Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Çocukların Günü..

23 Nisan 1921 yılında kanun ile birlikte ilk ulusal bayram olan 23 Nisan; daha sonra 1 Kasım 1922 yılında saltanatın kaldırılmasıyla ilan edilen Hakimiyet-i Milliye Bayramı’nın yerini almıştır. Daha doğrusu birleştirilmiştir desek yeridir. Milli bağımsızlık, egemenlik gibi kavramlar bu bayramı açıklar niteliktedir. Çocuk bayramı olması durumu da ayrı bir bayram olarak yola çıkmış, daha sonra 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı ile birleştirilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk çocuklarla birlikte bu bayramı kutlayarak bu günün öncüsü olmuştur. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını ise 1981 yılında darbe döneminde meydana gelen düzenlemeler ile birlikte almıştır.

Bugünün önemini hissetmek hissettirmek boynumuzun borcu diye düşünüyorum. Kendimizi sorgulamak için çok güzel bir fırsat. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Cumhuriyet, bağımsızlığın ve gelişmenin başlangıcı olmuştur. Yapılan devrimler ile çağdaş uygarlık seviyesine doğru yol almaya başladık. Zor zamanlarda dahi bunu ilke edinmiş bir lider ve arkasında atalarımız. Bu şekilde düşününce bugün geldiğimiz noktada nerede olduğumuzu görmek mümkün olabilir. Bize bırakılan bu mirası, bu emaneti ne denli önemsiyoruz, ne denli gelişmesine yardımcı oluyoruz düşünmeliyiz..

Türkiye Cumhuriyeti bizlere vaat edilmiş büyük bir mirastır. Bizim amacımız ve çabamız bu mirasa layık olmak, onu korumak ve yüceltmek olmalıdır. Bin yıldır bu topraklarda dökülen kanların, verilmiş emeklerin ve çekilen çilelerin karşılığı aynı şekilde yüce olmalıdır. Bizlere düşen görev; çalışmaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği üzere; ”Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!”. Bizler bu ülkenin geleceğiyiz, ve ülkenin geleceğini bizler yetiştireceğiz. 23 Nisan’ın Ulusal Egemenlik ile birlikte Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının sebebi de budur. Gösterilmek istenir ki; geleceğimiz çocuklarımızın elindedir. Milletimiz ve beraberinde Türkiye Cumhuriyeti yücelerde olmayı hak ediyor. Bize düşen kendimizi değil, ülkemizi kurtarmak olmalıdır. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde belirttiği gibi; şahsi menfaatlerimizi ülkemizin menfaatinden önde tutmamamız gerekmektedir.

Çocuklar bir yere kadar bizim yönlendirmemize muhtaçtır. Biz bu bilinçte olamazsak, gelecekte onları suçlamaya hakkımız olmayacaktır. Bayramın 100. yılı olması sebebiyle biraz daha farkındalık yaratabiliriz. Bir asırdır var olan meclisimiz, ve sonsuza kadar var olmasını dilediğimiz vatanımız gelecek nesillerin ellerinde ilerleyecektir. Çalışkan, dürüst, vatan sever, ahlaklı, bilime inanan, geçmişini örnek alan ama geçmişte sıkışıp kalmayan, yurtta sulh dünyada sulh ilksini benimsemiş, gelişime açık, fikri hür ve vicdanı hür olarak bunu başaracağız. Geldiğimiz noktada teknoloji gelişmiş, Dünya’nın gidişatı son derece ivmeli bir şekilde sürmektedir. Bize yakışan bu arada toza, dumana boğulmak değil aynı ivmede ilerlemek ve başarılı olmaktır.

”Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini benimseyen meclisimiz; adil ve bağımsız olarak yaşamaya devam edecektir. Çocuklarımız ise o meclisin yasama yetkisine ışık tutacaktır. Geleceğimiz parlayacak, vatanımız o parlaklık ile birlikte yükselecektir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşlarını ve tüm ecdadımızı saygı ve minnetle anıyorum.

Muhammed Yenice

Yorum bırakın