Parayı, Ekonomiyi Bir Kenara Bırakıp; Unuttuklarımızı Hatırlama Zamanı..

Aktif değil gibi görünüyoruz ama bence daha üretken bir zamandayız. Daha çok okuduğumuz, izlediğimiz, ürettiğimiz ve çalıştığımız günlerdeyiz. Bu günler bitmesin isterim ama bu şekilde, bu vesile ile olsun istemem.

Normalde yazı yazmaya karar verdiğimde; öncesinde araştırma yapmak, bildiğim verileri toplamak ve düzenlemek, bilmediklerimi ise araştırıp bulmak durumunda kalıyorum. Bu yazı tamamen içimden gelenleri döktüğüm bir yazı. İnandığım, düşündüğüm, belki istediğim şeyleri gönlümden akan mürekkep ve akıl kalemim ile kağıda dökmeye çalışıyorum. Edebileştirmek değil niyetim, gerçekten siteye geçirmeden önce kağıda yazıyorum.

Öncelikle bu yazıyı insanlığa yazdım. Ülke ayrımı yapmadan insanlığı bir bütün düşünerek. Parayı ve ekonomiyi bir kenara bırakın dedim; çünkü onlarla siz değil, yetkililer ilgilensin. Siz oturup dolar kuruna ve altın fiyatına kafa yormayın. İhtiyaçlarınızı giderecek paranız olsun kafi.

Unuttuğumuz şeyleri hatırlamaya başlıyoruz. Ben küçükken evimiz sobalıydı, imkansızlıklar sadece bize değil genel olarak çevreye yayılmıştı. Hemen herkes için aynı şeyler geçerliydi. Durumu iyi olan insanlar vardı tabi ancak biz o insanları durumu iyi ya da kötü diye değil; kendisi iyi ya da kötü diye ayırıyorduk. Ruhi ve fiziki eylemlerinin doğru veya yanlışlığını tartışıyorduk içimizde. Tabi ben küçüktüm ama unutmuyorum. Her zaman bahsettiğim; ahlak ve insanlık gibi kavramlar sanırım o zamanlar çok düşük seviyelerde değildi.. Akşam olunca annem ve babam hep birlikte oturur, sobanın yanına sıkışır televizyon izlerdik. Misafir geldiği zaman değişen tek şey ikramımızın miktarı olurdu. Aynı odada yerdik yemeğimizi. Dışarısı soğuk olduğu için gün içindeki tüm eylemlerimiz o odada gerçekleşirdi. Büyükler anlatmayı, bizler de dinlemeyi severdik. Zamanla büyük değişimler yaşandı. Tabi büyüklerimiz için daha büyük değişimler yaşanmıştır. Ancak benim de gözlemlediğim değişiklikler oldu. Teknoloji çok gelişti. İhtiyaçlarımız ve önceliklerimiz büyümeye, değişmeye başladı. Kontrol edilemez bir noktaya doğru hızla gidiyordu, ve bir sonu yok gibiydi hala yok. Ama şimdilik…

Benim tarzım konuları din ya da komplo teorileri ile tanımlamak değil. Doğru olanı savunuyorum. Komplo teorilerine güvenmiyorum, din ise benim kendi içime kabul ettirebileceğim bir inanış olduğundan, bu şekillerde tanımlayamıyorum yaşadığım şeyleri.

Bazı şeylerin evrenin gerekliliği olarak yaşandığına inanıyorum. Bu durumda onlardan biri. Metafizikçiler beni anlayacaktır, alanım değil ama ilgim yok diyemem. Unuttuğumuz bazı şeyler vardı ve bunlar bizi olduğumuzdan geriye götürüyordu. Bakıyorum etrafıma şu an herkes eşit. Maddiyat olarak değil. Yaşanan durum insan seçmiyor. Virüs kapınızı çalarken eleme ya da ayrım yapmıyor. Yoksa farkındayım bazı insanların zor durumda olduklarının. El birliği ile yardımlaşmayı ilke edinirsek, önceliklerimize başkalarının yardıma ihtiyaç duyabileceğini eklersek; bu zor günleri daha kolay atlatabiliriz. Virüs hepimize eşit davranıyor. Biz birbirimize eşit davranmazken o bize eşit davranıyor. Bu eşitlik bizleri; evine bağlı, bir nebze yardımlaşan, çocuklarının ve ailesinin sağlığını her şeyden fazla önemseyen, sağlıklı beslenen, temiz ve hijyenik kalmaya özen gösteren, parayı önceliklerinden uzaklaştıran, daha fazla okuyan, daha fazla öğrenen, belki bilime daha fazla kafa yoran insanlar yaptı veya bir nebze yaklaştırdı.

