz diye düşünelim. Hevesimiz kırılır ve hayalimizin içerisinde yok olup gideriz. Aynı zamanda yine fitness şampiyonu olmak isteyen biri yıllarını bu çalışmaya adamış ise onun için bu durum bir arzu olacaktır ve onun bu arzusunu gerçeğe dönüştürmesi bizim hayalimizi gerçeğe dönüştürmemizden kat kat kolay olacaktır.
Sanat için aynı şey bir nebze geçerli olabilir. Bir ressam sizin resminizi çizme arzusu içerisindeyse sizi ikna edip çizebilir. Ancak o resmin tablo haline getirilip Dünya’nın en pahalı tablosu olmasını istiyorsa bu hayal onu sürekli mutsuz edecek ve yapacağı iyi bir resmi de baltalayacaktır. Ancak yanlış anlaşılsın istemem; bir heykeltraş heykeli yapmadan önce hayal gücüyle oluşturduğu şeyi meydana çıkarabilir. Bu durum üretkenliğe girer.. İhtiyacımız olan arzularımızı elde edebileceğimiz şekilde ayarlamak, hayallerimizi ise bizi üzmeyecek biçimde diri tutmaktır. Bu yüzden bazı insanlar; ”hayalle yaşayanı zevkle üzerler” tarzında cümleler kurar. Genelde bu insanlar negatif insanlardır ama bazıları bu cümleyi; uçuk hayallerin sizi üzeceğini bilerek söylüyor olabilir. Lütfen bu ince çizgiyi görmeye çalışalım; bir şeyleri arzu etmek ve umutlu olmak bizim kalp atışımız kadar önemlidir. Sadece başarabilmek ve mutlu kalmak adına gerçekleştirilebilir ölçüde hayal etmemiz gerekmektedir.
Hayallerimizin gerçekleştirilemeyecek seviyede olması bizleri mutsuz ettiği gibi kendimize olan inancımızı baltalayarak ilerde başarabileceğimiz iyi şeylerin de katili olmaktadır. Zayıflamak isteyen birini düşünelim. Bu kişi kendini bir best model gibi hayal ederse bir hafta sonra; ”nasıl olsa bir şey değişmiyor, yiyen öldü de yemeyen ölmedi mi?” sorusunu kendine yönelterek, hayalinde boğulmuş olacaktır. Oysa kişi; haftada 1 kilo veya olması gereken kiloyu kaybetmeyi arzu ederse o hafta çabasının karşılığını alacak ve belki de gerçekten bu arzuları onu hayaline ulaştıracaktır. Yani küçük gelişmelerle devam ederek bir best model vücuduna sahip olabilecektir. Dikkat etmesi gereken neyi hayal, neyi arzu ettiğidir.

Bizler de hayatımızın her evresinde bu şekilde düşünmeliyiz. Ünlü fizikçi; Stephen Hawking sadece aklı ile bilimin gidişatını değiştirmiş bir insandır. Yani akıl bir insanın her şeyidir. Tüm duygu ve düşünceler oradan geçer. Yani kurduğumuz hayaller veya arzularımız gönlümüzde kelebekler uçursa da aklımızda gerçekleşir. O yüzden onları yönetebilmeli; üretkenliğimize ve mutluluğumuza zarar vermemeliyiz. Arzularımızı gerçekleştirerek ulaşabileceğimiz hayallerimiz varken, arzularımıza dahi ulaşamamayı kendimize reva görmemeliyiz. Hayal kuralım, üretken ve mutlu olalım. Ancak arzularımız ve hayallerimizi birbirine karıştırarak kaybolmayalım.
Bu zor günlerde evimizde oturmuş hayaller kuruyoruz. Virüs geçince arzularımızı gerçekleştirmek için hemen harekete geçmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Hayallerimizi yöneterek bunu başarmamız mümkün. Herkesin arzu ve hayallerinin gerçekleşmesini dilerim. Evde kalın, mutlu kalın. Sevgilerimle.
Muhammed Yenice

