Takip ettiğiniz ve bildiğiniz üzere hastalığın bulaşma hızı yüksek. Katlanarak ilerleyen rakamlar var. 600 ü aşkın bulaşma ve 9 insanımız hayatını kaybetmiş durumda. Bulaşma sayısının giderek artacağını biliyoruz ve insanlarımızın ölmemesini umut ediyoruz. “Yalnızca kötü olanı görmek ve suçlamak yetmez. İnsan kendine şu soruyu sormalıdır; bütün bunların düzelmesi için ben ne yaptım?” demiş Avustralyalı doktor ve bireysel psikolojinin babası psikoterapist Alfred Adler. Bizim bu duruma karşı bir şeyler yapmamız ve yapmamamız gerek. Evde kal projesi ile bir çok yerde sürdürülen çalışmalar var. Ama yeter mi?… Yetmez..
Evde kalalım ama bunları unutmayalım,
• Fırsatçılık öncelik olmamalı
Daha önce de söylediğim üzere; sürekli yatırım araçlarını sorgulamamızın bence bir anlamı yok. Tehlikeli sulardayız şu an. Bunu fırsat bilenlere itibar edip elimizde bulunan yıllarımızı verdiğimiz, emek verdiğimi tasarrufları harcamayalım. Bugün sabah çok samimi olmadığım bir arkadaşım ücret karşılığında yatırım tavsiyesi almak istediğini bildirmiş sosyal medya üzerinden. Yatırım tavsiyesi vermiyorum zaten ama yine de üzülüyorum. Çünkü eminim bu yolda ilerlerse parasını ya birine ya da yanlış bir yatırıma kurban edecektir. Yatırım tavsiyesi verenlere itibar etmeyin. Ne olacağını bilen kimseye fayda sağlamak istemez zaten. Bunların hepsi birer öngörü hem de analizler ile alakası olmayan ön görüler. Bu tür kısa yoldan zenginlik vaatlerine kanmayın.
• Dijital Başlangıç İçin Fırsat Olabilir (İşletmeler İçin)
İşletmenizin ölçeği önemli değil. Dijitalleşmenin önemini artık hepimiz biliyoruz. Dijitalleşme ile ilgili yazımda bahsetmiştim daha önce; bu çağa bir şekilde ayak uydurmak zorunda kalacağız.. Virüs bu konular için avantaj olabilir. Bir başlangıç yapın. Dijital ortamda işlerinizi yürütmeyi deneyin. Eskiden kalma tekniklerle ilerlemek yerine bir kez dijitalleşme ile oturmayı deneyin. Büyük işletmelerin bunu yaptığını görüyorum, tabi oranlarsak sadece yönetim kurulunun dijital ortamda buluşma gerçekleştirmesi yüksek çıkabilir. Anlatmak istediğim mümkün olan en üst düzeyde dijitalleşme. Önemli olan küçük işletmelerin de aynısını yapabilmesi. En azından bir kez denenirse ilerisi için olumlu bir adım olabilir. Korkmayın, deneyin..
• Bilgiye Değil, Doğruluğuna İnanın
Bilgi çok. Sosyal medyaya girince bilgi seli içerisinde boğuluyoruz hepimiz. Herkes bir şey yazıyor, paylaşıyor ve inanıyor. En tehlikelisi inanma kısmı. Çünkü sorgulamadan inanıyoruz. World Economic Forum 2019 Kritik Düşünme sıralamasını paylaşayım sizlerle;
1- Finlandiya
2- Danimarka
3- Hollanda
9- US
10- Almanya
11- Avustralya
12- Kanada
25- Çin
29- Endonezya
36- Fransa
43- Rusya
53- İtalya
83- İspanya
103- Meksika
134- TÜRKİYE
Bizden bahsettiğim için tamamını eklemedim sıralamanın. Gördüğünüz üzere bilginin kritiğini yapmıyoruz. Bu yüzyılda bilginin doğruluğunu aramamak, nice yanlışlara sürükler anlamak lazım. Bilgileri paylaşırken seri değil, seçici olmayı tercih etmeliyiz. Her daim..