Virüs konusunda ciddi sıkıntılar yaşadık, yaşıyoruz ve tahminimce bir süre daha yaşayacağız. Bana göre bir gün; ”– Hatırlıyor musunuz? 2020 başında bir virüs ile Dünya sarsılmıştı” diyeceğiz. Belki bugün adımız gibi ezberlediğimiz ismini hatırlamayacağız bile.. Bir gün böyle anlatırsak eğer bu günleri; bu iki farklı formda olabilir. Ya daha büyük bir felaket gelecek ve biz bu cümleyi bu virüsü mumla arayarak kuracağız ya da öyle bir seviyeye geleceğiz ki gelen felaketleri atlatmak bizler için gayet basit olacak ve biz bu cümleyi ”biz neleri atlattık” edası ile kuracağız..

Tabi isteğim, bu felaketi olumlu atlatabilmek, geriye dönüp baktığımızda bu problemi küçümseyecek kapasiteye ulaşabilmiş olmaktır. Öncelikli ihtiyacımız; insani ve sosyal ihtiyaçlarımızı doğru tanımlamaktır. Eğer insanlar yoksa, sağlık yoksa, devlet yoksa kısacası her şey yolunda ilerlemiyorsa şu an sahip olduğumuz ya da öncelik verdiğimiz şeylerin anlamsız olduğunu bilmemiz gerekir. İlk önceliğimiz; ahlaklı, eğitimli, kültürlü, yaptığı iş her ne olursa olsun etik olabilen, üretken, sağlıklı yaşayan ve sağlıklı yaşatan insanlar olabilmektir. Meslek ayrımı yapmadım. Bahsettiğim şeylerin meslek ile doğrudan alakalı olduğuna inanmıyorum çünkü.

Daha sonra Dünya’nın gidişatına ayak uydurmamız gerektiğini anlamalıyız. Bu virüsün bana gösterdiği en önemli şeylerden biri tüm Dünya’nın aynı zihniyette olduğu. Amerika, Avrupa, Çin, Orta Asya.. Risk ve kriz yönetimi yokmuş, sağlık sorumluluğu yokmuş, teknoloji yeterince gelişmemiş, Dünya’nın göz bebeği olan ülkelerin insanları laf dinlemiyormuş, akın akın insanların ziyaret ettiği şehirler bomboş kalabiliyormuş, para sorunları çözmeye yetmiyormuş, ekonomik genişletmeler ve desteklemeler yara bandı olmaktan öteye geçmiyormuş.. Kısacası hiç düşünmemişiz böyle bir şey olacağını. Silahlar üretirken ordularla savaşmak için; küçük bir virüsün bizi felç edebileceği aklımıza gelmemiş. Çünkü bilime gereken önemi verememişiz, çünkü sorumlu insanlar değilmişiz, bizlere insanları korumak için evde oturmamız söylendiğinde biz eylem yapmışız. Çünkü hep birlikte var olmak yerine; bölmeyi, parçalamayı, bencilliği, umursamamayı, gücü öncelik edinmişiz. Bunun felaket olduğunu gösterdi belki de bizlere, toparlanmamız için. Madem evde oturuyoruz, olaya dolu tarafından bakalım..

Artık evimizde oturuyor, yediğimiz yemeğe şükrediyor, ailemizle gülüp eğleniyoruz. İnsanları daha çok arıyoruz. Dışarı çıkarken ziyaret etmediğimiz büyüklerimizi arıyoruz. Korku hepimiz için eşit olunca merhametli olmaya başladık. Umarım unutmamamız gereken şeyleri analiz edebiliriz.

İnanın bana hepimiz bu günleri hatırlayacağız. Çünkü başımıza daha farklı felaketler ya da durumlar gelecektir. Bu durumdan nasıl çıktığımız ve diğer durumu nasıl karşılayacağımız önemli olan. Biz daha çok okuyalım, daha çok izleyelim, daha çok çalışalım, daha çok şükredelim, daha sağlıklı yaşayalım. Hep birlikte evde kalalım. Uyarılara uyalım, kişisel olarak çabamızı göstererek; virüse karşı olan savaşımızı kazanalım, sonraki savaşlara daha öz güvenli girelim. Çıkarımlarımızı doğru yapalım;

Unutmayalım; ”Bir musibet, bin nasihatten yeğdir.”

Muhammed Yenice

Yorum bırakın