Mutsuzluk ve Beraberinde Getirdikleri ile Yaşamak..

İnsanoğlu hayatı boyunca bir çok duyguyu, derin ve yüzeysel olarak yaşar. Sevmek, sevilmek, korku, acı, heyecan ve benzeri duyguların her biri şüphesiz nefes aldıkça, yaşayıp göreceğimiz duygular. Duyguların sınıflandırılabileceğini düşünmüyorum. İnsan oğlu duygularıyla yaşar, bunun belli bir sınırı olabileceğine inanmayan biriyim. Fakat bu duygulardan biri var ki; kendisiyle birlikte bir çok olumsuz duyguyu içerisinde barındırır, o duyguların yaşanmasına yol açar ve beraberinde bir insan sağlığına köklü kötülükler yaşanmasına sebebiyet verebilir. O duygu “mutsuzluk”tur. İnsan hayatında bir çok kez mutsuzluk yaşayabilir. Fakat mutsuzluğa sebebiyet vermek ve bunu stil haline getirmek bizim hatamızdır. Kendimce, gördüklerim ışığında mutsuz yaşamamızın sebeplerini sıraladım. Birazdan sizlere bunları sırasıyla anlatacağım. Bu yazıyı okuyan; arkadaşlarım, hocalarım, ailem, küçük ve büyüklerim, hepsi sizlerde ve toplumda genel olarak çıkarım yaptığım durumlardan hareketle oluşturulacak. Aşağıda dünyanın en mutlu ülkelerinin bulunduğu bir istatistiği sizlerle paylaşarak başlıyorum;

Sonuç beni şaşırtmadı. Fakat bunun insanla alakalı olduğunu sizlere anlatacağım. Çünkü mutsuzluk, stres ve stresin peşi sıra getirdiği; bizim kanayan yaramız şiddet ve vahşeti tetikleyen şeyler genelde, ekonomik durum, sosyal yapı, olmayan cezalar gibi gösterilse de bunlarla ilgili olmadığını verilerle görüyorum. Sıralamaya başlayalım;

  • Kabullenemiyoruz

Kabullenmek insanın en büyük olgunluklarından biridir. İnsan kabullendiği kadar mutlu, düzgün, kaliteli ve başarılı yaşar. Kabullenmek ardında değişimi getirir çünkü. Örnekleme yöntemini sevdiğimi artık biliyorsunuz, hemen bir örnek vereyim; bir şirket, ürününü mağazalarda pazarlıyor diye düşünelim, fakat bulunduğu ülkede mağazalarda değil de sanal ortamda alışveriş yapılıyor olsun. Pazarlama çalışanlarının, sanal reklam fikrine direnen bir patron, bu basit durumu kabullenememiş olur ve sonucunda başarısızlığı kaçınılmazdır. Bunu belirtmemin sebebi; geçenlerde bir konferansta iletişim danışmanlığı ile ilgili, şirketlerin iletişim konusunda zorluk çektiğini ve danışmanlık şirketleriyle ortak çalışmalar yapmak yerine büyük kayıplar vermeyi tercih ettiklerini öğrenmem oldu. Kabullenmek, insanın kendini geliştirmesine yardımcı olacak yegane yaklaşımlardan biridir. Eleştiri, kabullenmenizi gerektiren şeylerle sizleri yakınlaştırabilir, bu yüzden eleştirileri de önemseyin. Eleştiri, büyük başarıların küçük başlangıçlarını ateşleyebilir. Ben şahsen bir mutluluk abidesi değilim, fakat bunun beni geri çektiğini kabulleniyorum, hatta burada sizlerle bu konuda yazı bile paylaşıyorum. Ben yanlışımı kabulleniyorum, bir ömür mutsuz yaşasam bile bunun kötü bir şey olduğunu ve değişmem gerektiğini biliyorum. Hataları kabullenmek, doğruları gün yüzüne çıkarmaktır. Mutsuzluğu kabullenin, mutluluk gün yüzüne çıksın.

  • Ahlaki Değerlerden Uzaklaşıyoruz

Bu konu, geçenlerde bir sohbette ortaya atılan bir fikirden yola çıkarak oluşturduğum bir konudur. Yukarıda paylaştığım ülkeler içinde ki ahlaki yaklaşımlarla, bizim yaşadığımız üzücü bir şiddet olayını tartışıyorduk. Bizim ülkemizde ki şiddet ve vahşet eğiliminin ekonomik olduğu savunuldu. Hemen bir veri paylaşıyorum sizlerle;

Sanırım en mutlu ülkelerden sadece biri girebilmiş bu sıralamaya. İstatistikte gayet düşük bir oran yapar bu, 10 ülkede 1 ülke. İstatistik bilenler bunun kabul edilemez (reject) edilmesi gereken bir hipotez olduğunu bilirler. Hemen ardından bizim milli gelirimizin o ülkelerden yüksek olduğunu da paylaşayım; 

