Ülkece Sallandık..

Elazığ ve Malatya illerimizde yaşanan deprem sonucu kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

25 Ocak 2020 akşamı bizlere, günlerdir yaşanan manzaralarla boğazımızı düğüm düğüm eden bir deprem felaketi yaşattı. Deprem bizim kanamaya hazır bekleyen yaralarımızdan biri. Tüm doğal afetler böyle aslında. Fakat Türkiye en çok deprem afeti ile sınanmış. Coğrafyamız bir çok deprem yaşamış ve bir çok felakete ev sahipliği yapmış. 1500’lü yıllardan bu yana bir çok 7 ve üzeri şiddetinde deprem yaşanmış, bunların bazıları daha iyi bilinir ve hatırlanır. Malesef son yaşanan Elazığ depremi bizler için bilinen depremlerden biri olarak kalacak..

Manzara aynı…

Soldaki amca Düzce depreminde 21 yıl önce evine ekmek götürürken gözyaşlarına engel olamamış. Sağda ise kardeşini 5 gün önce Elazığ depreminde kaybetmiş biri var. Zaman değişiklik gösterse de, acılar değişiklik göstermiyor..

Deprem hakkında bilgi verildiği ya da çağrı yapıldığı zamanlarda görmezden, duymazdan geliyoruz.. Ta ki başımıza gelene kadar. Galiba artık kulak tıkama ve umursamama şansımız kalmadı. Beklenen İstanbul depremi herkesi korkutmaya devam ediyor. Fakat depreme karşı eksikliklerimiz var. Bunlardan bir tanesi bugün bir yazıda dikkatimi çekti;

Depremde yaşamını yitirenlerin erkeklere nazara kadın ağırlıklı olduğu..”

Kadınlar deprem anında giysilerinin dışarı fırlamaya uygun olup olmadığını düşünerek ya da çocuklarını kurtarmaya yönelerek zaman kaybettikleri için can kaybı yaşıyorlarmış. Tabi bu bir cinsiyet ayrımı değil, böyle bir istatistik beni de çok şaşırttı ama veriler bu yönde. Yoksa bir erkekte giysilerinin uygunluğunu düşünerek evden çıkmak istemeyebilir. Ancak bana göre de tercih edilecek kadar ani bir durumda erkek daha rahat çıkacaktır dışarı, bu sebeple ben istatistiğe olumlu bakıyorum.

”Vergilerimiz nerede?”

Ben her zaman vatandaşın vergisini sorgulamasından yanayım. Fakat böyle bir felaket durumunda olaylara şeffaf yaklaşılmalı diye düşünüyorum. Devlet vergileri bir havuzda toplayıp, duruma göre harcama yapar. Vatandaş verginin ismine göre muamele bekliyor olabilir, fakat sistem böyle işlemiyor. Denetim eksikliği, teknolojik yetersizlik, deprem bilinçlenmesi ve eğitimi eksikliği gibi konularda eleştiri yapılmasını anlarım ancak deprem vergilerimiz nerede? sorusunu doğru bulmuyorum. Sonuçta devlet eline geçen parayı bekletmez, aynen vatandaşın yaptığı gibi.. Deprem sallar, ölüme sebep olan yaşadığımız yerlerdir. Buradan sebeple denetim eksikliği sorgulanabilir. Eleştirinin ya da sorgulamanın mantık ve bilgi çerçevesinde olanı makbuldür..

”Deprem çantası hazırlayın”

Bu konu şuradan dikkatimi çekti; fırsatçıların deprem çantalarını yüksek fiyatlarla sattığı haberini okudum. Mantıklı davranmak en önemli yeti. Bir insan deprem anında kendisine lazım olabilecek şeyleri bilmeli, hatta bence bu kişisel olmalı çünkü herkesin ihtiyaçları farklı. Tansiyon hastasının tansiyon ilacına ihtiyacı varken, bebek sahibi biri bebek bezine ihtiyaç duyar. Çok kıymetli Profesörler, muhtelif zamanlarda bilgilerini bizlerle paylaşıyorlar. Bu konuda eğitimli olmak için diretmeye gerek yok çünkü bu eğitimsizliğin sonucu cahillik değil, ölümle sonuçlanabiliyor çünkü..

Deprem konusunda söylenecek ve öğrenilecek çok şey var. Ben bilgileri uzmanlardan almanın mantıklı olduğunu düşünüyorum. Bu konuda; bir istatistik, bir yanlış sorgulama ve bir tavsiye verdim. Yazıyı bunlarla oluşturdum. Bilinçlenmemiz gerektiğini düşündüm. Millet olarak kenetlenmemiz ve tek yürek olmamız takdire şayan. Yardım kampanyaları ve vurgulanan hassasiyet bu kenetlenmenin temeli oldu. Bu kenetlenmeyi bilinçli yapmak daha faydalı olacaktır eminim.

Ülkemizin felaketler karşısında güçsüz kalmaması ümidiyle..

Muhammed Yenice

Yorum bırakın