• Korkmayın, tedbir alın
Türkiye tedbir başarı sıralaması yapılırsa Dünya üzerinde ilk 10 ülke arasında yer alır diye düşünüyorum. Yetkilileri ve halkımızı tebrik ediyorum bu yüzden. Yine de bir şeylerin yanlış olduğunu söylememin sebebi daha iyisinin yapılabileceğine olan inancımdandır. 80 yaş ve üzeri vatandaşlarımıza dikkat edilmesi gerek. Ama gençler için korkulacak bir durum yok. Bakın umursamayın demiyorum, korkmayın diyorum. Korku hata yaptırır, kurtaran tedbir almaktır. Belki bir çoğumuz geçirmiş bile olabiliriz hastalığı. Farkında olmayabiliriz. Hastaneleri işgal edip, hastalık kapma riskini artırmanın anlamsız olduğunu maalesef söylemek zorundayım. Virüs dolayısı ile vefat eden 9 vatandaşımızın yaşlı ve bağışıklığı düşük seviyede insanlar olduğunu bakanımız tarafından öğrendik. Bizim için önemli olan, hastalığı çevremizdeki yaşlılara bulaştırmamak olmalı. Tedbirlerimizi buna göre almalıyız. Bunun en güzel yolu evde kalmak ve zorunlu hallerde dışarı çıkarsak hijyeni sağlamak. Tedbir alamayan ülkeler oldu. Evde kalmak yerine sokakta gösteriler yapan ülkeler ciddi bir ölüm oranına sahip. İtalya’da hayatını kaybedenlerin ortalama yaşı 78, kadınlarla 82 erkeklerde 79. Yaşamını kaybedenlerin arasında 0–30 yaş arası kimse yok..
• Sosyal Mesafe
Çok güzel bir şekilde girdi hayatımıza bu tanım. Ne demek sosyal mesafe. Konuya biraz derinden gireyim. Mesafe her zaman için iyidir. İnsanı korur.
İlişkilerde mesafeli olmak mutluluğun anahtarıdır. Özlem yaratan mesafeler zor zamanların ardından yaşanacak mutlulukların yapı taşıdır… gibi uzatılabilir mesafenin güzellikleri, tabi dolu tarafından bakabilirsek.. Sosyal mesafe Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1 metre olarak kabul ediliyor. Hastalık sahibi kişinin, hasta olmayan kişiye öksürük veya diğer yollar ile virüs enfekte etmemesi için gerekli görülen mesafe. Tabi bunun için en mantıklı aksiyon evde kalmak. Sosyal mesafenin sosyalliği etkilememesi için de var olm teknolojileri kullanmak gerekli. İnsanlarla bağımızı koparmadan, işlerimizi online ortamda hallederek hayatımızı sağlıklı bir şekilde idame ettirebiliriz. Birkaç günlüğüne Ankara’da bulunuyorum. Bir eczanede ilaç almak için gelen hastaların sıra beklerken arasında 1 metre mesafe bıraktığını gördüm. Mutluluğumu anlatamam sizlere. Lütfen göz önünde bulundurun. Yine iş yerleri için söylemem gerekirse planlamaları sosyal mesafe göz önünde bulundurarak yapmak bir sosyal sorumluluktur. Gelişen ve globalleşen Dünya ve ekonomide bu hususlara dikkat etmek artı değer kazandırır. Sosyal mesafeye dikkat edip, sağlıklı kalabiliriz. Mesafeler iyidir, mesafenizi koruyun..
Yazımı sonlandırırken; bu virüsün geçeceğini, unutulacağını ve ilerde “bunu da gördük” diyerek anlatacağımızı söylemek istiyorum. Önemli olan ne hatırladığımız olacaktır. Bu virüsü fırsata çevirdim zengin oldum diyenler değil, bu virüs sayesinde doğru işler yaptım diyenler muzaffer olacaktır. Bundan eminim.
Evde kalın, sağlıklı kalın..
Muhammed Yenice