2019 tahmini verileri, gördüğünüz gibi; milli gelirle,mutsuzluk ve beraberinde getirdiği kötü duygular ve davranışların fikren paralel olduğu düşünülse bile gerçekte öyle olmadığını bizlere gösteriyor. Aynı şekilde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin zenginliğini tartışmamıza gerek olmadığını düşünüyorum. Fakat mutlu olduklarını  doğrulayamıyoruz. Ahlaki değerler; para ile ölçülemez. Bugün param var ağzımı bozmayayım, yarın param yok döviz kuru yüksek ağzımı açıp gözümü yumayım demek sizlere mantıklı geliyor mu ? Hayır yanıtınızı duydum. 80 yaşında, küçük bir çocuk karşısında dahi ayağa kalkan, kendisinden küçükler karşısında bacak bacak üstüne atmayan bir babanın evladıyım. Aile yapım gereği saygılı büyüdüm, çok şükür. Yıllardır dikkat ettiğim bir şey var. Yolda birilerine çarptığımda, bir banka sırasında veya toplu taşıma araçlarında genelde “pardon” veya “özür dilerim” kelimelerini kullanırım. Yıllarca insanların beni duymadığını düşündüm, çünkü cevap vermiyorlardı. Geçen son yılda anladım ki biz özür dilenmeye alışık değiliz. Geçenlerde bir alışveriş merkezinde 11-12 yaşlarında bir kız kardeşim bana çarptı. Dönüp “afedersin” dedim. Sessizce yüzüme bakarken, ne oldu diye sorduğumda bana “abi benden neden özür diliyorsun, ben sana çarptım” dedi. Ben ise; “sonuçta çarpışmadık mı ?” diye yanıtladım. Gerçekten beni tanıyanlar bilir, tanımayanlar da emin olsunlar ki anlattıklarım her zaman bir adım ileri taşınmamız için. Ahlaki eksiklik, bizim bugün yaşadığımız tüm olumsuzlukların anasıdır. Ekonomik durumdan dolayı; mutsuz veya stresli olduğumuzu düşünmeye devam edenler, iş hayatında yapılan ahlaksızlıklara dikkat etsinler derim. 

  • Konfor Alanımızdan Çıkmıyoruz

Çok sevdiğim kıymetli hocam Prof. Dr. Emre Alkin her zaman “alışılmış mutsuzluk için, keşfedilmemiş mutluluğu feda etmeyin” der. Çok sevdiğim bir sözüdür. Bugün, cinsiyet ayırmaksızın, eşiyle mutsuz yaşayan bir sürü insan ayrılmaktan korktuğu veya çekindiği için mutsuzlukla devam eder. İşinden memnun olmayan bir sürü insan kendisini garantide gördüğü için memnuniyetsizce devam eder. Oysa konfor alanımızdan çıkabilirsek, kendimizi zorlayabilirsek, mutluluk ve başarı hiçte zor olmayacaktır. Kitap okumanın size zor gelmesi konfor alanınızdır, fakat kitap okumaya zorlamak ya da yeni yollar denemek konfor alanınızın dışıdır. 

Bu fotoğrafı sizin yorumunuza bırakıyorum. Sizce hangi bölge, mutluluğu getirir. Siz karar verin ve kararınızın doğrultusunda ortaya çıkanı yapın.

Gabriel José de la Conciliación García Márquez, Kolombiyalı yazar, romancı, hikâyeci ve oyun yazarı bizlerle çok güzel bir söz paylaşmış;

Mutlu olmak şartlara değil, insana bağlıdır. Mutsuzluğu seçmek, mutsuz olmak, mutsuzluğun beraberinde getirdiği duygularla hareket etmek ve hoş olmayan davranışlar sergilemek herhangi bir bahane ile bağdaştırılmamalı. Doğru olan insanca ve akıllıca davranmaktır. Bu da sizi mutlu kılacaktır, emin olun. Sizin de mutsuzluk veya strese sebebiyet veren durumları analiz etmenizi ve üstüne düşünmenizi öneririm. Mutlu olmak için sadece kendinize ihtiyacınız var, unutmayın. Mutluluklar ile kalın, mutlu kalın.

Muhammed Yenice

Mutsuzluk ve Beraberinde Getirdikleri ile Yaşamak..” üzerine bir yorum

  1. Sizi uzun süredir takip ediyorum, çok tebrik ederim. Bir gün gelecek Türkiye çapında sözü geçen biri olacaksınız. Hem ekonomi ve iş hayatında, hem sosyal hayatta başarılı olacağınıza inancım tam. Yazılarınızı bekliyor olacağım.

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın