
Karantina günlerine iyice alıştık galiba. Artık sıkılmıyoruz, kendimize yeni uğraşlar geliştirmeye ya da normalde var olan uğraşlarımızın profesyonellik seviyelerini arttırmaya başladık. Televizyon ve diğer haber ve iletişim araçlarında Korona Virüs dışında bir şey göremiyoruz. İnsanlığın sağlık konusunda bilinçsiz davranması sonucunda sürekli bilgilendirme amaçlı haberler ve diğer araçlar gösteriliyor.
Tabi sağlıktan sonra hepimiz bir konu serisi ile daha ilgileniyoruz. Ev ekonomimiz, çalıştığımız kurum veya kendi iş yerimizin finansal durumu, ülkemizin ekonomik durumu ve Dünya ekonomisi. Tabi bir yerde zincirleme durumlar bunlar.
Bu yazımda, her zaman aklı kurcalayan, soru işareti oluşturan durumları daha doğrusu soruları ele alacağım. Neden para basmıyoruz? Para nasıl basılır? Bunu ben düşünüyorum ama devlet neden düşünmüyor? vb. gibi birbirini ardı sıra kovalayan bir dizi sorunun cevaplarını anlaşılır bir dil ve elle tutulur bilgiler ile paylaşacağım.
I. Dünya Savaşı sonrasında ağır yenilgiye uğrayan Almanya kafes içerisinde sıkışıp kalmış bir kuşa dönmüştü. Ülkenin tüm kaynaklarına el koyarak savaşması engellenmişti. Kıt kaynaklar ile birlikte gelen gıda sıkıntısı halkı felakete sürüklemişti. Borçlarını ödemek için Almanlar çareyi para basmakta buldular. Çok mantıklı geliyor aslında. Mesela şahsen bizim borcumuz olsaydı ve para basma imkanımız olsaydı evde para basar etrafa borçlarımızı öderdik.. Sistem bu şekilde işlemiyor.
Bugün 100 Türk Lirasına sahip olduğunuzu varsayalım ve 100 lira ile 100 adet elma satın alabiliyor olun. Bir elma 1 liraya karşılık gelmekte olsun. Siz paranızı 200 Türk Lirasına çekerseniz (para basarak) elmanın fiyatı 2 liraya karşılık gelir. Neden böyle olur biliyor musunuz? Paranız arttığında daha fazla almak istersiniz çünkü. 200 liranız olduğunda 100 elma ile yetinmeniz söz konusu değildir, yani ekonomik olarak talebiniz yükselir. Talebin yükselmesi fiyat artışına sebep olur. Bunun adı ENFLASYON… Yani para arzının çoğalması, enflasyonun yükselmesine sebep olur.
Ekonomide çok bilinen bir denklem vardır. Fisher’in Miktar Teorisi Denklemi. Para arzı ile fiyat düzeyi arasında bir ilişkiyi açıklar bu denklem. Bu denkleme göre paranın arzı ve değeri arasında doğru bir orantı vardır.
M x V = P x T
M; dolaşımda bulunan para miktarını
V; paranın dolaşım hızını
P; fiyatlar genel düzeyini
T; işlem hacmini göstermektedir.
Bu denklemde paranın dolaşım hızını (V); halkın sosyo-psikolojik kültürü ve yönetim şekli belirler. İşlem hacmi ise (T) kaynaklar tam kullanım halinde bulunduğundan kolay kolay değişmez. Yani denklemin solunda değişimi M, sağında ise P yapar. Para basarak dolaşımda bulunan para miktarını arttırmak, P’nin değerini yükseltecektir. Yani fiyatlar yükselerek elimizde bulunan paranın değerini düşürecektir.
Şöyle bir örnekle devam ediyorum. Basite indirgememin sebebi aklınızda soru işareti bırakmadan anlatabilmek. Arkadaşınızın telefonunu satın almak istiyorsunuz; 1000 Türk Liranız olduğunu ve size bu telefonu 600 Türk Lirasına satmasını istediğinizi arkadaşınıza bildiriyorsunuz. Daha sonra telefonunuz çalıyor ve babanız size 1000 Türk Lirası gönderdiğini söylüyor, arkadaşınız bunu duyuyor ve artık 2000 Türk Liranız olduğunu bilen arkadaşınız telefonu asla 600 liraya satmaya ikna olmuyor. Sizde ki para artarken, telefonun fiyatı da artmış oluyor. Halk arasında çok kullanılan; gelir ile gider kardeştir durumu kabaca ortaya çıkıyor.
Almanya durumuna geri dönersek; para basılmış, birkaç gün içerisinde enflasyon %29,500 seviyesine gelmiş. Bu olay şuna karşılık geliyor; 1 ABD Doları ile 4.7 Trilyon Mark alınabilecek seviye. Yıl 1923. Çamaşır sepetlerinde para taşınmış, hatta para yakarak ısınmak bile mümkün olmuş. Çünkü, para yakmak kömür almaktan daha ekonomikmiş.

1929 yılında Büyük Buhran adı verilen, bazı kaynaklarda Dünya Ekonomik Bunalımı diye geçen kriz; Amerika ve Avrupa’yı merkez almasına rağmen dünyanın geri kalanında ciddi problemlere yol açmıştır. Temelde ABD’de borsanın çöküşünden kaynaklandığı söylense bile, tüm dünyaya ettiği tesirden dolayı ‘’Büyük Bunalım’’ adını almayı hak etmiştir. Dünya’da 50 milyon kişi işsiz kalmış, dünya ticaretinin %65 azalmasına sebep olmuştur. Daha önce yaşanan krizlerin en fazla %7 azalttığını düşününce bunun bir rekor olduğunu anlıyoruz. Tabi bu krizin nedenleri çoktur. Almanya için para basma sonucu hiperenflasyon yaşanması bu krizde daha fazla geriye düşmelerine sebep olmuş olabilir. Derin araştırmalar sonucunda netleşebilecek bir mevzu.
Para basma işlemini yapacak ülkenin; enflasyon konusunda korkusunun olmaması gerekir. Sadece enflasyon değil, yukarıda belirttiğim üzere halkın sosyo-psikolojik yapısı da önemlidir. Mesela finansal okur yazarlık seviyeleri düşük olan ülkeler ekonomik adımları negatif yöne doğru götürürler. Mesela; faizlerin düşürülmesi yatırımlar için pozitif bir durum iken, kredi kullanıp tatile gitmek ve maaş geliri ile bunun zor ödeneceğini bile bile bu sıkıntıya girmek bu faiz indirimini negatif yöne taşımak demektir. Borç üzerine büyümek demektir. Karbonhidratla şişmanlamak, obeziteden ölmek demektir. Oysa sağlıklı beslenerek gelişmek gibi bir seçenek mevcuttur..
Son günlerde bizlerin kulağına aşina olmaya başlayan para basma mevzusunu şöyle değerlendiriyorum;
Kıymetli hocam Mahfi Eğilmez gibi ekonomi dalı ile ilgilenen herkes para basmanın kötü bir durum olduğunu bilir. Bilmeyenler var tabi, bazen bazı ekonomistlerin yaptıkları yorumlar insanı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklemiyor değil. Para basılması ekonomik olarak başvurulması gereken en son durumlardan biridir. Fakat hocamızın belirttiği şekilde, insan faktörü ön plana çıktığında; böyle bir sağlık krizi içerisindeyken başvurmak mantıklı gelebiliyor. Enflasyondan önce; işsizlik, gelirsizliğin yaratacağı problemlere dikkat edilmeli. Fakat böyle bir şey yapılırsa eğer; paranın titizlikle değerlendirilmesi gerekiyor. Proje bazlı yatırımlar için bunu yapmak felakete sofra kurup, baş köşeyi ona ayırmak anlamına gelir. Son olarak bıçak sırtı bir durum olduğunu söylemek yerinde bir benzetme yapmak olur.
Bahsettiğim durumlar dolayısı ile para basıp zengin olunmuyor. Ekonomi kıt kaynaklarla maksimum faydayı sağlama bilimidir, faydayı maksimuma getirebilmek için desteksiz eylemler yapmak ekonomiyi çökertir. Titizlikle yaklaşmak gerekir..
Muhammed Yenice

